'Laikliğe sahip çıkmazsak Ortadoğu'ya benzeriz'

Sakin, kararlı, doğal otoriter, lider... Haliyle, cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu'nun karşısında kendinizi 'görücüye çıkmış' gibi çekingen hissediyorsunuz. Yemin ederim, elimi ayağımı nereye koyacağımı kestiremedim

'Laikliğe sahip çıkmazsak Ortadoğu'ya benzeriz'

Ekmeleddin Bey sohbetimizden sonra şu mesajı verdi: “Bayram münasebeti ile tüm cihana barış niyaz ediyor, rehin evlatlarımızın bir an önce dönmesini diliyorum. Vatandaşlarımızın da analarından emdikleri helal süt gibi oylarını uygun gördükleri adaylara vermelerini arzu ediyorum”

Röportaj : Neslihan Yavuzcan

neslihanyavuzcan@gmail.com

Siyasi kampanyalar nezaketsiz gidiyor. Aynı fikirde misiniz?

Bu, Türkiye Cumhuriyeti’nin en yüce makamı için yapılan bir yarış. Böyle bir makam için yarışacak insanların, buna layık bir üslup kullanması lazım. Yarış çelebice, efendice, kibar ve centilmence, saygın olmalı. Ben buna uyuyorum.

Tayyip Bey size “Vefasız” diyor ve ekliyor; “İslam Kalkınma Teşkilatı’na ben getirdim”. Buna cevabınız ne olur?

Söylediği doğru. Türk hükümeti beni aday gösterdi ve kazanmam için çalıştı. Bunu her zaman takdirle anıyorum. Ama şu da bir gerçek ki; hükümetler benden sonra da çok farklı ya da benzer yerlere aday gösterdiler, kimse kazanmadı. Ben kazandım ve ülkemin milli meselelerine hizmet ettim. Sayın Cumhurbaşkanı da çok güzel bir takdir mektubu yazdı. Dolayısıyla ne vefasızlık ettim, ne nankörlük. AK Parti’ye ihanet etmiş ya da AK Parti’nin adayı iken başka bir şey yapmış değilim. Cumhurbaşkanlığı adaylığı anayasal bir haktır ve herkese açıktır. İki parti birleşip beni aday gösterdi, mesele budur.

Anayasa’yı değiştirmek istiyorlar. Torba yasalarla gece bile kanun çıkarılıyor. Ne dersiniz?

Bu, demokrasiyi zorlamak manasına gelir ve bu şekilde sürerse bir yerden patlak verir. Sonuç Türkiye’nin lehine olmaz. “Seçileceğimden eminim”

Cumhurbaşkanı seçilirseniz kadro değiştirecek misiniz?

Bu çok yanlış. Makama yeni gelenlerin, eskileri atması intikam duygusudur. Oysa devlete sadakatle hizmet etmişlerse, siyasi tercihlerini kullanmamışlarsa o hizmet sürmeli. Çünkü o bir birikimdir, tecrübedir. Yeniler, daha rahat çalışacağı arkadaşlarını yanında getirir elbette. Ama marifet yeniler ile eskilerin uyumlu çalışmasını sağlamak

Çankaya’ya yerleşirseniz hayatınızın akışı nasıl olacak?

Aynı kalacak. Yine erken kalkacak, rutinimi yerine getirecek, devlet işlerini layıkı ile yapmaya devam edeceğim.

Ya seçilmezseniz?..

Seçileceğimden eminim. Çünkü halk değişim istiyor. Uygun gördüğü kişiyi o makama getirecektir.

Dünya’yı ve Türkiye’nin durumunu nasıl görüyorsunuz?

Ben her zaman iyimserim. Çünkü hayata bağlı olmak; ilerlemeyi, gelişmeyi, hayatın daha iyi, çekilir, güzel hale gelmesini sağlamak demektir. Türkiye’nin daha iyi, müreffeh ve huzurlu olacağına inanıyorum. El ele verirsek, burayı dünyanın en huzurlu ülkesi haline getirebiliriz. Çünkü Allah bize her şeyi vermiş.

Dünyada neden savaşlar ve açlık var? Müslümanlar niye birbiriyle çatışıyor?

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yavaş yavaş önce Batı Avrupa, sonra Orta ve Doğu Avrupa demokratikleşti, şimdi hepsi huzurlu. Ortadoğu ülkeleri ise maalesef demokrasi imtihanında sınıfta kaldı. Tüm bu sıkıntılar, savaşlar bundan kaynaklanıyor. Şimdi Latin Amerika, Güney Asya ve Afrika’nın bazı bölgelerinde demokratikleşme ilerliyor. Ortadoğu ise en az gelişmiş bölge. Demokrasi, insan hakları, ılımlılık, din-siyaset ayrımı gibi konularda çalışılırsa Ortadoğu’da huzura kavuşuruz. “Avrupa normlarında yaşamayı sürdürmeliyiz”

Gelecek dönemde Atatürk’ün üzerinde önemle durduğu Laiklik ilkesi değişecek mi? Laik kalacak mı Türkiye?

Bu değerleri savunuyor ve diyorum ki; her zamankinden de fazla laikliğe sahip çıkmalıyız. Demokrat, insan haklarına saygılı ve hukukun üstünlüğünü gözeten bir ülke olmalıyız. Türkiye, bu değerlere sahip çıkmayıp kaybederse Ortadoğu ülkelerinin durumuna sürüklenebilir. Avrupa normlarında yaşamayı sürdürmeliyiz. Aksini düşünmek bile istemiyorum, Allah korusun. Babaannem Cemile Sultan’ın torunu, dedem de Atatürk’ün silah arkadaşı Miralay Ahmet Nuri Bey’di. Babaannem Fransızca, Osmanlıca, Farsça konuşurken ben İngilizce ile yetiniyorum.

Cumhuriyet döneminde bir kök, yani kültür mü kesildi?

Bu sorunuzu önemsiyorum. ‘Türkiye Cumhuriyeti ve Osmanlı Mirası’ diye bir yazı yazmıştım. Biz bu devamlılığı kaybettik. Bu yüzden bugün din konusunda anlayışımız, o yüksek Osmanlı kültürü anlayışından uzaklaştı. Her medeniyetin değişik seviyeleri vardır, bir de yüksek şehir kültür seviyesi vardır. Türkiye’de; başkent İstanbul ve saray kültürü, anneannenizin nesliyle sona erdi. Yerine gelen nesil, kanalları kaybedince o bağı kuramadı. O zamanki din anlayışımız ise daha çok Anadolu’da devam etti. O anlayış şimdi İstanbul’a ulaştı, muhafazakarlık açısından o dönemi yaşıyoruz. Özellikle dil üzerinde duruyorum, çünkü 1920’lerdeki Türkçe mükemmel ve yüksek bir dildi. O dili kaybettik. Türkçe’nin inceliği, İstanbul şivesi, İstanbul örf ve adetleri insanların birbirine hitap ve selamlaşma şekli, bunlar kayboldu. “Her gün bir saat yürüyorum”

Günlük hayatınızda neler yapıyorsunuz? Egzersiz yapar mısınız mesela? Nasıl beslenirsiniz?

Sabah erken kalkar, namaz kılar, bir saat yürürüm. Yeniköy-Tarabya arasını çok severim. Eve dönüp kahvaltımı yapar, gazeteleri okurum. Akşama kadar randevular, görüşmeler olur. Vakıf toplantıları, ilmi araştırmalar, uluslararası toplantılar, yurt dışına gidip gelmeler... Kahvaltıda beyaz peynir, zeytin, salatalık, domates, çay severim. Tatlı tüketimine dikkat ederim. Öğle yemeğini hafif geçiştirir, gece yemem. Et yerine salata, çorba, sebze ağırlıklı beslenirim.

“Hanım pişirse de yesem” dediğiniz bir yemek var mı?

Bizim hanım çok kabiliyetlidir. Usta aşçı olan annemden el almıştır. Rodoslu annem çok güzel Türk ve Osmanlı yemekleri bilirdi. Ama ben yemek ayırmam.

‘ADIMIN SELEHATTİN'DEN NE FARKI VAR?'

Ekmeleddin adı Kml’den geliyor. Yani Kemal’den. ‘Ekmel’ olgun insan demek. Neden isminiz herkesi şaşırttı?

Dersinizi iyi çalışmışsınız, tebrik ederim. 13. ve 14. Yüzyıl’da Anadolu’da çok kullanılan bir Türk ismidir bu. Şehabettin, Nurettin, Selahattin’den farklı değil. Adıma şaşanlar niye Selahattin’e şaşmıyor? Arayanlar için bahane çok. Ekmeleddin; dinin en mükemmeli, en yücesi, yıldızı manasında. Anadolu’da küçükler bana “Ekmeleddin Amca” diyor. İstanbul ve Ankara’da da laf takıyorlar bana. Hoşuma gidiyor, gülüyorum.

‘SAYGI, HUZUR, GÜVEN BENİM İÇİN AŞKTIR’

Ekmeleddin Bey’in eşi Füsun İhsanoğlu bir sağlıkçı; eczacı. Türkiye’nin sağlığını sorduk kendisine, “Çok iyi olacağına inancım sonsuz. Ekmel Bey vatanımız için mükemmel şeyler yapacaktır” dedi. Gördük ki Füsun Hanım da eşi gibi huzurlu ve sakin bir kişiliğe sahip.

Ekmeleddin Bey cumhurbaşkanı seçilirse nasıl bir yol izleyeceksiniz?

Bunun takdiri ilahi olduğunu, hayırlısı ise Allah’ın nasip edeceğine inanıyorum. Ekmel Bey’in vatanımız için mükemmel şeyler yapacağına inancım sonsuz. Çok çalışan, çalışırken dinlenen, vizyon ve prensip sahibi bir insan olarak çok büyük artılar ve değerler kazandıracaktır Türkiye’ye.

Eşiniz seçilirse cumhurbaşkanı eşi olarak sorumluluklarınız artacak. Bir çalışma programı geliştirdiniz mi?

Bu makam bize nasip olursa, özellikle hanımlarımız, çocuklarımız, engellilerimiz için ilgilenmemiz gereken önemli konularımız var. Küçük yaşta evlendirilen kızlarımız, kadınlarımıza uygulanan şiddet... Kadın sığınma evlerinin yetersizliğini gördüm, sayısını arttırmak lazım. Yaşlılara sağlanan imkanları da... Gençlerimizle, doğayla, hayvan hakları ile ilgili yapacaklarımız var. İslam ülkelerini gördüm, özellikle Afrika’da gönüllülerin neler başardığına tanık oldum. Bizde çok daha fazlası olmalı.

Nasıl bir politika uygulayacaksınız?

‘Büyüdükçe küçülünüz’ terbiyesi ile yetiştirildik biz. Tevazunun ve kanaatkar olmanın önemini biliyoruz. Devleti temsil edenlerin belli idealde ve belli ölçüde olması lazım. 

Aşk nedir sizin için Füsun Hanım?

Saygıdır, güvendir, huzurdur. Bu üç önemli unsur varsa aşk da oluyor. Hepsi birbirini tamamlıyor.

42 yıllık evlisiniz. Aynı aşkla mı devam ediyorsunuz?

Elhamdülillah, ciddi bir şeyimiz yok. Her ailede ufak tefek şeyler olur, olmazsa yadırgarım. Ama saygınızı, edebinizi, aldığınız terbiyeyi kaybetmedikçe sorunlar uzun soluklu olmuyor.

(02.08.2014 tarihli ekten alınmıştır)