Limonata serinliği

Yaz sıcağında hararetinizi kesmek için buz gibi bir limonata yudumlamak istemez misiniz?

Cumartesi, 12 Eylül 2009 - 11:42

Limonata serinliği

Zeyno Gürses / POSTA [email protected]

Öğle vakti bir şeyler atıştırmak için kendinizi ofisten dışarı atmışsınız. Biraz temiz hava solumak, biraz yer değiştirmenin ferahlığını yakalamak istiyorsunuz. Sokakta yürümeye başladınız, fakat beşinci adımda tepenizden bakan güneşin kavurucu etkisi ile yüzleşmek durumunda kalıyorsunuz. Sokakta sizin gibi yürüyen bir sürü insan var. Kimi elindeki gazeteyi yelpaze yapmış sallıyor, kimi yüzünden süzülen ter damlacıklarını engelleyebilmek için çantasında mendil arıyor. Siz ise azimlisiniz. O gölgeliğe er ya da geç ulaşacağınızdan eminsiniz. Birkaç adım daha ve araba egzosları geride kalacak öğle yemeğinizin tadına varacaksınız. O son adımlar esnasında susuzluğunuzu giderecek en iyi seçeneğin ne olduğunu bulmaya çalışıyorsunuz. Ve nihayet o restorana ve o gölgeliğe kavuşuyorsunuz. Yanınıza gelen garson ise şu şekilde sizi karşılıyor: “Hoşgeldiniz, buyrun menümüz...

Yemeğinizi seçerken hararetinizi kesmek için biraz önce hazırladığımız buz gibi limonatayı yudumlamak ister misiniz?”... İşte resim tamamlanıyor, hayali kurulan soğuk lezzet bir mucize gibi gökten düşüyor ve siz kalkıp garsona sarılıp, onu öpmek istiyorsunuz. Kışın bir fincan sıcak çikolata nasıl içinizi ısıtırsa yaz sıcakları bastırdığında da ‘limonata’ kadar serinletici, hararet kesici bir içecek düşünülemez. Pastaneler, büfeler limonatayı en görünür yerlerinde sergiler, restoran, cafe menülerinde limonatalar bazen sade, bazen yorumlanmış şekilleri ile boy göstermeye başlar. Bundan yıllar önce Fransa’da limonata sunumunu farklı bir şekilde tecrübe etmiştim. Bulunduğum cafede limonata ısmarladığımda, garson tepsinin üzerinde üç ayrı şişecik getirmişti. Bu şişeciklerden birinde yeni sıkılmış, posalarını net olarak görebildiğim limon suyu bulunuyordu. İkinci şişecikte soğuk su, üçüncüde ise önceden hazırlanmış şeker şurubu vardı. Garson, önüme ucunda limon kabuğu bulunan bir bardak uzattığında ne yapmam gerektiğini anlamıştım. “Kendin karıştır, kendin iç!” Karışımın oranları bana bırakıldığı için çok mutlu olduğumu gayet net hatırlıyorum.

Son yıllarda önce New York’lu aşçılarda başlayan ve gitgide yayılan yeni bir limonata akımı var. Bu yeni nesil limonatalar mevsim meyveleri ve taze otlar ile renklenmiş ve aromalanmış oluyor. Şeftali zamanı limonata içinde şeftaliler, kiraz mevsimi ise kirazlar yer alabiliyor. Kavundan çileğe, taze naneden tarhuna birçok aroma katkısı limonata ile uyum sağlayabiliyor. Örneğin zencefil biberimsi bir his uyandırırken limonataya dahil edilen kurutulmuş limon kabukları asiti daha da belirginleştirebiliyor. Öte yandan bir de limonatayı meyve tabağına döndürme modası var ki nedense o akıma bir türlü alışamıyorum. Limonataya ulaşana kadar yarım kilo meyve yiyor, ferahlayayım derken midenizi dolduruyorsunuz. Özellikle yiyecekleri gözden çıkartmayı sevmeyen benim gibiler için bu meyve tabağından dönme limonataların bir son bulması hayırlı olabilir. Son olarak tarhun aroması ile yapılan limonatanın tarifini sizlerle paylaşmak istiyorum. Burada kullandığınız taze ot aromasını tercih ettiğiniz bir başkası ile değiştirebilirsiniz...

TARHUN AROMALI LİMONATA

Malzemeler:

- 2.5 litre su, 17 adet tarhun, 1.5 lt taze limon suyu, tuz ve buz

1 litre suyu şekerin tamamı ile kaynatmaya başlayalım. Kaynama noktasına ulaştıktan sonra arada bir karıştırarak düşük ateşte, yaklaşık 25 dakika ısıtalım. Bu işlem sonucunda 1 litrelik suyumuz 750 litre gibi bir miktara düşecektir. Şeker şurubunu ateşten alarak içine 5 sap tarhun ekleyelim ve karıştırmaya devam edelim. Biraz zahmetli de olsa yarım saat kadar bu aktiviteye sabırla devam edelim. Bir sürahinin içine geri kalan su ile birlikte şeker şurubu ve limon suyunu ekleyelim. Ardından bir tutam tuz ekelim ve hepsini bir kaşık ile karıştırdıktan sonra her bardağı limon dilimi ve taze tarhun ile süsleyerek buzların üstünde servis edelim.