Lüferi nasıl kurtarırız?

Milliyet Cadde yazarı Mehveş Evin, lüferi kurtarmak için önerilenleri yazdı

Perşembe, 15 Nisan 2010 - 18:06

Lüferi nasıl kurtarırız?

Bu hafta deniz meselesine taktım. Çevre umurunuzda değilse bile midenize sesleniyorum: Bu gidişle balık malık kalmayacak! İşte aykırı balıkçı ‘Baba Yalçın’dan radikal öneriler!

Malumunuz, ‘İstanbullu Lüfere Hasret Kalmasın’ kampanyasında, işletmecilerin ve aşçıların verdiği ortak karara dün yer verdik: Neymiş, artık çinakop ve sarıkanat yemiyoruz. 24 santimin altındaki lüferi reddediyoruz!
Fikir Sahibi Damaklar ile TÜDAV’ın düzenlediği ‘lüfer’ toplantısında, farklı fikirler ve önerilere de yer verildi. En radikali, ‘Baba Yalçın’ın konuşmasıydı. Bostancı Su Ürünleri Kooperatifi üyesi Yalçın Günay Çelik, konuşmacıların sunumu sırasında bile hop oturup hop kalktı. Nedeni, balıkçılıktan ekmeğini kazandığı halde bugün olanlara fena halde isyan etmesiydi. Beş torba dolusu fotoğraf, belge ve yazılarla birikimini harmanlayıp aktarması elbette ki 15-20 dakikaya sığmadı. Üstelik inanılmaz esprili ve renkli bir insan olduğu için herkese laf atmayı da bildi.
Baba Yalçın’la panelin sonunda sohbet ettik. Hızına yetişmek pek mümkün olmasa da, 50 yıldır balıkçılık yaparak geçimini sağlayan bu kıymetli deniz insanının söylediklerinden notlar çıkarttım:
- Denizlerimizde tükenen canlılardan bahsederken ‘deniz kürtajı’ demeyi tercih ediyor. Trol ile gırgırların hemen, acilen durdurulması gerektiğini söylüyor.
- Baba Yalçın’a göre radikal reform şart: “Adına ister mavi seferberlik deyin, ister mavi açılım! Devletin bu işe dur demesi gerekiyor.”
- “Teşhis olmadan tedavi mümkün değil” diyerek, Marmara Denizi haritasını çıkarıyor: “Boğazın girişini, adalara birlikte tamamen trol ve gırgıra kapayacaksın. Sadece geleneksel balık avcılığına izin vereceksin. Bak o zaman lüfer, uskumru, orfoz geliyor mu, gelmiyor mu?”
- İkinci av yasağı gerektiren bölge, Çanakkale boğazı, Saros, Adalar. “Gece kameralarını seferber edelim. Yakaladığın an enseleyeceksin. Bir daha sonsuza kadar balıkçılıktan men edeceksin. Bak yasağa o zaman nasıl uyuluyor?”
- Bu iki boğaz ‘biyolojik koridor’ diye biliniyor: “20 yıl önce yasak uygulansaydı bugün yok olan 103 tür yaşardı.”

Para cezası yetmez!

- “Tershanelerin yeri Tuzla, bu da yanlış. Planktonlar, zooplanktonlar yok oluyor. “
- “Sahil güvenliğin kestiği ceza caydırıcı değil. 250 bin liralık çinakop avlamış. Buna 25 bin lira ceza kesersen gülerler.” (Genellikle cezaların tahsil edilemediği söyleniyor.)
- Baba Yalçın, genel av yasağının 15 Nisan’dan 1 Mayıs’a çekilmesi için kumpaslar döndüğünü anlatıyor: “Kışın kötü hava şartlarından etkilendik diye bunu kooperatifler istedi. Aha hava raporunu aldım. Yok öyle bi’şey!” (Hakikaten de aylara göre poyrazı, fırtınayı, lodosu, yani balıkçılar için verimsiz geçen günlerin listesini çıkarmış!)
- Adalar, ‘orkinosların aşk üçgeni’ diye bilinirmiş. Ancak tam havyar zamanı suyun yüzeyine çıkan orkinos, sadece 2003’te 2 bin 300 ton avlanmış.
Bunlar, Baba Yalçın’ın bir nefeste anlattıkları. Ona göre ‘denizin kanını emenler’ durdurulmazsa yarın, bugünü bile mumla arayacağız. Kimileri ekonomik olarak bu yasakların uygulanamayacağını söyleyecektir.
Benim de cevabım şu olacak: “Beş yıl sonra HİÇBİR ŞEY avlayamayacaksan, şimdi cebine girenin faydası ne?”
Anlayana...

TROL MAHVEDİYOR

Baba Yalçın, ne akademisyen, ne de yetkili... Ancak “uzman” denecek pek çok insandan kat be kat daha bilgili, takipçi olduğu aşikar. İşte yanında taşıdığı belgelerin arasında, National Geographic (Nisan 2007) tarihli bir yazıdan bilgiler:
- Dünya genelinde balık, kabuklu ve yumuşakça tüketimi kişi başına 16 kilogramı buluyor.
- Avlanan ve kültürle elde edilen balıklara dayalı küresel üretim 2002’de, 50 yıl önceki düzeyin beş katını aşan bir miktarla 101 milyon ton balık sağladı.
- Trol avcılığı toplam balık avının ancak yüzde 22’sini sağlarken, tahmini ıskartada (hedef dışı avda) yüzde 50’yi aşkın bir payla ilk sırayı alıyor.
- Dünyadaki balıkçılık ve akuakültür işçilerinin yüzde 85’i Asya’da yaşıyor ve Çin, toplamın üçte birine varan bir oranla ilk sırada yer alıyor.
- Gelişme yolundaki ülkelerin toplam balık ihracatı içindeki payı 2004’te değer olarak yüzde 48, miktar olarak ise yüzde 57 düzeyindeydi.


GIRGIRLA TROLÜN FARKI NE?

TROL: Bir veya iki tekneyle denizin dibini tarayan ağ, av aracı. Dipteki küçük büyük balıkların yanı sıra yumurtaları da yok ediyor.

GIRGIR: Yüzey balık avlanmasında kullanılan ticari av yöntemi: Çember şeklinde uzunca bir ağ denize dökülüyor, ağ adeta bir havuz oluyor. Balık, çekildikçe ufalan ağda sıkışıyor.

TÜRKiYE E-KiTABA HAZIR!

Aylardır kindle, i-Pad üzerine yazıp çizdik. Sıra tam olarak bize gelmiş değil çünkü Türk okuru henüz teknolojinin bu nimetlerinden yararlanamıyor(du).
Ancak Türkiye’nin en büyük online kitapçısı idefix.com, e-kitap için ilk hamleyi yaptı ve bir e-platform kurdu. Başta Can Yayınları olmak üzere, yayınevleriyle anlaşıp, okurun istediği kitabı online ortamda okuyabilmesini sağlayacak bir yazılım geliştirdi.
- İdefix’in oluşturmayı hedeflediği e-kitap platformu, e-kitapların kindle benzeri e-kitap cihazlarına, PC’ye yüklenen bir yazılım aracılığıyla PC ve laptoplara ile mobil cihazlara (iPhone v.b.) indirilebilmesini sağlayacak.
- Cihazların Türkiye pazarına ve Türkçe’ye uyumları sağlandı, yazar, yayınevi ve okurun haklarının korunması için gerekli altyapı tamamlandı.
- Geliştirilecek API yazılımıyla iş ortaklarının kendi sitelerinden kolaylıkla e-kitap satışı yapmasına da olanak verilecek. Bu yolla yayınevlerinin korunması sağlanırken pazarın çeşitli cihazlar ve siteler üzerinden yayılmasına olanak sağlamak hedefleniyor.