Lüksün gündüz şıklığı: Chloe

Lüksün gündüz şıklığı: Chloe

İkinci Dünya Savaşı’ndan yeni çıkmış Avrupa’da günlük yaşamın yanı sıra moda açısından da yeni bir hayat başlamıştı. Özellikle modanın beşiği Paris’te, savaşın ara verdiği moda bütün ihtişamıyla yeniden dirilmişti. Savaş sonrası Christian Dior, New Look tarzıyla kadın giyiminde yeni bir çığır açmış, ‘daha femimen bir kadın’ yaratmıştı. Haute-couture bütün ihtişamıyla geri dönmüştü.
İşte bu ortamda Gaby Abighon adlı tasarımcı, 1952’de Chloe’yi kurdu. Böylece Gaby Abighon, moda dünyasının ilk lüks hazır giyim markasını kurmuş oldu ve ilk lüks hazır giyim tasarımcısı ünvanını elde etti. Chloe kısa sürede, Paris’in şık hanımlarının gündüz giyeceği giysiler için harika bir adres oldu. Gaby Abighon markasına, ‘haute-couture’cüler gibi kendi adını değil, Chloe adını vermişti.
Abighon, neden bu ismi verdiğini ise şöyle açıklamıştı: “Chloe çok yakın bir arkadaşımın ismiydi ve onu çok sempatik buluyordum. Markaya kendi adımı koyamazdım, çünkü bu o zamanlarda kabul edilmiyordu. Mitolojide büyüler yapan bir cadının ismi olarak bilinen Chloe’nin markamıza çok yakışacağını düşündüm. Her ne kadar büyücü olmasak da güçlüydük!” Chloe ismi markanın istediği sıcaklığı ve feminenliği yansıtıyordu. Gaby Abighon bir süre sonra, modacı Jaques Lenoir ile ortaklık kurdu ve 1956’da birlikte yarattıkları ilk koleksiyonlarını Paris’in efsanevi kafesi Cafe de Flore’da sundular.
Paris’in en şık semti olan Saint Germain’deki Cafe de Flore’da bir kahvaltıyla sunumu yapılan birbirinden şık giysiler davetlileri büyüledi. Diz hizasında, desenlerin ve şifonların yer aldığı günlük şıklık böylece belirlenmişti. Chloe’nin hedef kitlesi yeni nesil Parisli’lerdi. Chloe 60’larda daha popülerleşti. 1966’da ‘büyücü cadının’ adını taşıyan Chloe, modanın büyücüsü Karl Lagerfeld’le anlaştı. Lagerfeld markanın kreatif direktörü oldu. Karl Lagerfeld’le birlikte marka daha büyük bir yükselişe geçti.
70’li yılların moda ikonları onun kreatif direktörlüğündeki Chloe’nin sadık müşterileri oldu. Jackie Kennedy, Brigitte Bardot, Maria Callas, Grace Kelly; Chloe’den çıkmıyordu. Bu dönemin moda ikonlarının, jet sosyetesinin günlük kıyafetlerinin etiketinde Chloe yazıyordu. Gece kıyafetlerinde o dönemde Dior, Chanel, Givenchy, Lanvin ne ise, gündüz kıyafetlerinde Chloe oydu. Gündüzleri kadınlar en feminen ve romantik giysileriyle, Chloe’leriyle Paris’in şık semtlerinde dolaşıyordu. Chloe bugüne kadar Karl Lagerfeld, Stella McCartney gibi dünyaca ünlü modacılarla çalıştı.
En uzun süre ise Karl Lagerfeld; tam 18 yıl boyunca Chloe için çalışmıştı. Chloe, kurulduğunda belirlediği romantik ve şık çizgisini hep sürdürdü. Bugün ise Chloe’nin ünlü müşterileri arasında Nathalie Portman, Kirsten Dunst gibi yeni kuşak film yıldızları bulunuyor. Chloe’nin bugünkü tasarımcısı Hannah MacGibbon’un elinden çıkmış olan bu sezonki koleksiyonu da, markanın çizgisini hiç değiştirmeden buram buram romantizm kokuyor. Fırfırlar, fiyonklar yine Chloe koleksiyonunda yerini alıyor. İpek fırfırlı buluzlar, fiyonk detaylar gerçekten büyüleyici. Bu şık buluzlar deri pantolon ve şortla ya da kumaş pantolonlarla kombinlenmiş. Koleksiyonda, uzun kollu kaşe elbiselerin yanı sıra; uzun şık elbiseler de dikkat çekiyor.
Bedene oturan kabanlar ya da pelerini andıran paltolar bu yılın şık sokak kıyafetlerinin işaretini veriyor. Kıyafetler babetler ve çantalarla tamamlanıyor. Bu sezon Chloe’nin renkleri ise, sütlü kahve, bej ve grinin tonları, siyah ve lacivert.