www.posta.com.tr
  • Açılış sayfam yap
  • Üye Girişi
  • Canlı Skor
  • RSS
  • Mobil
  • ALTIN87,4850 %-0,40
  • BIST76922 %-0,74
  • EURO2,8678 %-0,34
  • USD2,2334 %0,17

Atılan taş ve ürken kurbağa ilişkisi!

21 Ocak 2014
Yazı Boyutu:

TRT 1 pazar akşamını saat 20.00’den başlayarak gece yarısına kadar tek diziye teslim etti. Ekranlarda ilk kez uygulanan bir yöntemle iki yeni bölümü art arda yayınlanan “Bir Yusuf Masalı” isimli dizinin iki de tekrarı hemen ardından yayınlandı... Yani TV izleyicileri ilk kez bir gecede dört bölüm diziyle tanışmış oldu. Peki atılan taşla ürken kurbağa ilişkisi ne oldu dersiniz? Açıkçası dizinin dört bölümü de ilk yüz listesine girdi (AB izleyici grubunda) ama skor tabelası aşağılara doğru seyrediyordu... İnsan çok güvenilen ve uğruna risk alınan işlerin çok daha iyi bir skora erişmesini istiyor. Ama TV izleyicisi çoğu zaman kanal yöneticilerinin bu temennisine aynı sıcaklıkla yanıt vermiyor işte. Ne diyelim, en azından bir ilk denenmiş oldu!



Nejat'ın işleri

Aktör Nejat İşler’in ani bir şekilde hastaneye kaldırılarak yoğun bakımda tedaviye alınması hafta sonunun en can sıkıcı gelişmelerinden biriydi... Bu yazıyı kaleme aldığım saatlerde Nejat’ın tedaviye az da olsa olumlu yanıt verdiğini okudum. Temennim çok net; Türk televizyon ve sinemasının yeni nesil devlerinden biri olan Nejat İşler’in bir an önce sağlığına kavuşması... Sosyal medyada yayılan “ölmek istiyor” balonlarına hiç itibar etmedim. Aynı şekilde Nejat hakkında kalabalığın ruhuna kapılarak görüş bildiren “az ünlü” tayfasının samimiyetine itibar etmediğim gibi... Neyse; özellikle “Aliye”den başlayarak yer aldığı her işte kendisini ayrı bir tutkuyla sevdiren Nejat’ın daha yapacağı çok iş olduğunu düşünüyorum. Takdir yüce yaratanındır ama bu yoğun sevgiyi gözden kaçıracağını düşünmüyorum. Ne diyelim; haydi Nejat, “Gurur” isimli diziden itibaren neredeyse 20 yıldır kesintisiz olarak hayatımıza giren karakterlerin Rüzgar, Ali, Ercüment, Cemal, Deniz, Yağız, Ensar, Kaan gibi dimdik çık karşımıza. Biz onları senin sayende sevdik; hiçbirimizi yetim bırakma...

*

O zaman sarı taksi var mıydı?

Benim bildiğim ve hatırladığım kadarıyla ticari plakalı taksiler “Karadayı” (atv) dizisinin hikayesinin geçtiği 70’li yıllarda henüz şimdiki tek tip rengi sarıya dönüşmemişti... Hatta taksi ya da dolmuş olarak çalışan araçların ticari gürünümünü kapı camlarının hemen altındaki sarı siyah ya da farklı renklerde olan damalı bir kuşak belirliyordu... Meseleyi uzatmayalım. “Karadayı” dizisinin geçen bölümünde Turgut’un babasıyla Feride’nin buluştuğu sahnede arkadan bir sarı taksi geçti. Küçük bir detay ama taksimetresi de dışarıda değildi... Taksimetreler 1980’lı yıllarda düzenlenen bir kanunla araç içine alındı. Ondan önce aracın ön pencerelerinden birinin yanında dururdu... Aman Allah’ım ne kadar çok nostalji yaptık. Bu bile “Karadayı” dizisinin hayatımızdaki önemini belirliyor, ne dersiniz?

*

Yarışma bitti mi?

Kanal D gündüz kuşağında bir takım düzenlemelere gitti. İzleyicinin en merak ettiği ayrıntı “Bana Her Şey Yakışır” isimli yarışmamoda programının devam edip etmeyeceği... Haberimiz bu zaten. Yarışmanın yeni bölümleri çekiliyor. Zaten bant çekim olduğu için program ekibi yeniliklerle yayına girecek şekilde titizleniyor ama kendi kanılında mı, onu şimdilik söyleyemiyorum... Bir de sıklıkla sorulan bir başka mesele var. “Evim Şahane”nin fiks bir saati olacak mı? (14.15, 14.30, 14.40 ve son olarak 15.00’te yayınlandı.) Onun yanıtı da net. Evet, bundan böyle her gün 14.45’te yayında olacak ve yeriyle oynanmayacak. Programın bitirileceği dedikodularına girmek bile istemiyorum; “içiniz rahat olsun” derim!

*

Nerede o ihtişam?

“Medcezir” (Star Tv) dizisinde çok zengin ailelerin hayatlarını izliyoruz. Çok şık, çok havalı, kendini beğenmiş, Türkiye’de çok ünlü, saygı ve ilgi gören, medyada çok haberleri çıkan aileler var. Kocalar, ülkenin önemli işadamları, eşleri ise sosyetenin gözdeleri... Gel gör ki dizinin çok zengin şımarık çocuğu Mira’nın eski sevgilisi Orkun’un çok zengin işadamı babası vefat edince meselenin o kadar da şaşalı olmadığı ortaya çıktı. Camideki cenaze namazına taş çatlasa 15, bir de cami cemaatinden 6 kişi katıldı... Nerede görmeye alıştığımız üzere o kadar kameraman, muhabir, magazinci? Nerede ülkenin ünlü işadamları, sosyetesi, sanat dünyası, cemiyetin parlak isimleri? Hadi bunları da boş verin en önemlisi akrabalardan kimseler yoktu ortalıkta... Dizideki karakterler, iş ve sosyete dünyasına rezil olmaktan korktuklarının altını çizerlerdi hep. Bu önemli cenazede in cin top oynuyordu resmen. Nerede kaldı gerçeklik duygusu? (Teşekkürler Mehmet Türk)

*

Muradımıza erdik!

“Kızılelma” (TRT 1) dizisindeki bir takıntı çok dikkatimi çekti. Hikayenin ana karakterindeki Murad isimli arkadaş adının sonunda bulunan “d” harfi için komutanını pataklıyor... Aynı şekilde “d” takıntısına dizinin farklı sahnelerinde de yer veriliyor, altı çiziliyor. Murad kardeşimizin ismini “Murat” olarak telaffuz edenlere olan düşmanlığını henüz anlayamadık ama bildiğim kadarıyla aynı hassasiyeti yarışmalarda göremiyoruz... Birçok bilgi yarışması Osmanlı sultanlarında yaygın görünen Murad ismini ‘Murat” olarak ekrana taşıyor. Doğrusu Murad olmalı, evet... Hani bunu düzeltmek için “Kızılelma”daki Murad’ı mı üstlerine salalım?

BU HABERİ PAYLAŞ