www.posta.com.tr
  • Açılış sayfam yap
  • Üye Girişi
  • Canlı Skor
  • RSS
  • Mobil
  • ALTIN83,2560 %-2,11
  • BIST81064 %1,46
  • EURO2,7645 %-0,58
  • USD2,1985 %-0,32

Tesisatçılık mesleği biter!

19 Şubat 2013
Yazı Boyutu:

“Ben Bilmem Eşim Bilir” (Kanal D) hakikaten eğlenceli bir yarışma. Her şeyi bir kenara koyun çok yakında özellikle katılan ev kadınlarını ciddi bir meslek sahibi yapabilir diye düşünüyorum... Aslında üç saatte izleyip öğüttüğümüz yarışmanın çekimleri 14 saat kadar sürüyor. Bir başına düşünürseniz bu neredeyse mesleki eğitim kursunda verilen ders saati toplamıdır...

Eh bir de her hafta el becerisine ve kas gücüne yönelik oyunları hesap edin. Mesela önceki akşam yeni başlayan tarif üzerine matkapla delik açma oyununu... Vallahi yengelerimiz benim diyen tesisatçının yapamadığı işleri ekranda şipşak hallediyor. Bu işin gidişi nettir, evlere servis yapan her seferinde de işçiliğe çaktırmadan bir 10 kağıt daha ekleyen tesisatçılar yakında gidecek ev bulamaz... En azından söz konusu olan “Ben Bilmem Eşim Bilir” yarışmacılarının evleriyse!

SABAH EZANINA DİKKAT!

“Huzur Sokağı” (atv) dizisinin takipçileri arasında hemen her kesimden vatandaş var. İçerik anlamında muhafazakar bir kitlenin de diziye fazlasıyla ilgi gösterdiğini biliyorum... İşte o kesimden bir vatandaşımız bana dizide iki kez yaşanan bir yanlışın altını çizen bir mail göndermiş... Sabah ezanının okunmasında yanlışlık olduğunu öne sürüyor. Ben sahneleri bulup da izleyemedim. Ama yapımcıların en azından iki kez yanlış okunan ezan sahnelerini bulup düzeltilmesini sağlayacağından eminim. Elçiye zeval olmaz. Hassas bir iş çünkü!

YENİDEN BAŞLIYOR!

“Bugün Ne Giysem?” ekrana dönüyor. Show TV’nin gündüz kuşağı işleri içinde en çok ses getiren yapım bir süredir tatile girmişti... Belli ki boşluğunu doldurmak kolay değil. Hem ekran hem de içeriktekiler açısından. Mesela bir İvana Sert için iş “programı bittiği için depresyona girdi” haberlerine kadar gelmişti... Neyse, doğruysa da İvana Sert’in depresyondan çıkacağı netleşti. Çünkü “Bugün Ne Giysem?” jürisini mart başından itibaren yine ekranda yine birilerine ve birbirlerine laf dokundururken izleyeceğiz. Fena da olmayacak hani, en azından bu köşe için malzeme kıtlığı çekmeyeceğiz; ne dersiniz?

Yakında bir orkestra kurarlar!

Yakında bir “Leyla ile Mecnun” (TRT 1) orkestrası kurulur. Dizinin 50’nci bölüm kutlamaları için düzenlenen basına kapalı geceye davet edildim ve gittim... Uzun süredir gıyaben tanıdığım yapımcı Onur Ünlü’yle de tanışma faslını hallettim. Sessiz ama gözleriyle konuşabilen zeki bir adam. İlk bakışta içinde birkaç kişi olduğu hissini veriyor. Son bakışta da onlardan birkaçıyla tanışıyorsun zaten...

Mesela sahnede baterinin başında harikalar yaratan Onur Ünlü de bir diğer kişiliğiydi. Neyse! Asıl önemli durum şu. Biliyorsunuz “Leyla ile Mecnun” ekibi dizide kimi zaman kendi seslendirdiği işleri de kullanıyor. Ali Atay, Osman Sonant, Cengiz Bozkurt, Serkan Keskin’i şarkı söylerken izliyor ve eğleniyoruz... Aynı ekibi sahnede canlı performans sırasında izleyince bu duygular kendini ikiyle çarpıyor. Biraz ortak alıştırmayla içlerinden alternatif bir müzik grubu çıkaracaklardır. Müzikle ilişkileri Leyla ile Mecnun’un ilişkisinden çok daha umut verici çünkü!

ÇELAKIL GİTTİ Mİ?

Ömer Çelakıl’ın programının bittiği söyleniyor. Önceki hafta yayınlanmadı. Oysa FOX bir şekilde mevcudun bütününü şifrelere bağlayan Çelakıl’dan iyi bir reyting sağlıyordu... Bu gibi işlerde kulislerden çok olana itibar ederim. FOX ile öteden beri alışverişi olan, bir görünüp bir kaybolan Ömer Çelakıl’ın gittiğine inanmıyorum kısacası... Bu mesele muhtemel bir iş seyahati, o da değilse bir başka kanaldan el sallayıp kaybolma türünden bir nadasa bağlanabilir. Yoksa iyiydi be Ömer Çelakıl, kimi zaman fantastik edebiyat fenomenlerini bile kıskandıran şifreleriyle!

ÖDÜM PATLIYOR!

Kanal 7’nin harika bir basın bürosu var. İçerikleri hakkında düzenli bir şekilde bilgilendirme yapıyorlar. Ama seçtikleri o başlıklar yok mu, ödüm patlıyor her seferinde... Özellikle Feridun Kunak ve İkbal Gürpınar bültenleri tüyleri diken eden cinsten. Önceki sabah posta kutuma göz gezdirirken “Kul hakkını nasıl ödeyebilirsin?”diye bir başlığa rastlayınca, ilk refleksle “tövbe estağfurullah bilmeden kimin hakkını yedim acaba?” diye düşünüverdim...

Sonra bültenin İkbal Gürpınar programının tanıtımı olduğunu görünce inceden bir rahatladım... Sadece o mu, birkaç kez de Kunak hocanın bültenlerinde yüreğim hoplamıştı. Aman diyorum Kanal 7 basın bürosuna... Bu sansasyonel başlıklar bırakın programlarda kullanılsın. Ekranda bu tür kelime vitrinlerine nasıl olsa alıştık. Kişisel maillerde olunca insanın ödü patlıyor!

BU HABERİ PAYLAŞ