www.posta.com.tr
  • Açılış sayfam yap
  • Üye Girişi
  • Canlı Skor
  • RSS
  • Mobil
  • ALTIN86,0190 %0,95
  • BIST83282 %0,93
  • EURO2,7515 %-1,35
  • USD2,2220 %-0,06

Türkiye'nin Alacakaranlık serisi...

06 Ocak 2012
Yazı Boyutu:

“Alacakaranlık” diye bir seri var. Filmleri gişe, kitapları satış rekoru kırıyor. Vampirlerle başlayıp tüm doğaüstü yaratıkları filan anlatıyor... Önceki akşam “Muhteşem Yüzyıl”ı (Star TV) izlerken özellikle Hürrem’e suikast düzenlenen sahnede bire bir aynı atmosferi yaşadım. Sanki “Alacakaranlık”ın Osmanlı serisindeydim... Şunu söylemek gerek. Sanırım ülkemizde çekilen en iyi gece sahnelerinden biriydi. Belki de ilkiydi... O karanlıkta birbirini yüz metre öteden filan boğazından okla vuracak kadar şahin bakışlı yiğitler de olmasa sahnenin tadı damakta kalacaktı... Ya da dizide Mohaç Muharebesi’nde bile görmediğimiz kadar çok kılıç sahnesi olmasa o anı tadından yiyemeyecektim... Keşke sahne bize yalnızca “sade” bir gerilimi yaşatsaydı. İşte o zaman buraya “”Muhteşem Yüzyıl” yeni kanalında muhteşem bir başlangıç yapmış” notunu düşerdim!


Pazarcı ne demek?

“Kuzey Güney”de (Kanal D) Simay’ın sözde intihar girişimini sanırım izlediniz. Elindeki ilaç şişelerine dikkatli bakarsanız birkaçının vitamin olduğunu kestirebilirdiniz... Zaten sanırım onları yuttu. Diğer ilaçlara da dikiz attım. Son zamanlarda ilaç şirketleri maliyetleri düşürmek için ilaçları şişe ambalajlardan kaçınıp paketlere koyar oldu... Sanırım senaristlerin bu konuda bilgi güncellemesine ihtiyacı var. Tüm bunları bir kenara koyarsak dizide bizim Sultanahmet İngilizcesi dediğimiz meselenin en sıkı örneği verildi... Kuzey’in kankası Ali “pazarcılık” mesleğini eloğluna “Sunday Man” (Pazar Adam) olarak çevirdi ya, hakikaten komikti...

EURO KANAL RAHATLIĞI!

Hadi size sıkı bir tüyo vereyim. Eğer ekranı uydu üzerinden izliyorsanız neredeyse tüm kanalların Avrupa versiyonlarını da izleyebilme ihtimaliniz var... Buna göre, sevdiğiniz dizilerin çakıştığı akşamları Euro kanallar üzerinden takip edin derim ben. Yayın hem geriden geliyor hem de sizi reklama boğmuyor. Bunun yararları da saymakla bitmez; başta sinir bozukluğu yaşamamak üzere...

SHOW TV İŞİ ŞANSA BIRAKMADI!

“Muhteşem Yüzyıl”ın Star’a transferinden sonra herkes Show TV’nin boşalan o geceyi nasıl dolduracağını merak ediyordu... Kanal elindeki en büyük bombasını çarşamba akşamına koydu ve “Yetenek Sizsiniz Türkiye” ilk kez hafta ortasında “yeni bölümüyle” yayına girdi... Ortak olarak kabul edilen bir reyting ölçümü şu anda yok. Bir iki şirket kanallara özel ölçümler yapıyor. Bunlar içinde en dikkate alınanı şimdilik SBT... SBT sistemine göre Show TV bu hareketiyle boşluğu ciddi bir şekilde doldurmuş görünüyor. Çünkü “Yetenek Sizsiniz Türkiye” önceki akşam iyi bir skor almış... Toparlayacak olursak, Show TV tüm boşluklarını Acun Ilıcalı gibi bir konvansiyonel silahla dolduracak gibi görünüyor. Ne diyelim Allah kolaylık versin her iki tarafa da!

Okan niçin tatilde?


Okan Bayülgen sezonun tam da ortasında 15 günlük tatil ilan edince haklı olarak aklıma “ne oluyor?” sorusu geldi. Ve arayıp durumu öğrendim... Kraliyet Ailesi ekibi, yoğun çalışma temposu dolayısıyla pek tatil filan düşünmeyen Okan’a “Bizi tatile gönder” demiş. Okan da 15 günlük “kafa izni” hakkını kullanmış... Peki ailesi tatildeyken Okan ne yapsa beğenirsiniz? Şubat ayı başında yayına geçmesi planlanan gençlik kanalının rötuşları için tv8’e kapanmış ve harıl harıl çalışıyor... Kısacası Okan Bayülgen ve sağ kolu Reyhan haricinde aile tatilde. Ve 15 gün sonra tatil bittiğinde nüfus biraz daha kalabalık, işler biraz daha yoğun olacak... Yani “yandı gülüm keten helva” diye buna denir sanırım!

AHMET HAKAN’A DİKİZ!

Ahmet Hakan, önceki akşam “Abbas Güçlü ile Genç Bakış”ın (Kanal D) konuğuydu. Program, yayın saatinin çok geç olması dolayısıyla banttan çekilmişti... Özel bir üniversitede bant çekimden dolayı biraz da usturuplu gelen sorularla Ahmet Hakan’ın terlemediğini hissettim... Ama beni en çok ilgilendiren şey, Ahmet’in yazdığı gibi konuşması oldu. İronisi olan, sempatik olacağım diye çabalamayan ve neredeyse hiç defansif olmayan bir dili vardı... Ben geç saatlere kadar ne söylediğine olduğu kadar nasıl söylediğine de baktım. Nişantaşı mevzusu dışında bir hayli rahattı... Söz Nişantaşı’na gelince bir inceden ter bastı. Anladım ki semt itibarıyla magazinin göbeğine düşen Ahmet Hakan eski semtinden kalan mahcubiyetini henüz üstünden atamamış... Bakmayın siz sosyal medya alemlerinde Atiye Sokak ile dalga geçip durduğuna!
 

BU HABERİ PAYLAŞ