www.posta.com.tr
  • Açılış sayfam yap
  • Üye Girişi
  • Canlı Skor
  • RSS
  • Mobil
  • ALTIN85,9590 %-2,16
  • BIST79314 %-0,35
  • EURO2,7895 %-1,13
  • USD2,2135 %-0,18

O sette ne oldu?

15 Nisan 2012
Yazı Boyutu:

“Suskunlar” dizisinde (Show TV) aksiyon dozu yükseliyor. Hani gönül rahatlığıyla izlediğim yegane işlerden biri oldu da diyebilirim... Ama geçtiğimiz hafta yayınlanmayan dizinin setinde ciddi bir huzursuzluk olduğunu duydum ki, huzursuzluğun şiddete dönüşmesine ramak kalmış... Bir şekilde ortası bulunan bu meselenin ne olduğuna dair ipucu veremeyeceğim. Yine de anladığım kadarıyla kısa bir zaman içinde uzun bir dizi çıkarmanın stresini de hesaba katmak lazım... Yakında setlerden gelen “kafa göz birbirine girdiler” haberleri en azından beni hiç şaşırtmayacak, biline!

Buyurun Türkiye’nin kuşlarına...

Okan Bayülgen’in RTÜK’ten aldığı yayın durdurma kararı gereği tv8 önceki akşam “Kraliyet Ailesi”nin yayın saatinde belgesel yayınlamaya başladı... İlk gece tepkisel olarak ben de belgeseli izleme kararı aldım ve açıkçası Türkiye’nin kuşları hakkında bilmediğim bir dolu şey öğrendim... İlginç olan ayrıntı ise şuydu. Okan’ın bir esprisini erotik bularak cezalandıran RTÜK belgeselin içinde neredeyse baştan sona anlatılan kuş cilveleşmesine (!) nasıl oldu da şerh koymadı merak ediyorum... Okan yayında olsa bu kadarına o bile pes derdi, eminim!

ÖZVEREN’İN VELİAHTI KİM?

Mayıs ortasında gerçekleşecek olan Eurovision Şarkı Yarışması’nın finalini yine geleneksel anlatıcı Bülent Özveren aktaracak... Ama geçtiğimiz yıl finali birlikte yorumladığı Erhan Konuk da yanında olacak yine. Anladığım kadarıyla bu yarışma ve Türk’ün bu yarışmayla yarışması devam ettikçe Bülent Ağabey ya kendisi ya da veliaht olarak işaret ettiği biriyle bu sularda olmaya devam edecek... Ben işareti Erhan Konuk olarak gördüm. Eğer Türk televizyonlarında müzik konusunda uzman birinden söz edersek son 30 yıldır onun tek adresi de Erhan Konuk bana göre. İsabetli olduğunu söyleyebilirim bu seçimin!

OSMANLI’DA KOZMETİK TEKNOLOJİSİ!

“Bir Zamanlar Osmanlı Kıyam” isimli dizide (TRT) Patrona Halil’in eşini canlandıran Öykü Çelik’in saçları ilk bölümlerde platin sarısıydı... O dönemde o rengi tutturabilmek için keşfedilmiş bir saç boyası olup olmadığı konusunda bir fikrim yok hani. Sonra dikkatli gözler bir diğer bölümde saçların peruğa dönüştüğünü hissetti. Ve son olarak Öykü saçta şimdiki kızıl koyu rengini buldu... Vallahi artık Lale Devri filan diye Osmanlı’da kuaför esnafı kına dışında bir saç boyasına nasıl erişti bilemiyorum ama üç bölümde yaşanan değişim memlekette kozmetik teknolojisinin ne denli eskiye (!) uzandığını göstermesi açısından numuneliktir. Kaçırılmaya!

Şarlatanlara fırsat verilmesin!

Büyük kentlerde yaşayanlar şehrin viyadüklerinin ya da dikkat çeken boş duvarlarının üstüne kırık çıkık düzelten şarlatanların cep telefonlarının yazıldığına denk gelmiştir. Bel fıtığından, basit bir ezilmeye kadar kocakarı yöntemleriyle şifa dağıttığını iddia eden bu adamların elinden sakat kalmış yüzlerce insan var. Elbette yaşayan bilir; Allah kimseyi dermansız bırakmasın. Neyse bu uzun ve gerekli girizgahı şuraya bağlayacağım. Geçtiğimiz çarşamba “Muhteşem Yüzyıl”da uzun uzun resmedilen Cihangir Şehzade’nin kamburunu mengeneyle düzeltme hadisesi bu tüccarlara ciddi bir ilham kaynağı olabilir. Dermanı, biraz da maddi durumu gereği bu adamların elinde arayan insanları ister istemez bu çağdışı adreslere yönlendirebilir yeniden. Bu yüzden hani böyle kendi çağında kalmış meseleleri ağdalı bir şekilde resmetmekten ziyade, ince bir gönderme yaparak kapatmalı “Muhteşem Yüzyıl”... “Bu çağda öyle kafa olur mu?” diye sormadan, sadece şehrin duvarlarındaki telefon numaralarına bakarak yapmalı bunu...

İstikrarla gidiyor...

“Koyu Kırmızı” (Star TV) yarın akşam (16 Nisan Pazartesi) kesin final yapıyor. Üstelik hikâyenin başka bir kanala transfer olmasını engelleyecek bir finalden söz ediyoruz... Şu ana kadar devam etmesi hakkında bu denli yoğun izleyici hareketi oluşturulan çok da diziye rastlamamıştım. Bir, “Çakıl Taşları” belki biraz da “Unutulmaz” dizisinde yaşanmıştı benzeri... Ama bu baskıya rağmen kanalın ve yapımcının geri adım atmaması da sıklıkla rastlanır cinsten bir şey değildi... Bir kanalda biten bir dizinin bir başka kanalda yayın hayatına başlaması olasılığına doğru yapılan hamleler de ses getirmedi. “Koyu Kırmızı” en koyu haliyle son buluyor yarın. İlginç vallahi!

Bir tutarsa var ya...

Türk televizyonlarının 25 dakikalık yegane dizisi “Canımın İçi” iki hafta sonra yayına başlıyor. Şimdilik 13 bölüm kadar yedeği varmış. Yayına girene kadar günlük olarak 20 bölüm önden gitmeyi düşünüyormuş yapımcılar. 25 dakikalık bir sit-com’u çekmek 90 dakikalık bir diziyi çekmeye göre beş kat daha kolay. Eğer Perran Kutman ablamızın ekrana döndüğü bu dizide işler yolunda gider izleyici ekrana kilitlenirse mevcut diziler için de bir kurtuluş hattı açılacaktır. Dizilerin süresi gözden geçirilecektir kısacası. Eh bu olursa da 90 hatta 120 dakikalık iş yetiştirmek için helak olan oyuncu ve set ekibi en azından sağlığına kavuşacaktır. Önce ruhsal, sonra da fiziki olarak! Hadi hayırlısı...

 

 

 

 

 

BU HABERİ PAYLAŞ