Magazinde 1 günlük bir şey...

Cumartesi, 03 Temmuz 2010 - 05:00

Özge Ulusoy bir manken. Ferruh Taşdemir bir yapımcı. Armağan Ulusoy bir anne. Ve evlilik de bir kurum... İşte bu dörtgen içinde dönüp duran topu dolaştırıyor magazin basını. Özge’yle Ferruh yıldırım bir kararla nikah kıyıyor. Anne o nikahı basarak kızının akli melekelerinin yerinde olmadığını söylüyor... Bir gün geçiyor aradan. Özge “Her şey çok flu” diyerek annesinin onay vermediği bu evliliğe noktayı koyuyor. Anne çok mutlu oluyor... Böylece magazin sayfalarının altını üstüne getiren bu 1 günlük şey çıkıp gidiyor hayatımızdan. Sadece 1 günlük damat konuşmuyor mesele hakkında. O sessiz... Tüm hikayeyi Kanal Türk’teki 2. Sayfa isimli programda bizim Müge Dağıstanlı ve Gülşen Yüksel sayesinde izleyince ben de “1 gün dediğin aslında dünya için küçük ama insanlık için çok büyük bir süreymiş gerçekten” diye içime kapanıyorum... Bu bir günlük şeyler dizilerde her gün yaşandı sezon boyunca. 1 gün gelecek oynatacağım diye düşünüyorum. Evet, evet tatile çıkmanın tam zamanı, o korktuğum gün başıma gelmeden...

Takdir ve teşekkürle bir sezon bitti!

Sezonun final ayı diyerek tanımlayabileceğimiz haziran bitti. Aslında bir yandan TV için büyük karne ayıdır haziran. Dolayısıyla yıllardır bu köşede eksik etmeden yayınladığımız reyting karnesini takdir/teşekkür belgesi kıvamında verelim bu ay... Kanal D yılın ilk altı ayını birinci sırada kapatarak takdir belgesiyle bitirdi yorucu kış sezonunu. Kütüğe çivisini çaktı öğrenci deyimiyle... İkinci sırada, yılın ortasında atağa kalkıp devam eden aylarda yerini sabitleyen atv yer aldı. İlginç olan gelişme haziran ayında atv’nin ikinciliği AB grubunda Show TV’ye teslim etmesiydi ki, esas aldığımız puanlar “toplam izleyici/tüm gün” kategorisinde olduğu için görmezden gelmeyi(!) tercih ettik... Son birkaç yılda başa güreşen ama son birkaç ayda perişanlık seviyesindeki reyting kaybıyla izleyicisini de şaşkınlığa uğratan Show TV ayaklanarak ayı üçüncü sırada kapattı. En azından bir teşekkür belgesini hak ettiğini düşünüyorum... Ve Star TV’ye bakalım. O da bir iki ay önce yakaladığı yükseliş ivmesini yitirdi sanki. Haziran ayını dördüncü sırada kapatarak umut direksiyonunu yeni sezona kırdı sanırım... Son olarak Fox TV. O da bu sezon bir türlü yakalayamadığı yükseliş ivmesini bir başka bahara erteleyerek yerini sabitlediği beşincilikte kaldı... Öğrencilerimizin hepsine iyi tatiller dileriz; sezona uzanan yollarını gözleriz...

Ne gördük ne duyduk...

Survivor’da (Show TV) Görmedikleriniz/Duymadıklarınız bölümünü izleyince insanın içinde ister istemez “neyi görmedim, hangisini duymadım” duygusu uyanıyor... Gün doldurmak için montaj artıklarından toplanan özel bir program havası verilmesine rağmen Survivor’un bu bölümleri bilindik bir özetin ötesine geçmiyor... Bir de izleyiciden çok sık gelen bir şikayeti not düşeyim. Yarışmanın neredeyse Hakan ile Gizem’in flört güncesi haline gelmesi sıkıyor izleyenleri... Show TV belli ki bu ilişki, flört, evlilik üçgeninden ekmek yemekte ısrarlı. O zaman bozmayalım bu planı, biz de; görmemiş, duymamış gibi yapalım iyisi mi?..

Çünkü konuşacak bir şeyi yok!

Nedenini tam olarak bilemiyorum ama atv’deki Unutulmaz dizisi aldığı reyting oranıyla paralel bir ilgi alanı yaratamadı medya üzerinde... Bu haliyle sadece kemik izleyicisinin ilgilendiği bir yapım olmanın ötesine geçemedi. Bu durum belli ki fanlarını da sıkmaya başladı... Haklı olarak soruyor birçoğu; “Dizimiz neden popüler olamıyor?”. Haklı olarak yanıtlıyorum ben de; o kumaş bu dizide yok sevgili okur... Unutulmaz’dan bir Behlül ya da Bihter çıkarmak mümkün değil. Eda’dan bir Eyşan, Harun’dan da bir Ezel çıkarmak imkansız... Bu yüzden vasat hikayesi ile aldığı yolu bile öpüp başa koymak gerekiyor. Bu benim düşüncem olsa tepkilerin alayını göğüslerim ama, yayıncı kanala bakarsanız; o bile diziyi Türkiye’de ayrı Avrupa’da ayrı montajla oynatıyor. Ne ekersen onu biçersin diyerek bitirelim!

Kuzeyin değil herkesin oğlu...

Volkan Konak döndü. Nazım Hikmet’le döndü. Dido’yla, Sevgilim’le, Eriğim ve Feriğim’le döndü. Kuzeyin Oğlu (Show TV) iyice batıya gittiği halde bir şey kaybetmeden döndü önceki akşam... İzlerken ayrı dinlerken ayrı eğleniyor insan Volkan’ı. Onun programında korkusuzca dile getirdiği siyasi duruşu kimilerinin canını çok sıksa da iki melodiyle kapatıyor canlarda açtığı yarayı Volkan Konak... Sadece kuzeyin değil, kitlelerin de oğlu olarak bitiriyor her programını. Ağzına sağlık diyelim...

Hürrem'i buldum!

Bizim Evin Halleri’ndeki Misket’i (Berfu Öngören) elinde pusetle Cunda sahilinde gezerken gördüm. “Senin mi?” diye sordum. Ablasının bebeğiymiş. Karşılıklı gülüştük... Uzun bir süredir sessiz ve sakin ama işinin hakkını veren genç bir oyuncu Berfu. Yüzüne dikkatli bakınca birkaç zaman önce bu köşeye düştüğüm notu tekrarlamak geldi içimden... “Kanuni’nin hayatını anlatan Muhteşem Yüzyıl’da Hürrem Sultan aranıyordu. Neden sen oynamıyorsun?”. O tevazuuyla gülümsedi ama ben Hürrem’i buldum sanırım ey yetkililer. Madem ki sormuştunuz “Bir öneriniz var mı?” diye, var işte; gereğini arz ederim.