Mali kendini temize çekti!

Çarşamba, 05 Mayıs 2010 - 05:00

Dediğim çıktı.

Seda Sayan (Show TV) miladına geri döndü. Kitlelerin onunla ilgilendiği halini giydi üstüne yeniden. Ve ilk yayın için seçtiği konuklarla çekim alanı yarattı...

Son zamanlarda “sürpriz” deyince akla gelen isimlerden sayabileceğimiz Ajda Pekkan’ın da katılımıyla program hakikaten tatlandı... Bu arada seks oyunlarıyla gündeme gelen Mehmet Ali Erbil için iyi bir “kendini temize çıkarma” platformu oldu Sabahın Sedası. Mali son dönemde boğulduğu meseleleri anlatırken samimiyetiyle üstündeki okları savuşturdu...

Uzun zamandır araları açık olan iki arkadaş (Seda ve Mali) karşılıklı jestlerle hem dostluklarını hem de izleyenleri taçlandırdı. Ne diyelim, hayırlı olsun...

KELİMENİN GÜCÜ'NDE EKSİK BİR ŞEY VAR

Kelimenin Gücü (atv) içinde bir şeylerin eksik olduğu bir yarışma olarak önceki gece girdi hayatımıza...

Yayınlandığı saat için fazla karanlık bir atmosferi, derinliği olmayan bir dekoru vardı. Banttan yayınlandığı için düzeltilebilecek bu hatalar neden görmezden gelindi, onu anlayamadım...

Kenan Işık, Kim 500 Milyar İster’den farklı olarak ayaktaydı bu kez. Ama tek fark buydu. Bıraktığı yerden başlamıştı kısaca...

Bir de sanırım yarışmanın bir sunucudan çok bir hakem ihtiyacı vardı. Çünkü yükü omuzlayan, bizzat yarışmacılara da omuz veren ünlüler oldu...

Şebnem Bozoklu ve Ezgi Mola ilk bölümün konuk yarışmacılarıydı. Canım Ailem’deki (bu diziyi bitirmek çok saçma bir fikir, adı geçince bu notu düşmek farz oldu) hallerinden çok farklı gömleklerle ekrandaydılar...

Mesela ben Bozoklu’nun şivesiz sesini çok yadırgadım. (Şivede ve yabancılaşmadaki başarısının göstergesidir bu) Ama hızı her şeyin önüne geçti açıkçası...

Ah evet, doğru kelime bu; Kelimenin Gücü hızlı, uyutmayan, belli bir süre dayanabilirseniz de bir hayli saran bir yarışma...

Yayın saati başta olmak üzere eksikleri düzeltilirse fenomen olur, o kadarını söyleyeyim...

EZEL'İ İZLEMEYİN, DİNLEYİN!
Ezel’in (atv) aylar öncesinde gazetelerin ilgili sayfalarına gönderilen tanıtım metninde Bahar, tüm hikayenin kilit ismi olarak tanımlanıyordu...

Sanıyorum bu bilgiye dizinin resmi sitesinden de erişilebilir. Ve evet, Bahar hakikaten bahsi geçen kilit noktaya oturuverdi. Ezel, gerçek kimliğini açıkladı ona...

Dur bakalım ne olacak? Ona gelene kadar bir de olanlara bakalım. Neye alıştıysak tersini gösterdi bu bölümde senaristler. Dayı, çocuklarını öldürmemişti mesela. Ali’nin içinden bir insan çıkıverdi ki değme gitsin. Ezel stratejisinin dışına çıkarak gerçek kimliğini açıkladı vesaire...

Beni dizinin giderek tamamına hakim olan genellikle Dayı’nın ve bazen de Ezel’in seslendirdiği aforizmalar ilgilendirmeye başladı...

Giderek dizinin önüne geçiyor gibi bu süslü sözler. Bir süre sonra Ezel’i izlemek yerine dinlemeyi tercih edeceğiz sanki. Söylemedi demeyin!

ACUN ATV'YE GEÇER Mİ?

Başlığı tekrarlayalım; Acun Ilıcalı atv’ye geçer mi? Bu sorunun yanıtını yakında göreceğiz sanırım. Çünkü atv’nin bizzat yönetiminde de yer alan Kenan Işık kendi yarışmasından o kadar çok selam çaktı ki Acun’a, içime resmen kurt düştü...

Var mısın Yok musun ve Survivor’ı diline dolayan Kenan Işık’ın önceki geceki hali saf bir Acun sevgisi mi yoksa yönetim toplantılarından aklında kalan ayrıntılar mı, önümüzdeki günlerde netleşir sanırım...

YABAN OLUR DA PINAR OLMAZ MI?

Yabanhane karakterleri Haneler’den (Kanal D) çıkıp reklam kuşaklarına girmeyi başardı. Adamımız Yaban bizzat gövdesi, kızımız Pınar ise sadece sesiyle... Bir akaryakıt firmasının reklamında yanında Pınar olmadan oynayan Yaban’ı yadırgamıştım hani. Ama geri kalmadı Pınar ve bir meşrubat reklamıyla bitiverdi partnerinin yeni sularında... Anlaşılan ayrılık yok bu çifte uleeeennnn!

SULTAN'A ŞÜKRANLARIMLA
Hayatım Sinema (NTV) büyük bir lezzet katıyor pazar günlerine. Türkan Şoray’ın sunumuyla sinema tarihinin sokaklarında gezmek hakikaten hobi oldu bende...

Çok duru bir hafızası var Türkan Sultan’ın. Zaten anlattıklarını arşivlerle destekleyince ortaya DVD’si yapılacak bir belgesel çıkıyor...

Bir dönem rahmetli Necdet Evliyagil’in sunduğu bir edebiyat programı yapılırdı TRT’de. O program sayesinde öğrendi bu ülke yitip giden birçok edebiyat emekçisinin ismini...

Şimdi Sultan da öyle yapıyor. Hafızasız bir topluma hafıza kartı olmaya çalışıyor. En azından bildiklerimi unutmamak adına bile olsa şükran duyuyorum kendisine...

TÜRK MALI HANGİSİNİ YAPIYOR?
Önermeleri sıralayalım; cümleyle oynamak güzeldir. Cümleyle oynayıp onu komik hale getirmek bir meziyettir. Ezbere girmiş cümleyi deforme ederek onu mizah haline getirmek gülünçtür...

Gülünç olmakla mizah yapmak arasında fark vardır. Mizah yapacağım diye gülünç olmakla yüz güldürmek farklı şeylerdir...

Şimdi soru şu; Türk Malı bu saydığım önermelerden hangisini yapıyor? Doğruyu bulduğunuzda bir sit-com’la aranızdaki kurdeleyi keser bağınızı koparırsınız!