Candaş Tolga Işık

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170731.candaş_tolga_ışık_25.png

Mastikada vals yapmak

Pazar, 18 Kasım 2012 - 05:00

87 gündür Suriye devletinin elinde tutsak bulunan gazeteci Cüneyt Ünal dün serbest bırakıldı. Sezar’ın hakkını Sezar’a teslim edelim... Başta Refik Eryılmaz olmak üzere CHP’li milletvekilleri Mevlüt Duru, Hasan Akgöl ve Levent Gök’e teşekkür borçluyuz. İşin peşini bırakmadılar, Suriye tarafı ile sürekli diyalog halinde oldular ve son noktada bir hayat kurtardılar. Siyasi eleştirilerin anlamı yok, ortada hayatı kurtarılmış bir insan var. Haydi gelin buna vesile olan her kimse ve ne yaptıysa önünde saygı ile eğilelim. Cüneyt kurtuldu darısı Beshar’ın başına...

[[HAFTAYA]]

*

Umud edelim de Cüneyt’in serbest bırakılması Suriye-Türkiye ilişkileri açısından bir dönüm noktası olsun... Esad, gazeteci Cüneyt Ünal’ı CHP’li milletvekillerine teslim ederek Türk hükümetine karşı karizmayı çizdirmeden Türkiye kamuoyuna zeytin dalı uzatmaya çalıştı. Diyaloğun CHP ile kurulması da serbest bırakma anında çekilen toplu fotoğraf da bunu gösteriyor!

*

Peki, neden? Suriye’deki iç savaş neredeyse 2 yıla yaklaştı. New York Times yazarı Friedman diyor ki; “Suriye’de sorun askeri yollarla çözülemez... Esad düşse bile...” Bölgeyi bilen ve yakından takip eden herkes aynı şekilde düşünüyor. Ancak sorunun askeri yollar dışında başka bir yolla çözülebilmesi için en önemli şart Türkiye’nin şu anki pozisyonunu değiştirmesi... Esad’ın devrilip devrilemeyeceğini bilmem ama Türkiye muhaliflere bu şekilde açıkça sponsorluk ettiği sürece muhaliflerin pes etmeyeceği kesin! Önümüzdeki dönemde Amerika’nın kendi dertleriyle meşgul olacağı ve Irak’tan dolayı fazlasıyla ağzının yandığı düşünülürse Esad’ın rahata ermesinin önündeki tek ve en büyük engel Türkiye... Görünen o ki, Esad daha fazla savaşmak istemiyor. Bunun kendisi için olumlu bir sonuç üretmeyeceğinin de farkında...

*

Tabi sürecin bundan sonra nasıl ilerleyeceğini Esad değil Türk hükümeti belirleyecek. Esad’ı devirmek uğruna Özgür Suriye Ordusu’na kayıtsız-şartsız desteğe devam mı edeceğiz? Yoksa 2 yıllık acı tecrübelerimizden dersler çıkarıp yeni bir strateji mi belirleyeceğiz? Ortada bir gerçek var: Suriye meselesinde 2 yıl önce başladığımız yerde değiliz. 2 yıl önce çalan müzik çokta değişti ama biz ise hâlâ aynı dansı yapıyoruz! Bu köşede çok sık kullandığım bir Japon atasözü var: “Müzik değişince dans da değişir” Bakalım, mastika çalarken vals yapmaktan ne zaman vazgeçeceğiz?