'Mavi bebek' Türkiye'ye geliyor

İsrail ablukası nedeniyle tedavi edilemediği için “Mavi bebek” sendromunun pençesinde ölümü bekleyen Filistinli bebek Retaj Seraj için perşembe akşamı yoğun bir diplomasi trafiği başlatıldı. Retaj bugün Türkiye'ye getirilerek tedavi edilecek

Cumartesi, 12 Haziran 2010 - 09:48

'Mavi bebek' Türkiye'ye geliyor

Retaj'ı kurtaracak operasyonu, Milliyet Gazetesi yazarı Murat sabuncu anlatıyor...

Perşembe akşamı saat 20.00... Gazze’den Dr. Alaadin Kedrah arıyor. “Murat Bey, ‘mavi bebek’ için artık daha çabuk bir şey yapmamız gerekiyor. İlacımız bitmek üzere.”

Ne fena... Adeta geri sayım yapıyoruz. Bir bebeğin yaşabilmesi için hızla tüketilen anlar. Aslında “zaman ilerler ya hep” ...1, 2, 3 diye... Onun için zaman geri gidiyor. 3, 2, 1...

Aklıma bebeğin ameliyatının Türkiye’de yapılabilmesi olasılığı geliyor. Peki buraya nasıl getirilecek? Bir arkadaşım, “Medical Group’un CEO’su Muharrem Usta ile konuşsana, ambulans uçakları var” diyor. “Tanımıyorum ki” diyorum. “Ben durumu anlatırım” diyor.
Beş dakika sonra Usta telefonda. “Bebeği getirmek için ne lazımsa yaparız. Doktor, uçak... Siz hükümetlerden izin işini hallederseniz biz uçağı yollarız.”

Herkes seferber oldu

Meslektaşım Elif Çakır o sırada beni arıyor. Durumu anlatıyorum. “Devlet Bakanı Egemen Bağış’a söyleyeyim o yardımcı olur” diyor. Kısa bir süre sonra Bağış bana telefon açıyor:

“Murat Bey Mısır Büyükelçiliğimizle konuştum sizi arayacaklar. Ben Kıbrıs’tayım uçağa bineceğim. Acil bir şey olursa mesaj atın elimden geleni yapacağım. Merak etmeyin bebek için elimizden geleni yapacağız.”

Aradan birkaç dakika geçiyor. Türkiye’nin Mısır Büyükelçisi Hüseyin Avni Botsalı hatta: “İstanbul’da Arap Birliği toplantısındayım. Ama elçiliğimiz şu an itibariyle seferber. Elimizden ne gelirse yapacağız merak etmeyin. Bebeğin ve refakatçi olarak Türkiye geleceklerin pasaportu var mı? Yoksa haberleşelim elimizden geleni yapalım.”

Saat 21.15... Yeniden Gazze’yi oradaki doktoru arıyorum. Bebeğin pasaportu yok, anne babasının da... Babaanne gelecek onunla. İsimlerini kaydediyorum. Türk tarafına bildirmem gerekiyor, ne yapabilirler diye... Bebek Retaj Seraj Alaa Abocard ve babaanne Etidal İbrahim Abocard.

03.00’da mutlu son

Bu sefer Kudüs Başkonsolosluğumuz devrede. Kudüs Başkonsolosu Büyükelçi Şakir Özkan Torunlar ile konuşuyorum. Gazze yetkilileriyle temasa geçiyorlar. Gecenin ilerleyen saatlerinde oradaki yetkililer bebeği babaannesinin pasaportuna kaydettiriyor. Torunlar gece yarısından sonra sabaha karşı bile beni arıyor. Sürekli olarak bilgi aktarıyor ne kadar sorun varsa çözmek için devrede.

Ambulans uçak hazır, pasaport da... Muharrem Usta ile konuşuyoruz. “Oradaki doktorun telefonunu verir misiniz? Türk doktorlar bebeğin son durumu hakkında onlarla konuşup burayı ve uçağın içini hazırlayacaklar.”

Saat 00.42... Milliyet’in Yazı işleri Müdürü Tahir Özyurtseven arıyor. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün danışmanlarından Ahmet Sever’in de konudan büyükelçilikler vasıtasıyla haberdar olduğunu, “yardım için onların da hazır olduğunu” bildiriyor.

Telefon trafiği cuma sabahı 03.00’e kadar sürüyor.
Sabah 07.00’den itibaren yeni bir hareketlilik başlıyor. Bu kez uçağın Mısır’ın Ariş havaalanına inişiyle ilgili Dışişleri Bakanlığı’nın desteğiyle yapılan girişimler. Uçağın pilotları ile Türk sivil havacılık yetkilileri “güvenli ve hızlı bir uçuş için” uluslar arası girişimlerde bulunuyorlar. Bu arada bebeğin Gazze’den Refah’a oradan Ariş’e gelmesi için ambulans ayarlanıyor. Bu yol yaklaşık 170 kilometre. Türk Kızılayı, Gazze Kızılayı ve Mısır Kızılayı işbirliği içinde. Ambulans ayarlanıyor.

Tüm hazırlıklar yapıldı

Bu arada “yapılan yazışmalar düşüyor” mailime. Mısır hükümetine giden yazı. “Most urgent” diye başlayan. Milliyet’te çıkan “İnsaf bekliyor” haberinin kupürünün de eklendiği mektup. Türk sağlık Bakanlığı’nın da kurtarma operasyonu için her türlü hazırlık yaptığı kısmını da okuyorum.
Mısır Büyükelçisi yeniden arıyor. Büyükelçiliğin Arapça da bilen bir memurunun Refah sınır kapısında her türlü yardım için “bebek Türkiye’ye nakledilene kadar” bekletileceğini anlatıyor.

Ambulans uçağın içinde bebek için özel şartlar oluşturuluyor bu arada. Küvez ve ani bir müdahale gerekirse her türlü tıbbi ekipman.
Artık saat sayılıyor. Uçakta olacak doktorlar da hazır. Refakat edecekler de...

Bugün yola çıkacak

Öğle saatleri... Bebeğin durumu her iki tarafta da doktorlar tarafından sıkı sıkıya takip ediliyor. Binlerce kilometre öteden doktorlar görüş alışverişinde bulunuyorlar. Bebeğin nakliyle ilgili bir karar alıyorlar. Yarın sabah (cumartesi-bugün) sabah saat 07.00’de ambulans uçak buradan kalkacak. Bebek aynı saatlerde ambulansla Gazze’den yola çıkacak. Saat 09.00’da Ariş havaalanında uçağa binecek. 11.30 gibi İstanbul’da olacak.

Bakanlar, elçiler, bürokratlar, doktorlar, işadamları... Benim konuştuğum en az 20 kişi. Ekipleriyle beraber en az 100 kişi bir bebeğin hayatta kalması için devrede. Adının önüne ya da arkasına gelen tüm unvanların bir gün gideceğinin farkından olan herkes... Unvanlarından arınmış sadece “insan” olarak. Bugün o bebek Türkiye’de olacak. Ve umarım bu ülkeden sapasağlam ayrılacak.

MİLLİYET