'Mavi Marmara' davası başlıyor

Gazze'ye insani yardım taşıyan "Mavi Marmara" gemisine yönelik saldırı ile ilgili olarak İsrailli komutanların yargılanacağı davanın ilk duruşması 6 Kasım Salı günü yapılacak

04 Kasım 2012, Pazar 13:48
A A

Gazze’ye insani yardım taşıyan "Mavi Marmara" gemisine yönelik İsrail askerlerince Akdeniz’in uluslararası sularında düzenlenen saldırıya ilişkin, olay tarihinde İsrail Genelkurmay Başkanı olan Rau Aluf Gabiel Ashknazi, Deniz Kuvvetleri Komutanı Eliezer Alfred Marom, İstihbarat Başkanı Amos Yadlin ve Hava Kuvvetleri Komutanı Avishay Levi’nin yargılanacağı davanın ilk duruşması 6 Kasım Salı günü yapılacak.

İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Adalet Sarayı’ndaki büyük salonda görülecek duruşma, sesli ve görüntülü olarak kayıt altına alınacak.
İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Akif Ekinci tarafından hazırlanan 144 sayfalık iddianamede, İsrail askerlerinin saldırısında 9 kişinin yaşımını yitirdiği, 50’den fazla kişinin de yaralandığı hatırlatılıyor.

İddianamede, olay tarihinde İsrail Genelkurmay Başkanı olan Rau Aluf Gabiel Ashkenazi, İsrail Deniz Kuvvetleri Komutanı Eliezer Alfred Marom, İsrail Hava Kuvvetleri Komutanı Avishay Levi ve İstihbarat Başkanı Amos Yadlin, şüpheli olarak yer alıyor.

Gemideki 490 kişinin müşteki mağdur olduğu ifade edilen iddianamede, gemide bulunan AA muhabiri Yücel Velioğlu ve foto muhabiri Erhan Sevenler ile diğer basın mensupları da müşteki ve mağdur olarak yer alıyor.

İsrail askerlerinin, gemiye müdahaleleri sırasında gerçek mermilerle, ses ve gaz bombaları kullandıkları, geminin ele geçirilmesi aşamasında zodyak botlar ve helikopterlerden yapılan bu atışlar neticesinde 9 kişinin öldürüldüğü, çok sayıda kişinin de ağır veya orta derecede yaralandığı kaydedilen iddianamede, gemiye ateş emrini verenler ile bu emri yerine getiren askerlerin eylemlerini, gemide bulunanların bazılarının ölebileceğini veya kasten yaralanabileceklerini öngörerek ve kabullenerek gerçekleştirdikleri vurgulanıyor.

-"Saldırıda meşru müdafaadan söz edilemez"

İsrail devleti tarafından gerçekleştirilen eylemlerin "meşru müdafaa" kavramı çerçevesinde izah edilmeye çalışıldığına işaret edilen iddianamede, Türk Ceza Kanunu açısından meşru müdafaa kavramı irdelenerek, şu ifadelere yer veriliyor:

"Eylem ile karşılaşan kişi, doğal olarak kendisini koruyacaktır. Ancak bu koruma, eylemin büyüklüğü ile orantılı olmalıdır. Elinde bayrak sopası, kaşık, çatal olan birisini saldırıda bulunduğu gerekçesi ile ağır silahlarla veya otomatik tüfeklerle tarayıp öldürmede meşru müdafaadan söz edilemez. Meşru müdafaa için somut olarak bir eylemin var olması ve haksız bulunması, eylemin belli bir yoğunluğa erişmesi, eylemin hukuk düzenine aykırı olması gereklidir. Olayda İsrail askerlerine karşı ağır silahların kullanılmasını gerektirecek müşteki mağdurlar tarafından herhangi bir saldırı olayı vuku bulmamıştır. Müşteki mağdurlarda herhangi bir silah bulunmadığı uluslararası raporlar ve yapılan gemi kontrolleri ile de açıkça tespit edilmiştir. Kullanıldığı belirtilen kaşık, çatal ve beyaz bayrak sopalarına karşı son derece gelişmiş silahların kullanılması meşru müdafaa kavramı çerçevesinde hukuki gerçeğe dayandırılması mümkün."

İddianamede, Mavi Marmara gemisinin İsrail askerlerince ele geçirilmesinden sonraki safhada, gemideki bütün yolcuların cebir ve tehdit kullanılmak suretiyle özgürlüklerinden yoksun bırakıldığı bildiriliyor.

Türk kökenli yolcuların ellerinin plastik kelepçelerle bağlandığı, silahlı tehdit yoluyla gemi personeli ile müşteki ve mağdurların özgürlüklerinden yoksun hale getirildiği vurgulanan iddianamede, tüm yolcular üzerinde sistematik bir uygulama halini alan maddi ve manevi kötü muamelelerin uygulandığı kaydediliyor.

Yolcuların insani olmayan şartlarda tutulduğu, yaralı olanların dahi ellerine plastik kelepçe vurulduğu, yaralılara gerektiği zaman ve biçimde müdahale edilmesinin engellendiği belirtilen iddianamede, yolcuların güvertede dizüstü vaziyette saatlerce bekletildiği, üzerlerine helikopterlerle soğuk deniz suyu savrulduğu, tuvalet, yemek ve su ihtiyaçların gidermelerine engel olunduğu ifade ediliyor.

İddianamede, geminin ele geçirilmesinden Ashdod Limanı’na varıncaya kadar ve Berşeva hapishanesinde darp edilmek suretiyle sistematik uygulama halini alan kötü muamelenin devam ettiği bilgisi de yer alıyor.

Bunun "eziyet suçunu" teşkil ettiği vurgulanan iddianamede, müşteki mağdurlara ait pasaportlara ve kişisel eşyalara el konulmasının da yağma suçunu oluşturduğu belirtiliyor.

-Ceza İstemleri-

İddianamede, olay tarihinde İsrail Genelkurmay Başkanı olan Rau Aluf Gabiel Ashknazi, Deniz Kuvvetleri Komutanı Eliezer Alfred Marom, İstihbarat Başkanı Amos Yadlin, Hava Kuvvetleri Komutanı Avishay Levi hakkında "Canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme suçuna azmettirmek"ten 9 kez ağırlaştırılmış müebbet ile "mala zarar vermeye azmettirmek", "yağma suçuna azmettirmek", "eziyet suçuna azmettirmek", "haberleşmenin engellenmesine azmettirmek", "kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçuna azmettirmek", "yaralama suçuna azmettirmek" ve "silahla yaralama suçuna azmettirmek" suçlarından toplam 18 bin 32’şer yıla kadar hapis cezası isteniyor.

-Diğer asker şüphelilerle ilgili soruşturma-

İddianamede yer almayan ve dosyası ayrılan diğer asker şüpheliler ile ilgili soruşturmayı yürüten Savcı Mehmet Akif Ekinci, bir suç duyurusu üzerine dava konusu saldırıyı yönettiği iddia edilen Tümgeneral Aluf Tal Russo hakkında Milli İstihbarat Teşkilatı’na(MİT) bir yazı yazarak söz konusu şüphelinin saldırıyı komuta edip etmediği konusunda bilgi istedi.

MİT’ten gelen cevap yazısında ise söz konusu şüpheli Russo hakkında saldırıda komuta kademesinde bulunup bulunmadığı konusunda herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı ifade edildi.

7-8-9 Kasım’da da sürecek duruşmayı, Türkiye ve diğer ülkelerden birçok insan hakları gözlemcisi, sivil toplum kuruluşları ile yerli-yabancı medya mensuplarının izlemesi bekleniyor.

Enes Can - AA

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;