'Medeni bir herif olmaya çalışıyorum'

Türkiye'yi elektro pop müzikle tanıştıran 'Bedük', bu yaz 'Go' isimli şarkısıyla sık sık hepimizi diskolara götürecek gibi görünüyor...

'Medeni bir herif olmaya çalışıyorum'

Röportaj: Merve Özaytekin

[email protected]

O eğlendiren, içinizin kıpır kıpır olacağı, dans ettiren disko tarzı müzik yapıyor. Onun müziğini de elleriniz havada dinliyorsunuz ama bildiğimiz eller havaya müziği değil.

Bedük’ün anlamı ne?

‘Büyük’ demek. Asıl adım Serhat, soyadımsa Bedük. Bedük isminde kimse yok, Serhat isimliyse birçok erkek var.

İngilizce parçalarınızı dinleyince sizi gurbetçi zannettim. Nasıl bir aileden geliyorsunuz, nerelisiniz, ne yaparsınız?

Çoğu kişi öyle sandı, yabancı bile olduğumu düşündüler. Doğma büyüme Ankaralı’yım. İnkılap tarihi öğretmeni olan annem İzmirli, beyin cerrahı olan babamsa Diyarbakırlı. Arı Fen Lisesi’ni bitirdikten sonra, Bilkent Üniversitesi’nde Grafik Tasarım Bölümü’nde okudum. Üniversiteye kadar da hayatım Ankara’da geçti.

Çocukluk hayaliniz miydi müzik?

Hayalim yoktu. Top peşinde koşan bir çocuktum. Bugün Mimar Sinan’da hoca olan ablam gitar çalıyordu. Ona özendim. Gitara başladım. 16 yaşından sonra hayatım gündüzleri okul, geceleri ise Ankara’nın birçok kulübünde rock müzik yaparak geçti.

Niye İstanbul’a geldiniz?

Eninde sonunda gelecektim. Yapabileceğim iki iş vardı, biri reklam biri de müzik. 3 sene art direktörlük yaptım. Ama müzik insanın içine girince çıkmıyormuş. Çıldırdığım noktaya gelmiştim ki müzik yapmaya karar verdim.

Neden?

Yani geceleri kalkıyor, yürüyor, camı açıp bağırıyor, koşuyordum. Yaptıklarımı da hatırlamıyordum.

Psikoloğa gitmediniz mi?

Kralına gittim. “Yapacak bir şey yok. Her şeyi içine atıyorsun” dediler. Psikologlar da çare olmadı yani. Zaten derler ya “psikolojik problemi olan ancak kafasında kendi çözer, onlarsa yol gösterir” diye... Öyle de oldu. 2007 yılında ilk albümümü yaptım. Problem de ortadan kalktı. Herhalde içimdeki hayvan çıkınca rahatladım.

Şans, bu rahatsızlıkla mı döndü?

Şans dönmez. Hep yeni bir şeyler yapmak zorundasındır. Ama şöyle söyleyeyim: Kendi yapmak istediğim müziği yapımcılara da bir türlü anlatamadım. Sonunda ‘Audiology (odyoloji)’ adlı şirketimi kurdum.

Audiology’ ne demek?

Duyu bozukluklarını gideren bilim dalı... Ben de zaten bunu yapmak istiyordum. Yeni bir popüler müzik anlayışı getirmek, insanların duyu bozukluklarını gidermek istedim.

Yapabildiniz mi sizce?

Elektropop ve disko tarzı müzik yapıyorum. Popüler müzik bakışını değiştirdiğimi düşünüyorum. Bugün birçok yerde, hatta reklamlarda bile yaptığım müzik çalınıyor. Dünyanın en büyük müzik şirketlerinden olan Columbia Records’la bir anlaşma imzaladım. Gelecek ayın 11’inde de New York’a görüşmeye gidiyorum.

Artık grafik tasarımla, reklamcılıkla ilginiz yok mu?

Kendime yapıyorum. Bir art direktörün yapabileceği her şeyle ben ilgileniyorum. Albümlerimde söz, müzik, aranjman, kayıt, mix, tüm enstrümanların çalımı, yapımcı, sanat yönetmeni, kapak tasarımı her şeyi ben yapıyorum. Kapak tasarımı, fotoğraf çekimlerinin sanat yönetmenliği bende.

Sizin başkalarına güveniniz yok mu?

Güvendiğim kişiler var tabii ama az. Sadece ‘tık’ sesi gelse günlerce uğraşıyorum, başka biri olsa biliyorum, uğraşmaz. Yapmak istediğimi kimseye anlatamıyorum, en iyi ben yapıyorum.

Bunun şişkin egoyla bir ilgisi var mı?

Egosal bir şey tabii ama genelde popüler kültürde yapılanları beğenmiyorum. Beğenmediğimi de yapmıyorum!

Fotoğraflarınızda biyonik adam gibisiniz. Ama şu an karşımda bambaşka, sportif, sevecen biri duruyor. Bunu neden yapıyorsunuz?

Sabah bakkaldan ekmek almaya giderken, kayıttayken beyaz takım elbiseyle tabii ki dolaşamam. Bedük benim alteregom (ikinci kişilik). O başka bir adam. Her müziğin ruhu var, ben de kendi müziğimi sunarken yaptığımın ruhunu yansıtıyorum. Kendi işimi kendim gördüğüm için fotoğraflarda da kendimi kukla gibi oynatıyorum.

Neden imaj demiyorsunuz?

İmaj demek yapmak istediğimin altını boşaltıyor. Böyle imaj olmaz. 70’li yıllarda insanlar sahneye şık, bakımlı takım elbiseyle çıkıyormuş. Canlı, kaliteli müzik yapılıyor, insanlar da deliler gibi dans ediyormuş. Bedük’ün kıyafeti de 70’lerin eğlence anlayışını yansıtıyor. Aynı zamanda Bedük’ten kaliteli müzik dinliyor, deliler gibi dans ediyorsunuz.

Gözlüklerinizi de çıkarmıyorsunuz, saçlarınızı kazıtmışsınız?

Gözlüğüm aksesuar. Bir kadın kendini topuklu ayakkabıyla beğenir. Ben kendimi pilot tarzı gözlükle beğeniyorum. Saçlarımsa 26’da da komple gitti.

Sizi en çok kim dinliyor?

Her tarz müzik dinleyicisi beni dinleyebiliyor. Çünkü benim müziğimle dans edilebilir. Dünyada en çok Amerika’dan beğeniliyor.

İngilizce parçalarla çıkış yapmanız dünyaya kolay açılmak için miydi? T

ürküz, Türkiye’de yaşıyoruz ama ben başka dilde söylüyorum! Aslında bu dezavantaj. Ancak bunu dünyaya açılmak için yapmadım. İster istemez benden bu çıktı. Yurtdışında yaşayanlar bunu, Türk dinleyicilerden daha kolay algıladı. Bu da sözlerin İngilizce olmasından değil, iyi müzik yaptığımdan... Arapça da söylesem Japonca da, müzik kendini belli ediyor. Sadece İngilizce yapmakla olmuyor!

Sizin eğlence tarzınız ne? Disco mu, meyhane mi, karaoke mi?

Arkadaşlarımla beraber olduktan sonra her tür eğlence tarzı bana uyuyor.

Siz dans eder misiniz?

Dans ettiriyorum ama dans etmeyi pek sevmiyorum. Genelde yerinde sallanan bir adamım. Özellikle figürlü dansları hiç sevmem. Zaten insanlar içlerinden geldiği gibi dans ediyor.

İçkiyle aranız nasıl?

Sadece konserlerden önce viskiyle enerji içeceğini karıştırıyorum. Bunun bana enerji verdiğini hissediyorum. Sesim için ıhlamur içtiğim de oluyor.

Evli ve çocuklu olduğunuzu öğrenince çok şaşırdım...

Evet evliyim. Genelde şaşırılıyor. Herkes genç yaş diyor ama bana göre normal bir yaş olan 25’te evlendim. Şimdi 31 yaşındayım. 1 buçuk yaşında da oğlumuz var.

Evde iş yapar mısınız?

Evi toplamam, etrafı temizlemem, yemek de yapmam. Yalnız oğlumla çok ilgilenirim. Elimden geldiği kadar medeni bir herif olmaya çalışıyorum. Bir yardımcımız var sağolsun o da bayağı bir şey hallediyor, eşim de yapıyor. Normal bir herifim, pijama terlik bir adamım. 

 Yüzüğünüz hep parmağınızda. Çıkarmamanızı eşiniz mi istiyor?

Niye evli olduğumu saklayayım ki? Esas çıkaranlar iki yüzlü, yaptıkları ayıp. Yüzük çıkarılacaksa evlenilmesin de! Yüzüğümü çıkarmam, her yerde de evli olduğumu söylerim! Ayrıca bu bir gelenek, yüzüğün içinde de eşimin (Zehra) isimi yazıyor.

Siz de eşinizin sürekli yüzüğünü takmasını mi istiyorsunuz?

Öyle bir dünya yok. Neden çıkartsın? Bence yüzük çok güzel. Seviyorum bu geleneği, sorgulamaya bile gerek yok.

Bence kadınların ilgisinden korktuğunuz için yüzüğünüzü çıkarmıyorsunuz...

Hayır, kızların bana ilgisi hiç yok. Hiç yakışıklısın falan da demiyorlar. Belki de çirkin buluyorlar beni. Bugüne kadar da üstünü başını yırtan olmadı, ancak sohbet etmeye geliyorlar.

Ya siz? Yaptıklarınızı beğendiğiniz kadar, kendinizi de beğeniyor musunuz?

Kendimi çok yakışıklı buluyorum. Yemek yemeği çok seviyorum, spor yapmaya da vakit bulamıyorum o yüzden sadece biraz kilo problemim var. Boyum 1.86, 95 civarı da kilom. Ama aynaya baktığımda kendimi beğeniyorum.

5