Medya, Dink cinayetini karartmaya mı çalışıyor?

Salı, 27 Nisan 2010 - 05:00

Ne olduysa Emniyet İstihbarat Dairesi Eski Başkanı Sabri Uzun konuşunca oldu. Sabri Uzun’un, 17 Şubat 2006 günü Trabzon Emniyeti’nden İstihbarat Dairesi Başkanlığı C Şube’ye (sağ terör ve azınlıklar masası) gönderilen ve Agos gazetesi yönetmeni Hrant Dink’in öldürüleceğine dair bilgilerin bulunduğu raporun kendisinden saklandığını söylemesiyle ortalık karıştı. “Bu rapor benden saklanmasaydı Hrant Dink korumaya alınır öldürülmezdi” diyen Sabri Uzun’un, “Raporu benden sakladı” diye suçladığı kişi o tarihte C Şube Müdürü olan Ali Fuat Yılmazer’di.

Yılmazer’i savunma yarışı

Ali Fuat Yılmazer, Hrant Dink cinayetinde görevini ihmal ettiği gerekçesiyle görevden alınan İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler’in yerine İstanbul’a atandı. Halen İstihbarat Şube’den sorumlu İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı koltuğunda oturuyor.
Ancak Sabri Uzun konuştuktan sonra çok ilginç gelişmeler yaşandı. Bazı gazeteler Sabri Uzun’un suçladığı polis müdürü Ali Fuat Yılmazer’i savunmaya başladı. Ama bunu doğrudan değil, Sabri Uzun’un açıklamalarına ilişkin haberler yaparak gerçekleştirdiler.
Mesela Akşam gazetesi 20 Nisan günü ‘İstihbarat çelişkileri’ şeklinde bir manşet attı. Haber kendi içinde çelişkilerle doluydu. Haberde, Sabri Uzun’un 15 Nisan 2010 günü verdiği ifade ile 4 Kasım 2009’da mülkiye müfettişlerine verdiği ifade arasındaki çelişkiye dikkat çekiliyordu.
Sabri Uzun, 4 Kasım 2009 günü müfettişlere verdiği ifadede, “Hrant Dink’e yönelik ses getirici bir eylem yapılacağı” ibaresi bulunan 17 Şubat 2006 tarihli raporun gereği yapılmış mıdır? şeklindeki soruya “Evet yapılmıştır” yanıtını vermişti. 15 Nisan 2010 günü mahkemede ise tam tersi bir ifade vererek istihbaratçı meslektaşını suçlamıştı. Akşam gazetesi, Sabri Uzun’un 5 ay sonra ifade değiştirdiğine “İstihbarat çelişkileri” başlığıyla dikkat çekti.

Çelişki değil, yeni bilgi

Oysa Sabri Uzun 15 Nisan 2010 günü mahkemede şunları söylemişti: “4 Kasım 2009 günü müfettişlere verdiğim ifadeden sonra benden saklanan ancak tesadüfen edindiğim 17 Şubat 2006 tarihli raporu okudum. Müfettişle telefonda görüşerek ek ifade vereceğimi söyledim. O da ‘getirin’ dedi. 4 Aralık 2009’da ek ifade verdim.”
Uzun, 4 Aralık’ta verdiği ifadede istihbaratçı meslektaşlarını ağır biçimde suçlamıştı. Mahkemede de sözlü olarak tekrar ettiği ek ifade gazetelere manşet oldu. Akşam gazetesi yöneticilerinin bunu görmemesi mümkün değildi. Bu haberden tek bir kişi memnun olmuştur, o da suçlanan polis müdürü Ali Fuat Yılmazer.

Mesleğim adına utandım!
Bu pazar günü ise Zaman ve Star gazeteleri, Sabri Uzun’un verdiği ifadeyi çarpıtma gayretiyle dikkat çeken haberler yaptılar. Haberlerde ‘Sabri Uzun’un 5 ay sonra ifade değiştirdiği’ özellikle vurgulanıyordu.
Zaman gazetesinde yayınlanan ‘Müfettiş raporları Sabri Uzun’u yalanlıyor’ başlıklı haber tam anlamıyla Ali Fuat Yılmazer’in aklıyordu. Elbette kimseyi suçlu ilan etmek gibi bir niyetimiz yok, ancak haberin içinde gerçek dışı şu bilgi dikkatimi çekti:

‘Dink koruma istemedi’

“Ancak zamanın İstanbul Emniyeti İstihbarat Müdürü Ahmet İlhan Güler, ihbara konu şüpheli Yasin Hayal'le ilgili istihbarat çalışması başlatmadığı gibi Hrant Dink'in kendisinin de mahkeme yoluyla koruma isteğine rağmen bu konu İl Koruma Komisyonu'na bildirilmemiş.”
Dink ailesinden görüştüğüm bir kişi, Hrant Dink’in hiçbir zaman mahkeme yoluyla koruma isteğinde bulunmadığına dikkat çekti.
Yine pazar günü Star gazetesinde ‘Uzun çelişkileri bitmiyor’ başlıklı bir haber yayınlandı. Haberin en ilginç yanı Hrant Dink cinayetini bildiren 17 Şubat 2006 tarihli raporun ham bilgi olduğuna ve ciddi bir bilgi olmadığına vurgu yapmasıydı.
Bu haberleri okuyunca mesleğim adına utandım. Çünkü biz cinayeti aydınlatacak bilgi kırıntısının peşinde koşarken birileri çıkmış, kendi teşkilatını ‘görevi ihmalle’ suçlama cesaretini gösteren Sabri Uzun’un ifadesini çürütme gayretine düşmüş.

Rapora da inanmıyorlar

Şimdi soruyorum: Hadi Sabri Uzun’un dediklerine itimat etmiyorsunuz. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasını taşıyan 2 Aralık 2008 tarihli Başbakanlık Teftiş Kurulu Raporu’na da mı inanmıyorsunuz? O raporda İstihbarat Dairesi eski Başkanı Ramazan Akyürek ile C Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer görevi ihmalle suçlanmamış mıydı? Evet bu raporda Ali Fuat Yılmazer tam da Sabri Uzun’un söylediği gerekçelerle suçlanmıştı.

Taraf muhabirini kim azarladı?
Bırakın bizim yazdıklarımızı Taraf gazetesinin 16 Nisan 2010 tarihli “Polisten polise suikast suçlaması” manşetini de mi görmediniz? Bu haberde Sabri Uzun, Dink cinayetinde Ali Fuat Yılmazer’in görevini ihmal ettiğini söylüyordu. Şimdi size bir araştırma sorusu: “Bu haberden sonra hangi polis müdürü Taraf gazetesi muhabirini makamında azarladı?” Bilin bakalım.