Medyaya küsmek Bahçeli'ye hiçbir şey kazandırmaz

a
a
Cuma, 24 Eylül 2010 - 05:00

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli son dönemde Türkiye siyasetine hakim olan “her şeyin faturasını medyaya kesme” modasına uydu. Ankara’da düzenlediği sınırlı katılımlı basın toplantısında basın kuruluşlarının temsilcilerine ağır sözlerle yüklendi.

Toplantıya Zaman, Yeni Şafak, Bugün, Vakit, Star ve Türkiye gazeteleri ile TGRT Haber, Samanyolu, Kanal 24 gibi medya kuruluşlarının temsilcileri kategorik olarak hükümeti destekledikleri gerekçesiyle davet edilmemişti. Türkiye’nin iki büyük ajansı İHA ve Cihan da orada yoktu. Bu yılki toplantıda bununla da yetinilmeyip merkez medyadan MHP’yi eleştirenler de boykot listesine alındı. Aslında bu listeyi büyük oranda kendi kafasına göre Prof. Dr. Tunca Toskay hazırlıyor.

[[HAFTAYA]]

MHP’nin bu toplantıda verdiği görüntü şudur: Sadece bizi alkışlayan gazetecilerle bir araya geliriz ve mesajlarımızı onlara veririz. Diğerlerini ise yok sayarız!

Peki, soruyorum:

1-Sayın Devlet Bahçeli, bu tutum kime daha fazla zarar verir? Size ve partinize mi yoksa toplantınıza davet etmediğiniz gazetecilere mi?

2-Hani siz yapıcı eleştirilere açıktınız? Geçmiş yıllardaki basın toplantılarında uyguladığınız oturma düzenini eleştiren gazetecileri sırf bu nedenle toplantınıza davet etmediniz. Sizin demokratik hoşgörünüz bu kadar mı?

3-Gazeteci boykotu listenizi yapan Tunca Toskay’ı çağırıp sorar mısınız, bir yıl boyunca medya ile ne düzeyde ilişki kurdu? Hangi gazeteciyi arayıp parti çalışmaları hakkında bilgi paylaştı?

4-Milliyetçi Hareket Partisi’nde Oktay Vural, Mehmet Şandır, Cihan Paçacı, Deniz Bölükbaşı ve belki birkaç isim dışında siyaset üreten, çalışan milletvekili yok. Çoğu derin uykuda. Siz medya ile kavga başlatacağınıza kendi ekibinize dönüp baksanız olmaz mı?

5-Ayrıca Sayın Bahçeli, bugüne kadar görüşlerinizi almak için size başvuru yapan, röportaj öneren, randevu isteyen kaç gazetecinin talebini kabul ettiniz?

İtiraf edin, referandum sürecinde etkili bir performans göstermediniz. Umarım 2011 genel seçimi için daha farklı bir iletişim stratejisi izlersiniz. Çünkü MHP’nin Türk siyasetindeki varlığı -parti yönetiminin hatalarına rağmen- demokrasimiz için önemlidir.

Sanat isteyen Şişli’ye!

İstanbul Tophane’de yaşanan olaylar düşündürücü ve çok üzücü. Semtte yeni açılan mekanlarda “içki içiliyor” diye rahatsız olan eli sopalı 50 kişilik bir grup, sanat galerisini basıp davetlileri dövdü. Saldırganlar sopa ve biber gazı kullandı. Olayı gerçekleştiren grup internette günler öncesinden “beyaz adamlara hep beraber ‘dur’ diyelim” diye örgütlenmiş. “Beyaz adam”dan kastettikleri kovboy filmlerindeki Kızılderililerin söylediği “beyaz adamlar” değil elbette. Belli ki “Beyaz Türk”(!) demek istemişler. Mehmet isimli bir esnafın “Sanat isteyen Şişli’ye gitsin, burası sanat yapılacak yer mi?” sözü aslında pek çok şeyi özetliyor!

Görgü tanıkları, olayların polisin gözü önünde cereyan ettiğini anlatıyor. Sadece medya haberleri üzerinden kesin bir yargıya varmak istemiyorum ancak böyle tehlikeli toplumsal olayları geçmişte de polisin izlemekle yetindiğine tanık olmuştuk. Polis böyle davranmaya devam ederse bir süre sonra kamuoyunda haklı olarak “Polis kimin polisi?” sorusu sorulacak.

Bu nedenle İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu’nun gelişmeleri ciddiyetle soruşturmasına ihtiyaç var.