Mehmet Ali Birand

//icdn.posta.com.tr/images/none/16x9.jpg

Meğer CHP'liler bu fırsatı çoktan bekliyorlarmış da...

Pazar, 23 Mayıs 2010 - 05:00

Ben heyecanın ve coşkunun, kargaşa ve eziyete böylesine karıştığı başka bir kurultay görmedim. CHP, sanki birden bire dirildi. Üstlerindeki ölü toprağını attılar. Sanki bir ayaklanma yaşadılar. Bu ayaklanmayı, birden bire bir ümidin doğmasının yarattığı heyecan gibi görüyorum.

Ne yazık ki “Kral öldü, yaşasın kral.”

CHP’liler Deniz Baykal’ı çok kibarca alkışladılar, ancak hiç beklemeden de gömdüler.

İmam “Nasıl bilirdiniz?” diye sordu. Bütün kurultay “İyi bilirdik. Canımız feda. Ancak kusura bakmayın biz şimdi Kemal Bey’le yolumuza devam edeceğiz” dedi. Delegeler ve tüm CHP’liler sanki çok önceden Deniz Bey’i gözden çıkarmışlar da, bir fırsat arıyorlarmış gibiydiler. O fırsat da kaset olayıyla doğmuş ve hepsi üstüne atlamışlar.

Salondaki hava buydu.

Salon çok küçük kaldı

Ancak işin heyecanı dışında bir de eziyeti vardı. Ben şimdiye kadar böylesine bir kargaşa görmedim. 1500 kişilik salona 2500 kişiyi doldurursanız ne olursa o oldu. 35 derece sıcak... Kesik bir ter kokusu... Ve sürekli birbirini iten binlerce insan... Bu arada ben de içeri girmeye çabalarken 1000 TL para dahil her şeyimi çaldırdım.

‘Yol açın’ anonsu

Delegelerden biri fenalaştı. Grup Başkanvekili Kemal Anadol kürsüden basbas “Arkadaşlar adam fenalık geçiriyor, yol verin de cankurtarana götürülsün... Yahu sedye neden gecikiyor?.. Kardeşim çekilsenize oradan Allah rızası için adam ölecek...” diye bağırdıysa da lafını dinletemedi. Neyse ki o bahtsız delege salondan canlı olarak çıkarılabildi.

Konuşmacı işkencesi

Beni en çok rahatsız eden delege ve il başkanlarının konuşmalarıydı. Kaçına söz verildi bilmiyorum ama, kelimenin tam anlamıyla bir işkence yaşattılar. Hemen hemen birbirinin aynı sloganlar, bilinen klişe sözler ve felaket bir Türkçe’yle salondaki 2500 kişiye işkence uyguladılar.

Bunların içinde bir kişi vardı ki hem söylediği güzeldi hem de salonu ayağa kaldırdı. O da Yalova Milletvekili Muharrem İnce’ydi. Bu adamın müthiş bir hitabet gücü var. Kalabalıklara konuştuğu zaman insanlara elektrik veriyor. Kişileri ayağa fırlatabiliyor. Diğer il başkanları ve delegelerin çektirdikleri eziyeti unutturdu.

Dış politika eleştirisi hayal kırıklığı yarattı

Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşması çok basit, çok anlaşılır ve sadece delegelerin değil sokaktaki insanın da çok kolaylıkla alıgılayabileceği şekilde oldu. Hiç ağdalı cümleler kurulmadı ve salonla çok iyi bir iletişim oldu.

Konuşmanın en ilgi çekici yönü “Recep Bey” sloganı ise diğeri de laiklik konusuna hemen hemen hiç vurgu yapılmamasıydı. Her ne kadar CHP yöneticileri “Laiklik bizim doğal politikamızdır” diyor olsalar dahi yine de Deniz Baykal’la Kılıçdaroğlu arasındaki fark laiklikte ortaya çıktı. Anlayacağınız bundan sonra Cumhuriyet Halk Partisi laiklikten çok yoksulluğa, işsizliğe ve emeklilere vurgu yapacak.

Bende hayal kırıklığı yaratan bölüm ise Kılıçdaroğlu’nun dış politika ile ilgili sözleriydi. Belli ki pek hazırlanmamış, yüzeysel kaldı. Hele Avrupa Birliği ile ilgili bölüm bir sosyal demokrat lidere pek yakışmadı.

Aslında Kılıçdaroğlu yeni bir şey söylemedi. Eskiden söylenmişleri tekrar etti. Ancak yeni bir lider olarak ilk defa o söylediğinden dolayı herkese yeniymiş gibi geldi ve alkış aldı.