Mehmet Ali Erbil'e yeni format

Cuma, 01 Ağustos 2014 - 05:00

En azından böyle bir hazırlık olduğunu duydum. Star TV yönetimi “Eyvah Düşüyorum” ile fena sayılmayacak bir performans elde eden ünlü şovmenin yeni sezonda farklı bir işle ekranda olmasını istiyormuş... Hâl böyle olunca şimdi Mali dahil herkes dört koldan ses getirecek bir yapım arayışına girmiş. Mali’nin sunuculukta ekseni belli. Çok ciddi işlerle ekranda olmayacağı kesin... İnce ve farklı bir mizah içeriğiyle hazırlanmış bir yarışma ya da gürültüsü yüksek bir eğlence programı bana göre makul bir seçim olacaktır. Ama hangisi tercih edilir; vallahi bir fikrim yok!

[[HAFTAYA]]

Bir transfer daha

Acun Ilıcalı’nın bu sezon içinde ilk dört kanal arasına sokmayı planladığı tv8 ekranının hararetli bir şekilde eylül ayına hazırlık yaptığını duyurmuştuk... Acun son olarak MED Yapım bünyesinde harikalar yaratan Arzu Eğmir’i kanalda yayınlanacak olan dizilerin başına getirdi. Bu da demektir ki Acun sadece program ya da içeriklerle değil dizilerle de yarışa hızlı giriyor... Arzu’yu neredeyse çocukluğundan beri tanırım. Ciddi, çalışkan ve azimli bir TV insanıdır. Acun için çok yararlı bir transfer olduğundan hiç şüphem yok... TV8 önümüzdeki eylül ayından itibaren kimilerinin öne sürdüğü gibi bir genç kafası kanalı değil, her eve girecek yeni bir markanın ismi olabilir. Buradan bakınca artık iyice öyle görünüyor...

Güllerin Savaşı ne olacak?

“Güllerin Savaşı” ne olacak?” diye takıldı aklıma. Malum benim gibi jenerik okuma takıntısı olanların bir diziyi kimin yazdığından kimin çektiğine kadar dikkat kesildiğini iyi bilirim... Sonuçta uzatmayalım; Kanal D’de yayınlanan dizinin senaryosu bizzat önümüzdeki hafta itibarıyla Show TV Yayın Yönetmeni koltuğuna oturacak Melis Civelek’e ait... Elinden çıkan senaryolarla da adından bir hayli söz ettiren Melis Civelek, yaz sezonuna hızlı giren bu diziyi kaleme almaya devam edecek mi? Yoksa “Güllerin Savaşı”na Show TV yolu mu göründü? Zihni bulandıran bu sorular köşemin adının verdiği arazların bir sonucu. Merak işte, etmeden duramıyorum...

Aşk bir bardak çay olsa...

Günün şarkısı “Ulan İstanbul”dan (Kanal D) gelsin. Adamlarımız bir meyhane sahnesinde doğaçlama çıkardıkları bu şarkıyla hakikaten beni gülmekten yere yıktı... Bakar mısınız şu sözlere; “Aşk poşet çay salla salla/ Aşk poşet çay içerim valla”. Buradan bakınca günümüzde giderek popülizme yenilen aşk olgusu için en iyi tanım ortaya çıkmıyor mu? Salla gitsin yani... Bu arada ‘aşk’ı çayla birleştiren bir diğer dizi “Leyla ile Mecnun”du. Orada da karakterler aşkın bir poşet çay gibi sallanamayacağını, demlendikçe tadını alacağını söylüyordu. Ne diyelim, kim hangi tür çayı seviyorsa afiyet olsun. Demlik ya da poşet içerim valla, yeter ki aşk olsun!

Hala hayat kurtarıyor

“Hababam Sınıfı” serilerinin yeniden restore edilip daha dün çekilmiş gibi ekrana sürülmesiyle başlayan rüzgar pek dineceğe benzemiyor... Bugüne kadar neredeyse 4 kuşağı içine alan Türk Sineması’nın bu unutulmaz serisi sanırım 1 milyon kez bin ayrı kanalda kendine yer buldu... İşin ilginç tarafı halen aynı lezzetle izlenip ana akım kanalların prime time kuşaklarını kurtarıyor oluşu... Son zamanlarda alıp başını giden Türk Sineması’nın acaba hangi serisi bu rüzgarı yakalayabilir diye geçiriyorum içimden... Samimiyet, ekip ruhu ve her biri kendi tarzının starı olan kadroları yaratıp dört kuşak sonra adından söz ettirecek filmleri kim yapabilecek acaba, hiç düşündünüz mü sahi?

Bayram ekranı nasıldı?

“Nerede o eski bayram ekranları” diye meseleye girmek istemiyorum. Çünkü reyting oranları itibarıyla son yılların en düşük izleyicisi olan bir bayram ekranını geride bıraktık... Birkaç dizinin yeni bölümü dışında yayınlanan her iş tekrardan ibaretti. Bayram izleyicisinin nüfusuna bakmadan yeni bölümleri yayına süren “Ulan İstanbul” (Kanal D), “Ruhumun Aynası” (FOX) ve diğer tayfayı hakikaten saygıyla selamlıyorum... Bunun dışında gişede yuvarlanıp ekranda harikalar yaratan son dönem Türk komedi filmlerine de aldıkları reytinglerden dolayı sıklıkla başına gelecek “tekrar” yayınlarında başarılar diliyorum... Bu arada birbirlerinin karşısına geçmeden kendi günlerinin reyting rekortmeni olarak kişisel tarihlerine afili çentikler atan “Çarkıfelek” (Kanal D) ve “Eyvah Düşüyorum” (Star TV) gibi eğlenceliklere de uzun ömürler diliyorum...