Mescid'i Aksa'nın tarihi ve Müslümanlar için önemi

İslam dünyasında çok önemli bir yeri olan Mescid-i Aksa'nın tarihi ve önemi son günlerde herkes tarafından merak ediliyor. Bunun da en büyük sebebi Amerika Başkanı Trump'ın Kudüs'le ilgili yaptığı açıklamalar oldu. İşte Mescid-i Aksa'nın tarihi...

08 Aralık 2017, Cuma 10:08
Mescid'i Aksa'nın tarihi ve Müslümanlar için önemi
Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump'ın dün yaptığı 'Kudüs, İsrail'in başkentidir' açıklamasının ardından dünyanın dört bir yanından tepki geldi. Hem İslam dünyası hem de Hristiyan alemi Trump'ın bu açıklamalarına sert tepkiler verdi.

3 büyük din içinde kutsal kabul edilen Kudüs'teki Mescid-i Aksa'nın yeri ise Müslümanlar için çok daha farklı. Müslümanların ilk kıblesi olan Mescid-i Aksa tarih boyunca birçok saldırıya da maruz kaldı. İşte Mescid-i Aksa'nın tarihi geçmişi ve Müslümanlar için ne kadar önemli olduğunun detayları haberimizde...


MESCİD-İ AKSA'NIN TARİHİ VE MANEVİ DEĞERİ YÜKSEK


Tarihi ve manevi değeri en yüksek yerlerden biri olan ve Kuran-ı Kerim'de kendisinin ve çevresinin mübarek kılındığı söylenen Mescid-i Aksa... Hz. Muhammed (s.a.v.) zamanındaki mescitler arasında, Mekke'ye en uzak yerde bulunduğu için, bu yere, kendisine 'en uzak yer' anlamına gelen Mescid-i Aksa ismi verildiği söylenir. Beyt-ül Makdis ya da Beyt-ül Mukaddes adı da verilen bu yerin inşasına, Hz. Davud (a.s.) zamanında başlanmıştı.


MESCİD-İ AKSA'NIN İSMİ KURAN-I KERİM'DE GEÇİYOR


İnşaatında bizzzat bulunan Hz. Davud (a.s.), duvarları, yaklaşık bir adam boyu yükseldiği sıralarda, bu inşaatı tamamlayamadan hakkın rahmetine kavuşur. Ondan sonra yerine geçen oğlu Hz. Süleyman (a.s.), mescidi tamamlamak ister ve on iki mahalleye sahip Kudüs şehrini, usta ve mühendislere inşa ettirir. Mescid-i Aksa'yı yapan ustalar taşları yontarak, altın, gümüş, inci, yakut ve başka mücevherler de kullanmış ve mescit toplam yedi yılda tamamlanmıştır. Bu mescitin adına Beyt-ül Makdis (kutsal yer) de denir. Bu ifade, Kuran-ı Kerim'de geçmez, hadis-i şeriflerde zikredilir. Ama Mescid-i Aksa ismi, hem Kuran-ı Kerim'de, hem de hadislerde geçer.

Hz. Süleyman (a.s.), Hz. Musa (a.s.)'dan beri nesilden nesile gelmiş bulunan ve içersinde Tevrat'ın da bulunduğu Ahid sandığını, yani Tabut-u Sekine'yi, mescide koyar. Ancak daha sonra, Asur hükümdarı ikinci Buhtunnasar Kudüs'ü işgal eder ve şehri yakıp yıkar. Mescidde bulunan altın gümüş ve diğer mücevherleri de alarak Babil'e götürür. Daha sonra mescit tamir ettirildiyse de, M.S. 70 yılında romalılar Mescid-i Aksa'yı tekrar yıkarlar. Böylelikle Kudüs'ün musevilere olan bağlılığı da son bulur.


MÜSLÜMANLARIN İLK KIBLESİYDİ


M.S. 123'te, bizanslılar mescidi tekrar tamir ederler. Sonrasında Hz. Muhammed (s.a.v.), bir gece Mescid-i Haram'dan, melek Cebrail (a.s.) tarafından getirilen Burak'a binerek, Mescid-i Aksa'ya gelir ve burada namaz kılar. O tarihlerde burası, müslümanların kıblesiydi. Peygamberimizin Medine'ye hicretinden 16 ay sonra, Allah tarafından gönderilen bir vahiyle, müslümanların kıblesi Kabe olarak değiştirildi.

638 yılında, Hz. Ömer (r.a.), Suriye seferindeyken Mescid-i Aksa'yı ziyaret etmiş ve burayı temizletip bakım yaptırarak, yeniden inşa ettirmiştir. Burada ezan okutarak cemaatle namaz kıldırmıştır. Yahudilere, mescide emniyetle girme hakkı tanımış, Kudüs'teki kiliselere dokunulmaması için emir verip, hristiyanlarla anlaşma yapmıştır.

Kudüs'ün müslümanlar tarafından fethedilmesinden sonra, halife Abdülmelik bin Mervan, Mescid-i Aksa'nın yakınındaki arsa üzerinde, tam bu mescidin kıble tarafına, Kubbet-ül Sahra'yı yaptırır. Daha sonra depremle harab hale gelen Mescid-i Aksa, Emevi halifesi El Velid tarafından yeniden yaptırılır.

Mescid-i Aksa'nın, Emeviler ve Abbasiler zamanlarındaki şekli, bugünkü durumuna çok yakındır. Kıble karşısında 15 kapı bulunur. Ortadaki altın kaplı kapı, tunçtan yapılmıştır. Son cemaat yerinde revakları (revak=sırtı bağlı bulunduğu binaya dayalı, ön cephesi açık, üstü örtülü ve örtüsü sütunlarla taşınan mekan) bulunan mescit, 280 adet mermer sütuna dayanan revakların taşıdığı bir dam ile örtülüdür. Orta kısmında bir kubbe bulunur. Damın üstü kısmen mozaiklerle süslü, kısmen de levhalarla kaplıdır.
 

HRİSTİYANLAR MESCİD-İ AKSA'YI KİLİSEYE ÇEVİRDİ!


Kudüs 1099'da haçlılar tarafından istila edilince, şehir yakılıp yıkılmış, bir çok kadın, çocuk ve diğer masum insanlar kılıçtan geçirilmişti. Hristiyanlar Mescid-i Aksa'yı da yağmalayıp, tepelerine haçlar dikmiş, içine heykeller koyarak burayı kiliseye çevirmişlerdir.

Sultan Selahaddin-i Eyyubi, 1187'de, Kudüs'ü haçlıların elinden kurtarır ve mescidin içindeki putları ve heykelleri kaldırtır. Sarayı eski haline getirip, yeni bir mihrap yaptırır. Daha sonraları ise, bu mihrabın iki yanına pencereler açılıp bir minber (ki bu minber, 16 bin ahşap parçanın, tek bir çivi bile kullanılmadan birbirine geçmesiyle oluşturulmuştur), kuzey tarafına son cemaat revakları ve bir tahta minare eklenir.
 

OSMANLI ZAMANINDA BAKIMI YAPILDI


Emeviler, Abbasiler, Eyyubiler ve Memlükler zamanlarında bir ilim merkesi haline getirilmiş ve bir çok islam aliminin yetişmesine vesile olmuş Mescid-i Aksa, en son 1517'de Yavuz Sultan Selim'in Kudüs'ü ele geçirmesiyle Osmanlıların hakimiyeti altına girmiş ve tamiri, bakımları yapılmıştır.

Birinci dünya savaşından sonra Kudüs, Türklerin elinden çıkınca, bağımsız hale gelmişti. Fakat 1948'deki Arap-İsrail savaşında, Kudüs'ün batı kısmı İsrailliler tarafından işgal edildi. 1967'deki altı gün savaşından sonra Kudüs'ün tamamı İsrail savunma kuvvetlerinin eline geçti. 1969'da gerçekleştirlen bir suikastte ise, Avusturalyalı protestan bir fanatik, Mescid-i Aksa'nın bir kısmını ateşe verdi.
 

BİR ÇOK KEZ SALDIRIYA UĞRADI


1980 ve 1982'de, iki defa yüklü miktarda patlatıcı yerleştirilerek, mescit yıkılmaya çalışılmış, 1990'da ise mescit içine girilerek secdede olanlara ateş açılmış ve 30 kişinin öldüğü, 800 kişinin de yaralandığı bir katliam yapılmıştır.