Metin Arolat: Aşktan nefret ediyorum

Hani bazı insanlar vardır adı geçince yüzünüzü gülümseten... Benim için bunlardan biri Metin Arolat. Sarıyer’den hem komşum hem dostum. Geçenlerde çat kapı gittim. Laf lafı açtı. Sohbet koyulaştı. Müzikten sinemaya, oradan aşka, ilişkilere, aşk acısına geldi.

24 Haziran 2018, Pazar 05:00
A A

Suna Akyıldız

suna.akyildiz@posta.com.tr

Uzun zamandır albüm yapmıyorsun...

Evet, en son 2014’te yaptım. İnsanlar “Dinlenmek istiyor” diye düşünüyorlar, oysa demlenmek istiyorum. Zevkin, söylemek istediğin şeyler değişiyor ama insanlar seni ilk söylediğin şarkıdaki gibi görmek istiyor. Ruhunun değiştiğini kabullendirmen zor oluyor.

Şöhret yoruyor mu?

Zamanında şöhretin en tepesinde oldum ve bundan nefret ederek orada bulundum. Bir yere gittiğimde kapımın açılıp, “Ay Metin bey geldi” denmesinden, ilgi görmekten hoşlanmayanlardanım. Ben olarak girmek istiyorum oraya. Şöhretin ağır taraflarıyla karşılaşıyorsun. Bir anda acımasızca seni kalıplara sokmaya çalışıyorlar. Ben o kalıpların adamı değilim. Oysa ilk albümüm çıktığında hayalimde şu vardı, “Eğlenceli bir iş yapacağım, müzik yapacağım” diyordum.

Reklam yönetmenisin ama kendi reklamını yapmayan bir adamsın...

Üniversiteden sonra önce yönetmenliğe başladım, sonra müzik girdi hayatıma. Sadece işimi yaptım ve büyük başarı elde ettim. Şanslıymışım. Dünya Jimnastik Şampiyonası’nda İtalya takımı ‘Yukarıda Allah Var’ şarkımla gösteri yaptı ve dünya ikincisi oldu. Bunu söylemedim bile. Göze sokmak yerine, birilerinin görüp takdir etmesi benim için kıymetli.

TEVAZUMDAN KENDİM BİLE SIKILDIM BEN ÇOK İYİ BİR YÖNETMENİM

Türkiye’nin en büyük firmalarının reklamlarını çekiyorsun... Yönetmenlik müziğin önüne mi geçti?

Önüne geçtiği zamanlar oluyor. O da benim işim. Yurtdışına da reklam filmleri çekiyorum. Reklamcılık büyük paraların döndüğü, büyük bir pasta. Ama ben parasında değilim. Yıllar önceki asistanımın asistanı bile benden zengindir. Benim bütün derdim takdir edilmek oldu. Çok özendiğim sanatçılar, şarkıcılar hiçbir zaman olmadı. Ama yazarlar, mimarlar oldu, kalıcı ve evrensel işler yapan insanlar oldu. Dolayısıyla şarkı söylemek bana yetmiyor.

Sanki şarkıcılık severek yaptığın bir hobin gibi...

Hobi gibi bile yapıyorsam yüzde 90’ından iyiyim. Sevdiğim için yapıyorum. Para derdiyle yapsam başka yoldan gidebilirdim.

Sadece Tarkan, Gülşen ve Ebru Gündeş’in kliplerini çekiyorsun. Onda bile seçicisin...

“Metin çok pahalıya klip çekiyor” algısı var. Oysa kimse bana fiyat sormaz. Hiçbir klibimden para kazanmadım. Bütün kazanacağımı o klibe yatırdım. Onun için o klipler beğenildi. Başka sanatçılara klip çekmek istemiyor değilim. Tembellik yapıyorum. Araya menajer sokulduğu zaman klip çekmiyorum. Beni kendisinin araması ve dostluk kurması lazım.

Demet Akalın da sosyal medyadan “Ne zaman klip çekeceğiz” diye yazdı...

Demet Akalın’la Mardin’de klip çekmeyi düşündük. Kliplerde bütçeler düşük olduğu için fikir çok değerli. Her şey birbirine benziyor. Mardin’de çekilecek klibin Mardin’e de katkısı olsun istiyorum.

Korktukları kadar pahalı mısın?

Sanmıyorum. Diğer arkadaşların klip fiyatlarını yeni yeni öğreniyorum, neredeyse aynı. Herkes beni “İyi yönetmensin” diye şartladı. Bu söz beni utandırıyor ama geçen gün baktım, 30 yıl olmuş. Bu tevazudan kendim bile sıkıldım. Evet, ben çok iyi bir yönetmenim.

Sinema filmi çekmeyi düşünmedin mi?

Tabii ki düşündüm. Ama sinema filmi çekersem gişede iyi olmak zorunda, ödül, hatta Oscar almak zorunda. Yoksa mutsuz olurum. Buna hazır olmam lazım. Sinema filminden önceki hayalim televizyon programları yapmak. BENDEN ÇOCUK YAPMAK İSTEYEN KADINLAR OLDU

Yönetmenlikten çok şarkıcı olarak tanıyorsun...

Oysa seviyesi en düşük yerim şarkıcılık. Gözüm hep daha evrensel işlerde. Şarkı söylemeye bayılıyorum, sahnede olmayı reklam çekmekten daha fazla seviyorum. Ama albümü çıkarıp, “Radyolarda çaldı mı, hangi gazete yazdı” bölümlerini yaşamak istemiyorum. İnsanın enerjisini çalıyor. Oysa reklam dünyası çok disiplinli. Ama müzik piyasasında her türlü üç kağıt var.

Bir ara baba olmak istiyordun, taşıyıcı anne arıyordun...

Herkes anne baba olmak ister. Bunu bir kişiye söyledim, ertesi gün gazetelerde okudum. Sonra o kadar çok mesaj aldım ki. Çocuk yapmak isteyen, dünya görüşü bambaşka özgür ruhlu kadınlar, lezbiyenler, para verirseniz yapabilirim diyenler... Hâlâ istiyorum, bakalım.

Yalnız adam imajın var. Seviyorum bu imajı.

Cool geliyor bana.

Aşk olsa fena mı olur?

İstemiyorum aşk. Aşktan nefret ediyorum. Hasta ruhlu bir aşık oluyorum. Karşımdakine de, kendime de zarar veriyorum. Bunu bilmek iyi bir şey aslında... O kadar diplere gidiyorum, öyle acı çekiyorum ki, geçmeyecek diye düşünüyorum. Bir gün balkona çıktım. Dolunay vardı, bakıp dua ettim. “Bu duyguyu üstümden al, onu bana unuttur ve bir daha beni kimseye aşık etme” dedim. Ve içimden bir şeylerin çıktığını hissettim. O gün bugündür aşık olmuyorum.

İlk görüşte hisseder misin?

Ben ilk görüşte aşık olurum. Üç kere aynı şekilde yaşadım. Şimdi aşık olacağımı hissettiğim an yolumu değiştiriyorum.

Ama aşk enerjiyi yükseltiyor...

Kesinlikle. Üç ay enerjim çok güzel yükseliyor, dördüncü ay psikopata bağlıyorum. Normal değilim, garip bir adamım. Çok açığım ama aşk oyun istiyor. Kaçma yok bende, pata küte giriyorum ve çok seviyorum. Aşkın içinde olması gereken ufak tefek yalanlar benim gözümde büyüyor ve beni hançerleyen bir yalana dönüşüyor. Her şeyi büyütüyorum.

Sanırım aşkın en güzel yanı mantığın devre dışı kalması... Yapmam dediğin her şeyi yaptırıyor.

Hiç unutmam, bir gece şakır şakır yağmur yağıyor. Sarıyer’den Şişli’ye 23 kez gidip geldim, “Işığı yanıyor mu” diye bakıp geri döndüm. Beklesene kapıda, niye gidip geliyorsun? Meğer ışığı kapamış uyuyormuş. Bir lafıyla bütün gece kulüplerini dolaşıp plakasını soruyorum, araba burada mı diye.

BENDEN NE İYİ BİR SEVGİLİ NE DE İYİ KOCA OLUR

İnsanın hayatına anlam katan birisi olmalı...

Hayat arkadaşım sen de olabilirsin, yakın arkadaşım da olabilir. Şimdiki nesilden farklıyız. Bizde evlenmeyenlerin oranı daha fazla. Biriyle aynı evde uzun süre vakit geçiremem, sıkılırım. Bir noktadan sonra “Sen bi gitsene” derim. 40 senedir yalnız yaşıyorum. Mutlu evlilik de görmüyorum etrafımda. Aile olunca, kardeş gibi, arkadaş gibi olma olayını da sevmiyorum. Ben o aşkla yaşamak isterim. Bittiği zaman ya kendimi suçlarım ya da karşımdakini. Benden ne iyi bir sevgili ne de iyi koca olur.

Dost kalabiliyor musun ayrıldıktan sonra?

Kalıyorum.

Acının dibini yaşadıktan sonra insan nasıl dost kalır?

İçindeki deprem bir noktadan sonra geçiyor. O zaman mantıklı düşünmeye başlıyorsun. Hatanın bende olduğunu biliyorum, ilişki sırasında karşımdakine çok yüklenmiş oluyorum. Bitince, sakinleşince, “Benim hatamdı” diyebilecek kadar medeni bir insanım.

Çabuk ağa düşer misin?

Hayır. Tavlanmaya açığım ama bana şımaran biriyle görüşmem bile. Onlara manyak gözüyle bakıyorum. Değişik olmalı, başka olmalı. Beni tavlayacak insanın ters köşe yapması lazım. Ben de tavlamak için çok uğraşmam. LİBİDOM YÜKSEK AMA HER ŞEYİN ÖNÜNDE DEĞİL

Libidon yüksek midir?

Libidom yüksek ama her şeyin önünde değil. Çok çalışıyorum libidoyu düşünecek halim kalmıyor.

Sosyal medyada aktifsin. Hiç sosyal medyada aşk yaşadın mı?

Yaşadım. Görüştük birkaç kez. Sosyal medya fingirdemesi oldu. Orada tanışıp evlenenlerle dolu dünya. Ama muhakkak önce araştırmasını yaparım.

Erkeklerin çoğunun beyninde önce mesaj, sonra yemek, sonra da yatak kodlaması var. Sende durum ne?

Tanışır tanışmaz yatağa girmeyi istemem. O zaman büyüsü bozuluyor. Birçok erkek arkadaşımın yaptığı hata bu. Biriyle hemen yatağa girince hafif kadın, hafif adam oluyorsun. Bırak yatağa girmeyi, elini tutmak için bile zaman isterim. O eli tuttuğum zaman, ergenlik döneminde yaşadığım heyecanı veya elini kaçırdığı zamanki utanmayı hissetmeyi isterim.

YÜZÜNÜ BİLE HATIRLAMADIĞIM ÇOK İNSAN SAYABİLİRİM

Alternatif çok olunca insan gerçek aşkları teğet geçebiliyor...

Cinselliğin olmadığı ilk aşklarım benim için hâlâ unutulmaz. Sebebi bunlardı, çaba harcıyordun. Ama bir kere yatağa girip sonra yüzünü bile hatırlamadığım çok insan sayabilirim. Çabuk olan şeylerin değeri yok.

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;