Metin Şentürk: Kendimi göremesem de yüzüme dokunup 'güzelim' diye okşuyorum

Yeni albümüne hazırlanan şarkıcı Metin Şentürk ile bayram nostaljisi yaptık, çocukluk yıllarını konuştuk. Kendisiyle barışık olmasının sırrını öğrendik. Diyor ki: Türkiye’nin en seksi erkeklerinden biriyim. Kimi insan aynaya bakıp kendini görmeyi, kendini sevmek zanneder. Ben yüzüme dokunup “Güzelim” diye okşuyorum. Bu bir sapkınlık değil, kendini sevme meselesidir

17 Haziran 2018, Pazar 05:00
A A

ALEV GÜRSOY CİMİN

alev.gursoy@posta.com.tr

İyi bayramlar! “Nerede o eski bayramlar” diyenlerden misiniz?

Evet... Artık bayramlar toplu mesajla kutlanır hale geldi. Yazıklar olsun diyorum. Örflerimiz, adetlerimiz erozyona uğrarken bizler de bunları sağlam tutmaya çalışıyoruz. Yedi çocuklu, kalabalık bir aileydik. Annem bayramlarda bizi Kızılay’dan giydirirdi. Komşu çocuklarının elbiseleri gelirdi, yıkar paklar giyerdik, mutlu olurduk. Ben biraz özel bir evlattım. Ailemde ilk kör olanlardanım. O yüzden bana pozitif ayrımcılık yapılıyordu.

Ailede tek görme engelli siz değil misiniz?

Genetik bir problem var baba tarafımızda. Sonradan kör oluyoruz. Herhangi bir sıkıntıda ilk darbe gözde patlıyor. Ablama askeri jip, abime salıncak çarpmış, ben düşmüşüm, babam da üzüntüden kör olmuş...

Anneniz için de çok zor olmuştur...

İnsan baktığı yerden durumu iyi görmüyorsa bakış açısını değiştirmeli. Bir gün yatılı okuldan eve geldim. Annem ağlamış, “Neden ağladın?” dedim. Arnavut’tu annem, şiveli konuşurdu. “Çok üzülüyorum, hepiniz kör be evladım” dedi. Çocuk aklımla düşündüm, evde altı kişi görmüyor. Bodrum katında yaşıyoruz. “Anne sen deli misin, neden üzülüyorsun? Ya hepimiz görseydik, elektrik faturasını nasıl ödeyecektik?” dedim. O günden sonra üzülmedi.

Çok fedakar bir anneymiş...

Annem hayatımın mimarıdır. Okuma yazma bilmemesine rağmen, 35 sene önce engelliler için olan okulu bulup beni yazdıracak kadar akıllı, büyük bir kadındı annem. 10 üniversite bitirmiş kadına bedeldi. İstinye’deki Körler Yetiştirme Yurdu’nda okudum sayesinde. Yatılı okul serüvenim böyle başladı. Onsuz yarımım. Bayramlar bile eksik.

GÖRMEK PAHALIYA MAL OLUYOR BİRÇOK ŞEYİ GÖRÜYORSUN

Metin Şentürk’ün güzel hikâyesini dinleyelim...

Büyük beklentiler büyük mutsuzluklar getirir. Hiçbir zaman villam olacak demedim ama oldu. Bodrum katındaki evime dönmek durumunda kalsam, yine mutlu olurum. Hayatla ilişkimi böyle kurdum. Hiçbir zaman bir şey için “Benim” demedim. Şu dört hece üzerine kurdum hayat felsefemi: SA-Mİ-Mİ- YET. Samimiyetin olmadığı yerde hiçbir şey yeşermez. Bir de şu var; herkes kendi hikayesinin kahramanı mı, yoksa figüranı mı olacak, kararını vermeli. Ben her zaman hikayemin kahramanı oldum.

Hiç isyan etmediniz mi?

Ettim ama “Neden ben” diye değil, “Neden bu kadar zor” diye. Evet zor ama alışıyor bir yerden sonra insan. Bir de görmenin maliyetini hesapladım, pahalıya mal oluyor. Görmek istemediğin birçok şeyi görüyorsun. Çakma şebeklerden tut, torna tesviye bebeklere kadar işin çivisi çıkmış, çevremiz kirlenmiş. Sevgi, dostluk bitmiş. Görsem ne yazar?

TÜRKİYE’NİN EN SEKSİ ERKEKLERİNDEN BİRİYİM

İnsan güzel bir kadını merak eder, kendini merak eder...

Kendimi görmezsem seninle böyle konuşabilir miyim? Gözlerimle görmesem de hislerimle her şeyi çok iyi görüyorum.

Yakışıklı olup olmadığınızı merak etmez misiniz?

Merak etmem, çünkü biliyorum. Hem yakışıklı hem de Türkiye’nin en seksi erkeklerinden biriyim bence. Kimi insan aynaya bakıp kendini görmeyi kendini sevmek, barışık olmak zannederler. Sen hiç kendi yüzüne dokundun mu? Ben yüzüme dokunup “Güzelim” diye okşuyorum. Bu bir sapkınlık değil, kendini sevme meselesidir. Aynaya bakarak kendini sevemezsin, aynaya bakarak kendini görürsün. Hayatın ana teması dokunmaktır. Görmek hava cıvadır, sonra gelir. Kendinizi sevin. Uyanır uyanmaz. Yarın dene mesela, hayatına başka bir gözle bakacaksın ve başka bir enerjiyle uyanacaksın.

Kardeşleriniz de sizin gibi mi?

Onlar biraz daha çekingenler. Zamanla zorlayarak bir şekilde onları da hayatla daha ilintili hale getirdim. Ama mutlular.

Bu kadar enerjiyi nereden buluyorsunuz?

Hayatım ne kadar zorsa, o kadar başarılı oldum. Ne kadar kolaylaşırsa, o kadar geri çektim kendimi hayattan. İki şeyden beslendim; bir karanlıktan, bir de zorluklardan. O yüzden görmek istemem, bu beslendiğim alanı yok etmek olur.

Bazıları sizin görmediğinize inanmıyor?

Ben de inanmıyorum. Çünkü şu ana kadar bu ülkede ne yapılmış? Türk filmlerinde iş adamı kör oluyor, ya dilenci yapılıyor ya da anasının dizi dibinde oturan bir kuzu oluyor. Bir de Metin gibi biri geliyor. Ne bileyim, onun başarısı, helal olsun demiyorlar. “Mutlaka görüyordur bu” diyorlar. Yarısına göre sahtekar, yarısına göre bestekarım ben.

SOSYAL MEDYA NASIL KULLANILIR HERKESE GÖSTERECEĞİM

Sosyal medyada aktifsiniz bu arada...

Ben sosyal medyaya karşı biriydim. Birol Güven yıllar önce ‘oğlum bu gerçek, bundan kaçamazsın’ deyince Twitter’a girdim. Enterasan birkaç şey yaptım. Millet bana telefon açtı oğlum trendtopic olmuşsun diye; dedim ‘oğlum ne topiği!’ Sinirlendim. ‘Top’ mop tarzı bir şey algıladım. Hemen Birol’u aradım. ‘Saçma sapan işler açtın başıma topik mopik diyorlar’ dedim. Gülmeye başladı tabii. Yani o kadar cahildim. İki üç ay öncesine kadar ortalama bir sosyal medya anlayışım vardı. Şimdi sosyal medyayı tamamen hayatımın merkezine koydum. Sosyal medya nasıl kullanılır, herkese göstereceğim.

Bir tweet atmıştınız, “Gözlerim açılsa ilk Atatürk’ü görmek isterim...”

Annem, gençliğimde takım elbise giyip kravat taktığımda, “Atatürk’üm benim” diye severdi beni. Yanaklarımı sıkar, sarılır öperdi. Ben de iterdim, “Anne yapma çocuk değiliz” diye... Atatürk’ün kurduğu vatanda yaşıyoruz...

MECLİS’TE SUSACAKSAM BURADAN KONUŞURUM DAHA İYİ

24 Haziran’da Türkiye seçimini yapacak. Nasıl bir Türkiye hayal ediyorsunuz sonrasında?

Kendimizi kandırmayalım, ateş çemberi bir coğrafyada yaşıyoruz. Bu eksende, sınırlarımızın ötesinde fazla bir şeylerin değişeceğine inanmıyorum. Önemli olan sınırlarımızın içinde olanları biraz değiştirmek. Huzur, güven ortamı sağlamak. Daha barışçıl bir toplum olmak.

Sizin de siyaset serüveniniz oldu...

Benimki biraz siyaset üstü bir konu. Bu ülkedeki engelliler adına ve yararına olacak adımlar atıyorum. Bir çoğu farkındalık projesi. Diğer engelliler de kıpırdansınlar. Ama ülkenin o kadar sorunu var ki, söylediklerimiz lüks kalıyor. Ülkemizde engelli vatandaş çok. Onların da Meclis’te temsilcisi olsun istiyorum.

Onların sesi olmak ister misiniz?

Gerektiğinde fazla sivri çıkışlar yapabilecek biriyim. Herkesin işine gelmez bu. Meclis çatısı altında susacaksam, buradan konuşurum daha iyi.

AŞIK DEĞİLİM AMA ÖZEL HAYATIM ÇOK İYİ GİDİYOR

Rüya görür müsünüz?

Görürüm. Genelde şöyle algılanıyor, “Aa nasıl oluyor da rüyanda gözün görüyor?” Rüyam da hayatım gibi, o yüzden rüyadayken gözümün görmesi garip olur.

Aşk var mı?

Aşk yok, aşık değilim ama özel hayatım çok iyi gidiyor. Sonuçta mutluluğu sadece aşkta arayanlardan değilim. Aşk olması gerektiğinde gelir seni yakalar. Hiç sorgulamaz ve hayatına girer.

Olaylı bir boşanma hikayesi yaşadınız...

Benim açımdan olaylı değildi, suskun kaldım fark ettiyseniz. Bazen kadınlar gerginliği sever.

Sadece kadınlar mı?

Bana sorduğunuz için kendimle kıyaslıyorum. Eşim öyle takdir etti. Kimse boşanmak için evlenmiyor. Ama gerçekler insanı istemediği yanından yakalayınca sonu böyle olabiliyor. Olaylı boşanmadan kastınızı anlamadım. Alkol bağımlısı olduğunuzu, agresif tavırlar sergilediğinizi iddia etmişti...

Karıma asla şiddet uygulamadım. Şiddet uygulayanlar dünyanın en aşağılık insanlarıdır. Alkol de bahane. Tek bir gerçek var; eşimin takıntısı vardı. Benim ailemde körlük genetik miras olduğundan evlatlarımızı da etkileyeceğinden endişe etti. Bunu dile getirmedim. Artık herkes gerçeklere alıştığı için söylüyorum.

Zaten bunu kabullenerek evlenmedi mi?

30 yıldır bu alemdeyim. Alkol kullanıyorum, hiç inkar etmedim. Yaşam tarzımı, ahlaki kurallarımı, karakterimi ben belirlerim. Benim yerime kimse karar veremez. Bunca yıldır muhatap olduğum bu iftiralarla alakalı bir cümle duydunuz mu benimle ilgili? O söylenenlerin hiçbiri bana yakışmadığı için kimse inanmadı. O tarihlerde mutlaka o da acı çekti. Ama kim olursa olsun, “Ya çocuğumuz kör olursa” diye düşünüp benden aşk, sadakat bekleyemez. İnsanlık bekleyemez.

İstemiş miydi eşiniz çocuk?

Sırf kör olma ihtimali var diye çocuk yapmamak anlaşılır gibi değil. Eğer Allah tarafından bir mani varsa 50 sene eşini sever, sahip çıkarsın. Ama bir mani yoksa, böyle bir kaygıyla değil 50 sene, 5 dakika bile bir kadını sevemem. Var mı hâlâ çocuk özlemi?

Yok artık o özlemim maalesef. Treni kaçırdık. Yorgun hayatlar yaşadık. Çok yorulduk. Hem fiziki hem ruhen. 50 yaşını geçmiş biri olarak, çocuğun olması için önce birine güveneceksin sonra seveceksin, ardından karar vereceksin. Çocuk doğacak, büyüyecek ve senin yaşlılığını ve hastalığını mı çekecek?

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;