Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

MEYVALI AĞAÇ TAŞLANIR!

Salı, 25 Mayıs 2010 - 05:00

Elbette CHP’yi konuşmaya devam edeceğiz. İki gündür Kılıçdaroğlu ve CHP’ye, listeye yöneltilen eleştirilere bakıyorum da el insaf diyorum. Acaba kim 5 gün gibi kısa bir sürede, birden bire, parti başkanlığına adaylığını koyar, kurultaya hazırlanır, konuşmasını yazar, neredeyse bütün gazete ve tv’leri ziyaret eder, bir o kadar kişiye demeç verir, fotoğraf çektirir, kulis yapar, liste hazırlar, ailesini ikna eder, gömleğini, kravat takıp takmayacağını kararlaştırabilirdi? Sadece 5 gün! Konuşmasında manifesto yokmuş. Yazılı, akademik bir konuşma değildi. Ne düşünüyorsa onu söyledi, onun için sonuna kadar inandırıcı ve samimiydi. Ayrıca, Konuşabildiğine şükredin, genel başkan seçileceği salona yarım saatte girebildi, neredeyse içeri giremiyordu. Gömleği pahalıymış. Ucuz olsaydı ayrı dalga geçerlerdi. Dış politika yokmuş. Sanki Türk toplumu dış politikayla yatıp kalkıyor! Salonda izdiham varmış. Kimse olmasaydı daha mı iyiydi? Aleviyim dememiş. Alnına kırmızı bant mı taksaydı? Listesinde büyükelçi yokmuş, iki kişi çağırmış, gelmemişler. Ayrıca parti, sadece parti meclisinden mi ibaret? Parti meclisine girememiş olanlardan hiç mi yararlanılmaz? Danışmanı olmayacak mı, yardımcıları? Heyecanlıymış, o ilgiye, sevgi seline, karşısındakilerin heyecanına, kaşarlanmış değilse, kim kayıtsız kalabilir? Bu kadar kısa sürede bana şu yapılanlar yetiyor: bütün şehirleri dolaşacak, bire bir yenilikleri anlatacak. İşçiden, emekliden, emekten yana olacak. Katılımcı, halkçı politika izleyecek. Eleştirilere kulak verecek. Ayrıca pahalı gömleğiyle dalga geçenler aile fotoğraflarındaki terliklere baksınlar lütfen. Bence aile madem lider fotoğraflarında bile terlikle poz veriyor, eve biraz daha pahalı misafir terliği alsınlar! Hele kızların ayaklarındakiler çok sırıtıyor.

ERHAN GÖKSEL’İ KİM ÖLDÜRDÜ?
Ergenekon terör örgütü diye ortalığı birbirine katıyorlar ama üstüne yıkabildikleri bir tek cinayet yok. Örgüt üyesi diye içeri aldıklarından ölüp gidenler ise artıyor! En son Erhan Göksel’i NewYork’ta bir otel odasında, sevdiklerinden, memleketinden uzakta, tek başına kaybettik. Siyaset analizcisi, kamuoyu araştırmacısı Erhan Göksel’i biz gazeteciler çok iyi tanırız da kamuoyu da tanımaya başlamış, söylediklerine kulak veriyordu ki çıktığı televizyon programlarını bir bir engellediler. Bu ülkede görev yapmış pek çok siyaset adamına, başbakana danışmanlık yapmış bir stratejist olan Göksel’i en son Ergenekoncu olarak yaftalayıp sorguladılar, içeri attılar. Nedense serbest bıraktılar sonra, hatta medyaya yansımayan bir takipsizlik kararı da vermişler ama müşterinin gözü korkmuş, Göksel’in araştırma şirketi VERSO’nun işleri çoktan bitmiş, şirket satılmış. Göksel, çalışanlara tazminatlarını ödeyebilmek ve akçalı iş bulabilmek için kendini ABD’ye atmış, orada çalışıyormuş. Bütün bunlar terörist olarak yetiştirilmemiş, sıradan bir insanın kolay kolay üstesinden gelebileceği travmalar değil. Kimi atlatıyor, kimi dayanamayıp gidiyor. Ama kalpten, ama kanserden. Temiz cinayetler bunlar, faili iz bırakmıyor! Erhan Göksel, analizleri fazla cüretkar bulunsa da ufuk açan, şaşırtan, düşündürten bir araştırmacıydı. Öyle çok şey biliyor, öyle ilişkiler kuruyordu ki, sıradan insanların aklı havsalası almıyordu. Hepimizin ihtiyacı olan bir insandı. Çok yazık oldu. Ergenekon değil, onu kullananlar can almaya devam ediyor!