MHP: Kriz hükümetin krizi

Cuma, 25 Aralık 2009 - 15:51

MHP: Kriz hükümetin krizi

 MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, "Hükümet, nurtopu gibi doğurduğu krizi bile dünyanın krizidir diyerek sorumluluğu dışarıya ithal ediyor. Reddi evlat yapıyor. Krizin onların olduğunu ispatlamamız için DNA testi yaptırmamız gerekiyor galiba" dedi.
Vural, 2010 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2008 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesi Kesinhesap Kanun Tasarısı üzerinde MHP grubunun görüşlerini açıkladı.

Bütçe görüşmeleri sırasında, işçilerin emeğini, esnafın siftahını, çiftçinin ürününü, emeklinin derdini anlattıklarını ifade eden Vural, "Ecdadımızın emaneti değerlere sahip çıktık, statükocu diyenlere inat... Kan üzerinden açılım reçetesi dayatmak isteyen vampirlere inat..." diye konuştu.
Vural, bin yıllık kardeşliği, tarihi ve kimliğini hazmetmeyen hazımsızlara karşı, inadına karşı durduklarını belirterek, şunları söyledi:

"Burada MHP olarak yine tekrarlıyorum: inadına kardeşlik, inadına huzur, inadına Türk milleti, inadına Türkiye Cumhuriyeti...
’Ben her bedel ödemeye hazırım’ diyerek yanlış yönetimlerinin bedelini millete ödetip de sırça köşklerde oturup sahte kahramanlık taslayanlara, işsizlerimizin, emeklilerimizin, esnafımızın, çiftçimizin sessiz hıçkırıklarını unutup, kamera karşısında gözyaşı dökenlere hak ettiği dersin sandıkta verileceği günlere de giderek yaklaşıyoruz. Mukadder son yaklaşıyor. Daha da yakın olması en halisane dileğimizdir."
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bütçenin tümü üzerindeki görüşmeleri sırasında, fona devredilen bankalarla ilgili sözlerini eleştiren Vural, "MHP olarak bizim, ne bu bankaların kuruluşunda, ne de bu bankalara verilen batık kredilerde imzamız vardı. Batıran biz değiliz. Bu bankalar dirençsiz bir mali sistemin parçasıydı. Biz sistemi güçlendirdik" dedi.

Başbakan Erdoğan’ın, Merkez Bankası ile ilgili sözlerine de değinen Vural, Erdoğan’ı, eski defterleri karıştıran "müflis tüccara" benzetti. Vural, "Bundan medet bekleyen Başbakan’ın, 2009 yılına kadar bu konuda neden bir şey yapmadığını da açıklaması namus borcudur, vebalıdır. 2001’de soygun olduğunu söylüyorsun da sen ne yaptın sayın Erdoğan? Ne yaptın? Elini tutan mı vardı? Paçandan çeken mi vardı?" diye sordu.

"ADAM GİBİ MİLLETİN MENFAATLERİNİ KORUDUK"

Parti olarak, "adam gibi" milletin menfaatlerini koruduklarını, dayatmalara karşı koyduklarını dile getiren Vural, "Bugünkü gibi kapalı kapılar altında teslimiyet belgeleri imzalayıp adamcılık nutukları atmadık. Sözde değil, özde olduk. One minute deyip, yarım saat sonra özür dilemedik" ifadelerini kullandı.

Vural, Türkiye’nin kaynaklarının, "kene gibi" sömürüldüğünü ve yabancılaştırıldığını ileri sürerek, hükümetin ne krizi öngörebildiğini, ne de milleti kırıp geçiren krizi görebildiğini iddia etti.

Başbakan Erdoğan’ın 2004’te başlayan sarsıntıları, önce türbülans olarak değerlendirdiğini, uçağın tecrübeli pilotuyla yolculuğa devam ettiğini söylediğini ifade eden Vural, "Bugün yere çakılan uçaktan paraşütle kurtulmaya çalışıyorsun" dedi.

"ÇEKİRGEYİ AÇILIM İPİNİN KADERİNE BIRAKTIN" Devamı 2. sayfada...

"ÇEKİRGEYİ AÇILIM İPİNİN KADERİNE BIRAKTIN"

Vural, Erdoğan’ın ayrıca, "Simit", "Polyanna" gibi teorilere başvurduğunu anlatarak, şu görüşleri dile getirdi:
"Son bir balon daha çıkardın. ’PKK siyasallaşır, bölücülük resmileşirse açılım olursa Türkiye uçacak.’ Demokratik açılım, ekonomide de sıçrama yaratacak" diyerek bu seferde açılım bahanesiyle, 7 yıldan bu yana sıçramayan çekirgeyi açılım ipinin kaderine bıraktın.

Ülkeyi yönetmeyi unutmuş, sorumluluktan kaçan Başbakan, iktidarda olduğunu da unutmuş, çoğu zaman muhalefeti de suçlamaktan geri kalmıyor. Beyefendi bizi yetersiz görüyormuş. Böyle muhalefet olur muymuş? Aslında yaşadığımız sorunların sorumluluğunu da muhalefetin üzerine atacak. Bizi suçlayacak. Zinhar ben sorumlu değilim, ülkeyi iyi yönetememiş olmamın sorumlusu muhalefettir, diyecek günlerde yakın galiba. Şimdi size soruyorum, vatandaşlarımızın içine düştüğü sıkıntılı duruma sürekli mazeret üretmenin ve başkalarını suçlamanın altında yatan temel sorun ne olabilir: Bence Cesaret. Cesareti olanlar, mazeret üretmez. Ülkeyi yönetenlerin mazerete sığınma hakları da yoktur."

57. Hükümet döneminde yaptıkları icraatları anlatan MHP’li Vural, "Bugün elinde işsizlik sigortası olmasaydı acaba, işsizlere kaynak nereden bulacaktın? Çiftçiye doğrudan gelir ödemesi yapılmasaydı, bugüne kadar çiftçiye ne ödeyecektin?" diye sordu.

Oktay Vural, Başbakan Erdoğan’ın, "Bu kriz Türkiye’nin krizi değildir, hükümeti sorumlu göstermek yanlıştır" dediğini ve bu ifadenin hiç inandırıcı olmadığını savunarak, "Hükümet, nurtopu gibi doğurduğu krizi bile dünyanın krizidir diyerek sorumluluğu dışarıya ithal ediyor. Reddi evlat yapıyor. Krizin onların olduğunu ispatlamamız için DNA testi yaptırmamız gerekiyor galiba" dedi.

"VATANDAŞLARIMIZIN SÖZDE HELVACIZEDE OLDUĞUNU KESİN"

Erdoğan’ın, 2002’de Kastamonu’da, yaptığı açıklamaya da değinen Vural, şunları kaydetti:
"Başbakan kendisinin helvayı yapacak kişi olduğunu ifade etmişti. Helvayı kimin yaptığını ve yediğini ben bilmiyorum, ama vatandaşlarımızın sözde helvacızede olduğunu kesin bir dille ifade edebilirim. İktidara gelince 3 yılda sorunlar bitecek dedin, ülkeyi ne hale getirdin. Un dersen artık, buğdayı para etmez hale getirdin, çiftçinin üreticinin ürününü tarlada bıraktırdın, ürününü beş paralık yaptın, ürün ekilmez ve ürün doyurmaz hale geldi. Buğday ithal eder hale geldik. Şekeri zaten yabancı glikoz üreticilerine teslim ettin, özelleştirme ile fabrikaları kapatmaya başladın. Yağı da ithalata bağladın. Ne unumuz kaldı, ne şekerimiz kaldı, ne yağımız kaldı. Helva yapacağım dedin milleti 36’ya ayırdın, uyuyan fitneyi uyandırdın. Milleti huzursuz bıraktın. Bu tabloyu gördükten sonra Hacivat herhalde ’Yıktın haneyi eyledin viran, varıp millete haber vereyim heman’ diyerek, bu sahneye son verirdi. Helvacı da işsiz kalırdı."

Vural, 2010 yılı bütçesinin "hayırlı" olmadığını ileri sürerek, "Bu hayırsız bütçeye, hayır demek, hayırlı olacaktır" dedi.

 

2