Millet kime güvenecek?

Cumartesi, 07 Ağustos 2010 - 05:00

Türkiye’de genelkurmay başkanı ve kara kuvvetleri komutanının kim olacağını ahtapot Paul’e soracak hale gelmemizin temel nedeni, kökleri derinlere uzanan büyük hesaplaşma. Son yıllarda bütün kurumlara hakim olan kavga ve rövanş alma duygusu bu seneki Yüksek Askeri Şura (YAŞ) toplantılarıyla zirve yaptı. Gerçek demokrasilerde siyasi iktidarlar birlikte çalışacakları ekipleri kendileri belirler. Hiçbir iktidar istemediği insanlarla çalışmaya zorlanamaz. Buna o ülkenin ordusunu idare eden komutanların seçimi de dahildir. Ama bugün bizde yaşanan karmaşaya hiçbir modern demokraside tanık olamazsınız.

Devletin zirvesinde bir haftadır inanılmaz pazarlık yaşanıyor. Kimse tam olarak neler olduğunu anlayabilmiş değil. Kamuoyuna yansıyan tarafı hükümetin kendisini yıpratma eğilimi içinde olan komutanları tasfiye ettiği yönünde. Ama olay sadece bununla sınırlı değil ki.

Bir ülkenin silahlı kuvvetleriyle hükümeti birbirine diş bileyen taraflar haline gelmişse bundan ciddi olarak endişelenmek gerekir.

İktidarın, kendisine darbe hazırlığı içinde olanları bulup etkisiz hale getirme ve kamuoyuna ifşa etme isteğini destekliyorum.

Ancak Türk Silahlı Kuvvetleri bugün kolu kanadı kırılmış ve üzerine çullanılmış suçlular ordusu görüntüsü vermektedir ve bir kurum olarak bugün karşılaştığı muameleyi hak etmemektedir.

Kılıçdaroğlu’na ayıp oluyor

Türk insanının en tipik özelliklerinden biri her yere geç kalması ve her işe geç başlamasıdır. Bu ülkede en eğitimli ve bilinçli insanlar bile verdikleri randevulara ortalama yarım saat geç gelir, en kritik toplantılar mutlaka sarkar, uçaklar, trenler, otobüsler vaktinde kalkmaz. İşin ilginç yanı ortak kültürün bir parçası olduğu için bu durumu kimse garipsemez.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, pek çok açıdan farklı liderlik ortaya koyuyor. Saygılı ve ölçülü bir insan... Öyle “Kodum mu oturturum!” havalarında değil. Olduğu gibi ve mütevazı bir kişiliği var. Gittiği yerlerde insanları bekletmekten hoşlanmıyor, televizyon programlarına ve röportajlara vaktinde geliyor. Hatta miting meydanlarına bile zamanında gitmeye özen gösteriyor. Gazetelere bakıyorum, liderlerde görmeye alışık olmadığımız bu özellikleri nedeniyle Kılıçdaroğlu takdir edileceğine, kendisiyle dalga geçilen haberlere rastlıyorum.

Kemal Kılıçdaroğlu geçen gün CHP’nin parti içi eğitim toplantısına tam vaktinde gittiği için boş koltuklarla karşılaşmış. Dinleyiciler yarım saat sonra yerlerini almaya başlamış. Bazı gazeteler bunu bir tür beceriksizlik olarak yansıtıp haberleri “Kılıçdaroğlu’ndan lider olmaz” edasıyla veriyor. Ben bu meslektaşlarımı biraz insaflı olmaya davet ediyorum. İlla birine vuracaksanız buralardan zorlama iş çıkarmaya kalkmayın. Toplantısına vaktinde giden bir lidere “Niye boş koltuklara konuştun?” diye sormak yerine o koltuklarda olması gerekenlere “Neden vaktinde gelmedin kardeşim?” diye sormak daha doğru olur.