'Mirsad normalde çok tatlı ama maçta başka biri oluyor'

Mirsad Türkcan'ın eşi Dina Türkcan ile özel hayatınlarına dair hoş bir sohbet...

'Mirsad normalde çok tatlı ama maçta başka biri oluyor'

Röportaj: Seral Cumalı

scumali@posta.com.tr

Sırbistan’ın küçük bir kasabası olan Novipazarlı Mirsad Jahovic ve Dina Dzankovic... Aralarındaki 10 yaş fark küçükken arkadaş olmalarını engellemiş ama aileleri iyi dostlarmış. Novipazar’da (Yeni pazar) başlayan bu iki hayat öyküsünün kahramanlarından yakışıklı Mirsad yıldız basketbolcu, güzeller güzeli Dina ise hem uluslararası bir top model, hem de ülkesinin güzellik kraliçesi olur. İşte o zaman hayatları tekrar kesişir.

Mirsad; tahmin ettiğiniz gibi Fenerbahçe Ülker basket takımının yıldız oyuncusu Mirsad Türkcan (Türk vatandaşı olduktan sonra adı Türkcan). Dina ise onun 24 yaşındaki güzel eşi. Hikayeyi ondan dinledim...

Sırbistan-Karadağ güzeli seçilinceye kadar nasıl bir hayatınız vardı?

Sırbistan’ın küçük bir yerinde Novipazar’da yaşıyorduk. Çok hiperaktif bir çocuktum. Babamın elektrik üzerine özel bir şirketi vardı. Annem laboratuvarda çalışıyordu. Savaşta 5 yaşındaydım. Ama bizim yaşadığımız Sırbistan’da savaş olmadı. Küçükken annemin gardırobuna girerdim, kıyafetlerini, ayakkabılarını giyer süslenirdim.Çok meraklıydım güzel elbiselere, giyime. Kız kardeşim bilim kadını, tıp kadını olmak isterken ben süper model olmak istiyordum. Daha küçücükken gözlerimi kapatır kendimi podyumda hayal ederdim. 5 yıl sonra hayalim gerçekleşti. Kardeşim de şimdi Belgrad’da psikoloji okuyor.

Bu hayalinizi nasıl gerçekleştirdiniz?

14 yaşındaydım. Babam ve anneme, “Beni lütfen Belgrad’a götürün ben model olmak istiyorum” dedim. Annemle babam benim çok istediğimi gördüler ve bana inandılar. Babam beni Belgrad’a kendisi götürdü ve yeni yüzler arayan bir cast ajansına başvurduk. Yaşım küçüktü, benden daha büyük kızlar başvurmuştu ve bir bölümümüz kabul edilecektik. Yaşım küçük olduğu için benim de babamın da seçileceğime dair umudumuz yoktu ama seçilen 20 kişi arasında ben de yer aldım. Böylece modellik hayatım başladı. Art arda iş gelmeye başladı.

Sizin topraklardan çok top model çıktı...

En çok Karadağ’dan çıktı. Oranın kızları çok uzun ve ipincedir.

Uluslararası bir model nasıl oldunuz?

Sırbistan’da tanınmış bir manken olmuştum. Gazetelerde, dergilerde fotoğraflarım çıkıyordu. Cast ajansı vasıtasıyla yurtdışından da iş teklifleri gelmeye başladı. Daha çok İtalyan modacılar istiyordu. Dolce&Gabbana’nın mankeni oldum. Defilelerine çıkıyordum. Sırbistan Karadağ Güzeli seçilinceye kadar bu işi yaptım.

 Sonra?

Yapamadım, çünkü Sırbistan Karadağ Güzeli seçildikten sonra bazı hayır işlerinde bulunmam gerekiyordu. Yarışma kuralı böyleydi. Zaten sonra da evlendim, Türkiye’ye geldim.

Eşiniz Mirsad Türkcan da Novipazarlı. Küçük bir yer, çocukken arkadaş mıydınız ya da çocukluk aşkı mıydı?

Mirsad da Novipazar’lı ama benden 10 yaş büyük. Birbirimizi tanıyorduk fakat yaş farkı nedeniyle arkadaş olamazdık. Ailelerimiz birbirini tanıyor, görüşüyorlardı.

Sonra aşk nasıl başladı?

Mirsad ünlü bir basketbolcu olmuştu, Türkiye’deydi. Ben ise mankenlik yapıyordum. Mirsad bir uçak yolculuğunda okuduğu dergide fotoğrafımı görmüş. “Ya bu o küçük kız” demiş. Novipazar’dan bir ortak arkadaşımızdan benim telefonumu bulmuş. Beni aradı.

 Ne dedi?

Arkadaşça konuştu. “Fotoğrafını gördüm, bizim köyden böyle güzel bir kızın çıkmasına çok mutlu oldum” dedi.

Hemen buluştunuz mu?

Belgrad’a geldi, buluştuk, aşk başladı.

Ne zaman evlendiniz?

5 ay sonra evlendik.

 Nasıl evlenme teklif etti?

Tanıştıktan 2.5- 3 ay sonra ben güzellik yarışmasına girdim. Sırbistan-Karadağ Güzeli seçildim. Bu arada Sırbistan- Karadağ’ın son güzeli benim. Benden sonra öyle bir ülke kalmadı, Sırbistan ve Karadağ ayrıldı. Ben Çin’deki dünya güzellik yarışmasına gitmiştim. Mirsad beni aradı “Türkiye’ye gel” dedi. Çin’den Türkiye’ye geldim. O da bana evlenme teklif etmek için reşit olmamı beklemiş. Novipazar’da düğünle evlendik. (18 Aralık 2005’te) Şimdi iki çocuğumuz var.

Belgrad hareketli gece hayatının olduğu bir şehir. Oradan sonra İstanbul’daki hayat nasıldı?

Ben orada çok çıkmıyordum zaten. Model olunca erken yatmak gerekiyor. Ertesi gün çekim için dinlenmiş bir yüz olması gerekiyor. Belgrad çok güzel bir şehir, orayı da çok seviyorum, İstanbul’u da çok seviyorum. Evlenmeden de İstanbul’a gelmiştim, burada çok akrabamız vardı.

O zaman yabancılık çekmediniz?

Pek çekmedim.

 Tescilli bir güzel ve yıldız bir sporcunun evliliği nasıl?

Güzel. Biz zaten aynı yerden geliyoruz. Bu çok önemli. Bu birbirimizi çok güzel anlamamızı sağlıyor. Bu bir bonus!

Evde çok disiplinli bir hayat var mı?

Hayır, normal bir hayat var evde.

 Mirsad Türkcan maçlarda çok agresif, sinirli görünüyor. Evde de öyle mi?

Öyle değil. Normal hayatta çok tatlı bir adam. Maçta başka biri oluyor. Basketi çok seviyor ve hep kazanmak istiyor.

Evde sinir yok yani?

Yok. 

Peki maç kaybedince neler oluyor?

Özellikle önemli maçlarda kaybedince üzüntü oluyor.

Bir maçta Mirsad’ın kaşı patlamıştı, 11 dikiş atılmıştı. Televizyonda onu öyle görünce ne yapıyorsunuz?

Bir şey yapamıyorum, elim kolum bağlı öyle kalıyorum. Çok üzülüyorum.

Çok yakışıklı, ünlü bir basketçi, kıskanır mısınız onu? O sizi kıskanır mı?

Birbirini seven herkesin biraz kıskanması gerekiyor. Ama aşırı değil. Bizde aşırı bir kıskançlık yoktur.

 Mirsad, Türk vatandaşı olup soyadını Türkcan yaptı. Siz Türk vatandaşı olacak mısınız?

Ben de yakında olacağım.

Çocuklar?

Onlar Türk vatandaşı.

Çocuklar ileride ne olsun istersiniz, konuşuyor musunuz bunu aranızda?

Onlar ne isterlerse ben destekleyeceğim. Çünkü benim ailem de bana böyle davrandı. Aile desteği çok önemli.

Novipazar’a sık gidiyor musunuz?

Çok gidiyoruz. Şimdi yine tatilde oraya gideceğiz. Mirsad’ın da benim de bütün akrabalarımız, yakınlarımız orada. Çocukları çok görmek istiyorlar. Çocuklar da orayı seviyor.

Eşinizin kız kardeşi Emina Sandal’la ilişkiniz nasıl?

Çok iyi, çok sık biraraya geliriz.

Mustafa Sandal’ın şarkılarını dinler misiniz, sever misiniz?

Çok severim. Arabamda hep dinliyorum.

Sizde giyim merakı çocukken başlamış. Modelken giysileri tanıttınız, şimdi kendi tasarımlarınızı yapıyorsunuz. Giyim sizin için ne ifade eder?

Benim için çok önemli. Çocukken de daha sonra da herkes gibi giyinmek istemedim. Hep değişik giysiler giymek istiyordum. Moda diye herkes üniforma gibi giyiniyor. Ben farklı olmak, farklı giyinmek istiyorum.

 Çantanız Chanel. Bir fotoğrafınızda etrafınızda Chanel, Hermes çantalarınız var. Marka merakı mı var?

Çantada sevdiğim markalar var. Coco Chanel’in kendisini, hayatını çok seviyorum. Yaptıklarını da dolayısıyla çok seviyorum. Tasarımını sevdiğim markaları alıyorum.

Hangi markaları beğeniyorsunuz başka?

Balmain çok seviyorum. Alexander Wang’ı beğeniyorum. Fendi’nin bu yaz sezonu kıyafetlerini çok beğendim.

Sizin tasarımlarınızda örnek aldığınız bir tasarımcı var mı?

Alexander Wang.

 Tasarımcı olmaya nasıl karar verdiniz?

Bu işe yatkınlığım olduğunu düşündüm ve çok istedim. Ama bunun için eğitimin önemini de biliyorum. Bir arkadaşımın önerisiyle Nişantaşı’nda Lasalle Academi’ye kaydoldum. 1.5 senedir orada eğitim görüyorum. Orada çok şey öğrendim. Şimdi bir koleksiyon hazırlıyorum. Koleksiyonum elbise ağırlıklı. Ben de artık kendi tasarımlarımı giyiyorum. Koleksiyonuma Belgrad’dan bir davet geldi. Eylül’de ilk defilemi orada yapacağım. Sonra da İstanbul’da bir defileyle koleksiyonumu tanıtacağım.

6