Mizahçılar 'Ağır Abi'dir

80'li yıllarda fenomen olmuş mizah dergilerinde yazan, çizen, 90'lı yıllarda gazetelerde grafik tasarımı yapan Turgay Tüysüz'ün 'Dünya Güzelleri' ismini verdiği ilk karikatür kitabı geçtiğimiz günlerde piyasaya çıktı. Kitapta hayvanların yani 'dünya güzellerinin' en komik hallerine yer veren Turgay Tüysüz'ün çizgileriyle renklendirdiği komik öykülerine bayılacaksınız...

Mizahçılar 'Ağır Abi'dir

Röportaj: Eylem Keskin
eylem.keskin@posta.com.tr

Çizmeye ne zaman başladınız?

İlkokula başladığım yıllarda çizmeye de başlamıştım. Daha öncesinde de iyi resim yaptığımı söylerlerdi ama ben ilkokul öncesi bütün çocukların zaten kötü resim yapmadıklarını düşünürüm. O yıllarda Teksas, Tommiks, Zagor, Tarkan, Kara Murat gibi çizgi romanlar popülerdi. Ben onları okumanın yanı sıra onlara bakarak çizmeye başladım. Zagor’un bir hikayesini başından sonuna kadar bire bir üşenmeden çizdiğimi hatırlarım. İlkokulda tanıştığım şimdi tanınmış bir senarist-yazar olan Yılmaz Okumuş ile birlikte hafta sonları dört sayfada başlayıp biten hikayeler çizip sınıftaki arkadaşlara 25 kuruş karşılığında sadece ‘okuturduk’...

Karikatürist olmaya nasıl karar verdiniz?

1972 yılından itibaren yayın hayatına başlayan Gırgır ve bir müddet sonra çıkmaya başlayan Mikrop dergisiyle 70’li yılların sonuna kadar iyi bir okuyucu olarak ilgilendim. Ergenlik ve gençlik yıllarıma denk gelen o yıllarda üç tane tutkum vardı. Birincisi futbol... Büyük bir futbolcu olma hayali kuruyordum aslında... Ama benden iyi bir futbolcu olmayacağı ortaya çıktığında “Görüyorsun ne kadar zorlasak da sen ve ben birlikte olmuyor işte” deyip beni terk etti. İkincisi müzik... Bir taraftan da büyük bir tutkuyla bağlama çalıyordum. Müziğe de yeteneğim vardı. Akraba düğünlerinin aranılan çalgıcısıydım. Ben çalar onlar saatlerce horon teperdi... Üçüncü tutkum ise tabii ki resim yapmak. Çizgilerim ve ilgi alanım 70’li yılların sonuna doğru mizah dergilerinin etkisiyle karikatüre yöneldi. Gırgır’ın çiçeği burnunda karikatürcüler köşesine karikatür göndermeye başladım. Epey bir süre sonra Oğuz Aral’ın eleştiri ve övgüleriyle birlikte ilk karikatürüm yayınlandı...

Ne hissettiniz, nasıl tepkiler aldınız? Olağanüstü bir duyguydu tabii...

Bütün Çayeli beni omuzlarına alıp taşıyacak zannettim... Karikatürist olmaya sanırım lise yıllarının sonlarına doğru karar verdim... Liseden mezun olduğum yıl üniversite sınavına bile girmedim. Tek düşüncem bir an önce İstanbul’a gidip Gırgır ya da Fırt dergisine girmekti. Gırgır’da çalışan benim gibi genç çizerlerin çoğunun resim ya da grafik eğitimi aldıklarını gördüm. O zaman üniversitede okuma isteği doğdu. Sonra Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi’nde grafik eğitimi aldım.

 Karikatür çizerken nelerden besleniyorsunuz?

Evrendeki canlılara ait gözün gördüğü ne varsa onu arar bulur ve onlardan beslenebilirim. İnsanın duyduğu hatta hayal ettiği her şey mizahın konusudur. Mizah sıradan durumları, sıradan insanları sevmez.

Espriler nasıl ortaya çıkıyor?



Oturup üzerine çalışıyor musunuz yoksa bir anda ilham mı geliyor? Öyle ilham falan beklenmez. Siz konunun içine girersiniz. Beyninizi zorlarsınız. Bir-iki dakika sonra o konuda espri bulamayacağınızı anlar başka konuya geçersiniz. Tabii bunun öncesi vardır, birikimler ve gözlem gibi.

Karikatür yaptığınız belli saatler var mı?

Evet espri bulmak için eskiden beri oluşmuş bir alışkanlığım var. Bu alışkanlık birçok karikatüristte de var... Genelde gece saat 11.00-12.00’den sonra bulunur espriler. Evdekiler uyur, ortam sessizleşir. O saatten sonra çay demlenir veya güzel bir kahve yapılır. Düşünmeye başlanır. Güzel espriler bulununca keyiflenilir. Bulunan espri veya espriler ertesi gün gündüz de çizilebilir. Bilgisayarda da boyanır.

İçinize sinmeyen sonradan beğenmediğiniz karikatürleriniz oluyor mu?

Evet oluyor. Bu albümde de birkaç karikatür için ‘Acaba’larım var. Bazen sizin kafanızda soru işareti bırakan karikatürünüz okuyucu tarafından en beğenilenler arasına girebiliyor.

En beğendiğiniz karikatürünüz hangisi?

‘Dünya Güzelleri’ albümünden soruyorsanız kapağa koyduğum karikatür diyebilirim. O penguen, ülkede loto oynayan milyonlarca kişinin durumunu iyi anlatıyor diye düşünüyorum.

İnsanlar sizin karikatürlerinize gülüyor ama siz en çok nelere gülüyorsunuz?

Ben gerçekten yaşanmış komik gazete haberlerine gülüyorum. Düşünün Anadolu’da bir yerde kadınlar hamamdayken kafalarına adam düşmüştü. O haberi okuduğumda karikatüristler, mizahçılar artık ne yapsın diye düşündüm. Başka birisi gazeteye ‘Sahibinden satılık takma diş’ diye ilan vermiş. Gerçekten komik fıkralara da gülerim. Komik olduğuna inandığım fıkraları anlatmayı da severim. İnsanlar karikatürlerime ne kadar gülüyor bilmiyorum. Ama bu albümdeki karikatürlerin birçoğuna ve fare Tarkan’a güldüklerini söyleyen epey kişi oldu. Tarkan’ın devamı gelecek mi diye soran epey kişi oldu şimdiden.

Peki devamı gelecek mi?



‘Dünya Güzelleri’ 30 yıl önce yapmam gereken bir kitaptı, biraz gecikmeli olsa da yapabildim. Ama inşallah devamı gelecek.

Kitapta fare Tarkan gibi hayvan karikatürleri var. Neden?

Bir baktım ‘insanlık ölmüş abi’, ben de hayvanları çizeyim dedim. Hayvanları çizdim. İçinden de yine insana dair ne varsa çıktı. Şaka bir yana doğrusu şöyle gelişti: Bizler yani çizgiye bir şekilde bulaşmış kişiler elimize kağıt kalem geçtiğinde farkında olsak da olmasak da hep bir şeyler çiziktiririz. Bu çiziktirmeler genelde insan figürleri olur. Kadınlı erkekli insan tiplemeleri olur. Bir yıl kadar önce birçok belgesel dizisi aldım. Doğa ve hayvan belgesellerini zaten seviyorum. Fırsat buldukça seyrediyorum. Bir süre sonra baktım kalemi elime aldığımda hayvan tiplemeleri yapmaya başlamışım. Ortaya güzel karikatürler çıkmaya başladı. Sonraki süreçte de albüm fikri oluştu.

Tarkan kimdir, ne iş yapar, ne yer, ne içer? Misyonu nedir?

Tarkan kendini bulunduğu evin çocuğu zanneden ve anne babası zannettiği karı kocaya kendini sevdirmek için çırpınan bir fare. Bilmeden, istemeden yuva yıkan bir fare. Daha fazlası kitapta!

Kitapta çevreyle ilgili de karikatürler var. Çevreye duyarlısınız sanırım...

Birçok konuda olduğu gibi çevre konusunda toplum olarak, ben de dahil biraz kaytarıyoruz gibime geliyor. Bir yerde bir ağaç dikme kampanyası oluyor. Gidip 40-50 lira para verip bir ya da iki ağaç dikiyoruz. Sonra da ‘Oh kurtardık çevreyi’ edasıyla büyük bir huzur içinde normal hayatımıza dönüyoruz. Ee bir de 85 yaşındaki Hayrettin Dedemiz var nasıl olsa...

Siz karikatüristler normalde çok komik adamlar mısınız?

Karikatüristlerlerin komik adamlar zannedildiği doğrudur. Bir karikatüristle tanışan kişi genelde Cem Yılmaz beklentisi içerisine girer. Ama havasını alır doğal olarak. Genelde ağır abi görüntüsü hakimdir!

( 12.06.2011 tarihli Pazar Postası'ndan alınmıştır. )

3
Yandex.Metrica