Moda hayatın her alanında Karl Lagerfeld de...

Cumartesi, 10 Nisan 2010 - 05:00

Sadece giysi ve aksesuarlarla sınırlı kalmayan moda, tasarımcılar sayesinde hayatın diğer noktalarına da sıçramakta hiç zorlanmıyor. Modacıların imajları öyle güçlü ki; müşteride, ürünün kabul edilebilirliği konusunda ciddi bir etki yaratıyor. Bunun en güzel örneğini son olarak Fransa’da trafik ve yol güvenliği için devlet tarafından hazırlanan reklamlarda gördük. Tasarımcıdan ziyade bir moda ikonu olan Karl Lagerfeld smokin üzerine fosforlu sarı yelek giyerek otoyolda poz vermişti. Reklamda, yelekler için ‘Sarı ve çirkin ama hayatınızı kurtarabilir’ yazdılar. Hem reklam konuşuldu, hem de yeleklerin kullanılırlığı arttı. Karl Lagerfeld her alanda çok güçlü bir isim. Sadece Chanel’in değil aynı zamanda Fendi’nin ve kendi markasının da koleksiyonlarını hazırlıyor. Bununla da yetinmiyor devamlı özel koleksiyonlar, oyuncaklar, fotoğraf çekimleri ve farklı markalarla anlaşmalı ürünler yapıyor.


Karl Cola
Bir dönem pul koleksiyonu yapmak gözdeydi. “Gel sana pul koleksiyonumu göstereyim” esprileri çapkınlar arasında meşhur olmuştu. Artık daha yaratıcı espriler olduğu gibi daha çeşitli koleksiyonlar da var. Koleksiyonu yapılanlardan bir tanesi de Coca Cola ürünleri... Coca Cola tüm dünyada koleksiyonerleri olan ve onları besleyen bir marka. Türkiye’de ‘Coca Cola Koleksiyoncuları Derneği’ diye bir dernek bile var. Belirli periyodlarla buluşuyorlar ve devamlı iletişim halindeler. Coca Cola çalışanları dernek üyelerine özel günlerde hediyeler gönderiyor, Cola Cola’nın doğum gününde parti veriyor. Ben de bu koleksiyonerlerden biriyim. Benim için Coca Cola’nın koleksiyon ürünleri sadece özel tasarım şişeler ve kutulardan oluşuyor. Oysa çoğu koleksiyoner promosyon ürünleri de biriktiriyor. Özel üretimler, başta Amerika olmak üzere Fransa, İtalya, İngiltere, Türkiye ve Coca Cola içeceklerinin satıldığı tüm ülkelerde yapılıyor. Koleksiyonerler, internet aracılığıyla, kendi ülkelerinde üretilen ürünü yurt dışındakilerle takas ediyor. Son olarak üretilen şişeler Fransa’da triko giysileriyle meşhur olan Sonia Rykiel tarafından ve İngiltere’de ayakkabıların efendisi olarak tanınan Manolo Blahnik tarafından tasarlanmıştı. Şimdi ise yine Fransa’da Nisan ayında Chanel’in tasarımcısı Karl Lagerfeld tarafından tasarlanmış şişelerin satışına başlanacak. Karl Lagerfeld bir yıl içerisinde 42 kilo zayıflamış, daha sonra da nasıl zayıfladığını anlatan bir kitap yazmıştı. Bu yüzden onun şişesi Coca Cola’nın ‘Light’ı. Karl Lagerfeld sadece şişelere tasarım yapmakla kalmamış, reklam kampanyasının fotoğraflarını da kendisi çekmiş. Karl Lagerfeld’in tasarladığı şişeler 24 Nisan’dan itibaren Paris’in seçkin marketlerinde 1,5 Euro’dan satışta olacak. Özel üretilen şişeler genellikle normal market fiyatına satılıyor fakat daha sonra internet üzerinden 100’lerce Euro’ya bile alıcı bulabiliyor. Şişenin fiyatını belirleyen şey üretim miktarı ve satış noktalarının azlığı. Üretim ne kadar sınırlı ise diğer ülkelerdeki koleksiyonerler tarafından erişilebilirliği de o kadar azalıyor. O zaman da Ebay, Gittigidiyor gibi açık arttırma sitelerindeki fiyatlar yükseldikçe yükseliyor. Koleksiyon yapanlar veya ilgilenenler internetten diğer koleksiyonerlere kolayca ulaşabilirler.

Gitarın Fendi

Müzikle alakam vardır, ama gitarla yoktur. Yaratıcılığı kadar yakışıklılığıyla da konuşulan Tom Ford, 2001 yılında Gucci’nin baş tasarımcısıyken marka için elektro gitar tasarlamıştı. Bu gitar 12 adet üretildi ve 15.000 Euro’ya satıldı. Daha sonra Karl Lagerfeld 2009 ilkbahar yaz sezonu defilesinde Chanel için tasarladığı elektro akustik gitarı tanıttı. Gitar ve marka arasındaki bağ için gerekçe olarak “Coco Chanel, İgor Stravinsky (Rus asıllı kompozitör) ile aşk yaşıyordu. Stravinsky ise gitarla” dedi. Chanel gitarlar özel kılıflarıyla beraber 3.500 Euro’dan satıldı.

Şimdi sıra İtalyan modaevi Fendi’ye geldi. Fendi, meşhur gitar markası Gibson ile ortak bir gitar üretti. İlk olarak Miami’deki ‘Miami Design’ sergisinde tanıtılan gitar malzeme olarak led, lazer, deri ve kürkten oluşuyor. OK GO adlı müzik grubunun tanıtımını yaptığı alet sahnede led ve lazer ışıkları yardımıyla çeşitli renklerde ışık veriyor ve çevresindeki kürk parlıyor. OK GO grubunun video klibinde de kullanılan gitar, turnelerde de grup elemanlarının elinde olacak.



Paris’te uzaylı istilası

1978 yılında Japonya’da Space Invaders (Uzay İstilacıları) adlı bir atari oyunu çıkmıştı. Amaç, dünyayı uzaydan gelen saldırganlara karşı korumaktı. Oyun dünyayı kasıp kavurdu. Bugüne dek geldi...
Daha sonra 1990’lı yılların ilk yarısında Paris’te ortaya ‘Space Invader’ adını kullan ve duvarlara oyunun mozaikten yapılmış karakterlerini yapıştıran bir sanatçı çıktı. Bir çeşit graffiti (duvarlara sprey boyalarla yapılan süsleme) sanatçısı olarak kabul edilen bu adam mozaik ve pixel (ekrandaki resmi oluşturan her bir nokta) arasında bir benzerlik olduğunu düşünerek mozaikten yaptığı renkli istilacıları sokaklara gizli gizli yapıştırmaya başladı. Atari oyunu çok popüler olduğu için duvarlardaki istilacılar kısa sürede fark edildi. Sanatçı başlarda, yaptığı yasal olmadığı için, daha sonraları gizlilik hoşuna gittiği için kimliğini açıklamıyor, kendi yarattığı oyuna dair bir kural koymuyordu. Bir gece uyanıp yeni bir sokakta daha istilacı mozaiği gören Parisliler arasında hemen çeşitli dedikodular yayılmaya başladı. Bazıları, uzaylıların tıpkı atari oyununda olduğu gibi yok edilmesi gerektiğini söyleyerek mozaikleri parçalıyordu. Diğerleri ise bunun bir mesaj olduğunu düşünüp mozaikleri Paris haritası üzerinde işaretliyordu. Aslında bu bir mesajdı. Hiçbir uzaylı rastgele bir sokağa yapıştırılmıyor. Hepsinin yeri önceden özenle seçiliyordu.


Önce Fransa’ya sonra dünyaya yayıldı
Mozaik uzaylılar kısa zamanda sevildi, kabul gördü. Ve bu istila Paris’le sınırlı kalmayıp Fransa’nın geneline yayıldı... Yeni bir istila yapılacağı zaman sanatçı şehir haritası üzerinde çalışmaya başlıyor. Önce uzaylıları yerleştireceği noktaları belirliyor. Sonra mozaikler hazırlanıyor. İşlemler bitince sanatçı şehre varıyor ve ortalama olarak bir hafta içinde bütün uzaylılar belirlenen noktalara yapıştırılıyor. Uzaylılar bazı şehirlerde işlek caddelere veya gizli noktalara yerleştiriliyor. Fransa’nın güneyindeki Montpellier gibi bazı şehirlerde ise uzaylıların olduğu noktalar harita üzerinde işaretlendiğinde bir istilacı figürü ortaya çıkıyor.
Bugün Paris, Londra, New York, Amsterdam, Tokyo gibi dünyanın en büyük metropolleri dahil 39 farklı şehirde sanatçının binlerce istilacısı, milyonlarca mozaiği var. Bu şehirlere İstanbul da dahil. İstiklal Caddesi’nin bir köşesinde, Sultanahmet’te veya Merter’e giden yol üzerinde bir duvarda bu uzaylılardan görmeniz mümkün.
Sanatçıyı en çok heyecanlandıran istilacısı 31 Aralık 1999’da Los Angeles’taki meşhur Hollywood yazısının ‘D’ harfi altına yerleştirdiği mozaiği. Daha sonra bir tanesini de W harfi üzerine yerleştirmiş. Ayrıca 1998 yılında 10 adet istilacı yapıştırarak Paris’te bulunan meşhur Louvre müzesini de uzaylı istilacılarıyla ele geçirmiş.

Duvardan söküp internette sattılar
Uzaylı istilacıların internet sitesinde (www.space-invaders.com) mozaiklerin şehirlere göre sıralanmış fotoğraflarını bulmanız mümkün. Ayrıca bu fenomenle ilgili kitaplar, kartpostallar ve haritalar da satılıyor. Eğer bir şehrin istilası bitmiş ve ortaya çıkan sonuç sanatçıyı memnun etmişse sponsor bir firma aracılığıyla istila noktalarının olduğu bir harita basılıp şehirde ücretsiz olarak dağıtılıyor. Mozaikler öyle ilgi görüyor ki Paris’in Belleville semtindeki bir mozaik bulunduğu duvar kırılarak çalındı (çünkü mozaikleri duvardan sökmek imkansız) ve internette, açık arttırma sitesi Ebay aracılığıyla satıldı. Uzaylı karakterler tişört, şapka, ayakkabı gibi ürünlerde kullanılıyor. Şimdi de ünlü gümüş markası Christoffle tarafından ‘Space Invaders’ kolyeleri üretildi. Ucunda gümüş istilacıların olduğu kolyeler iki farklı boyda zincirle satılıyor. Kolyeler 28 Nisan’dan itibaren 100 Euro’ya Christoffle satış noktalarında olacak.