Mozart mı Vivaldi mi?

Perşembe, 26 Kasım 2009 - 05:00

Çok uzun diziler. 60 dakikalık normal sınırlara çekileceği söylenmişti. Hâlâ tık yok. Anladığım kadarıyla reklam tatlı geliyor kanallara. Neyse...

90 dakika ortalamayla çekiyorlar dizileri. Doğal olarak, bıçak kemiğe dayanınca bitiyor çekimleri. Ve yine doğal olarak bir sürü hata oluyor içlerinde. Alın yeni bir tanesi...

Kanal D’nin Küçük Kadınlar’ında kızların en ufağı Cansu, ablasını yeni evinin salonunda klasik müzik dinlerken buluyor. Belki de şaşırdığından soruyor; “Aaa Vivaldi mi dinliyorsun?”. Bunu koyun bir kenara...

Aynı Cansu, aynı dizinin özet bölümünde aynı sahnede aynı müziğe ayrı bir soru soruyor; “Aaa Mozart mı dinliyorsun?”...

Ne şimdi bu? Mantık olarak dizilerin özet bölümleri diziden kırpılarak yapılır. Ama anlaşılıyor ki özet için fazladan çalışmış yapımcılar. Fakat önemli bir detayı atlamış, aynı sahne için iki ayrı replik seslendirilmiş...

Diziler çok uzun. Detaylar çok şeytani. Allah kolaylık versin topyekûn...

Destursuz bahçeye dalmak!

Canım Ailem (atv), Samim’in evlilik dışı çocuğu meselesinden uzaklaşıp eski tayfanın dertlerine döndükçe, nasıl derler, eski kıvamını yakaladı sanki... Meliha ile Samim aşkından sıkılanlar için diziye yeni giren Aziz karakteri, bir kara kediden çok kurtarıcı oldu sanki. Bu arada Feride’nin şimdilik platonik görünen Halim aşkı da, eksilen bir heyecanı yerine koydu dizide. Oradan çok iş çıkacak, söylemesi... Bir de mantık hataları olmasa. Belli ki çifte koruma tuttuğu için karanlık bir şeylerle uğraşıyor Aziz kişisi. Böyle bir adamın evine, elini kolunu sallayarak, bahçeden girip, ona posta koymak da ne ola ki? Hazır şişler mangaldayken, çöp şiş yaparlar adamı vallahi. Burası İstanbul burada hayat kolay son bulur. Aman dikkat!

Papatyam Haber Ajansı (PHA)

Papatyam’da (Star TV) senaryo giderek ana haber bülteni tadı alıyor. Daha önce de yazmıştım. Dizinin eğitici bir tarafı var. Bölüm başına birkaç ders saatlik Hayat Bilgisi yüklemesi yapıyorlar...

Önceki akşam Domuz Gribi’nin üstünde herkesin netleşemediği detayları anlatıldı. Senaristler oylarını Sağlık Bakanı yönünde kullanmış olmalı ki, aşıyı bir zaruret olarak gösterdiler...

Sonra hızlı bir manevrayla bayram meselesine geçildi. Kasap Necati, kurbanlık alırken nelere dikkat edilmesini ve kesim tekniklerini belediyelerdeki meslek kurslarının bir hocası gibi anlattı...

Dizinin sonlarına doğru gündelik mevzulara göndermeler yapıldı ve tespitlerde bulunuldu. Kısacası haftanın gündemini kaçıranlar için neredeyse özet gündem geçildi...

Haber merkezi gibi çalıştı Papatyam. Haftayı kaçırdığını düşünenler en azından Papatyam’ı kaçırmasınlar bundan sonra. Metin Akpınar ve arkadaşları yorumlarıyla Star ekranında!

En başarılı polisiye hangisi?

İzmir’de antik kent Allainoi için bir panel yönettim. Müdahale edilmezse baraj suları altında kaybolacak bir kenti Ege Üniversitesi öğrencileriyle kurtarmaya çalıştık. Bu yüzden İzmir dönüşü keyfim yerindeydi... Uçakta tanıştığım emekli bir polisle dizi sohbetine girdik. Kendisi cinayet masasında 21 yıl aktif görev yapmış bir komiserdi. Popüler cinayetleri tartışarak başladığımız konuşma, gerçeğe en yakın polisiye dizilere kadar uzandı... Bu işlerin uzmanı olarak hangi dizinin anlatımını gerçekçi bulduğunu sordum. Tereddüt etmeden IV. Osman (STV) dedi. Ve ekledi; özellikle cinayet konu olduğunda... Nedeni dizideki Osman karakterinin delilleri doğru analiz edip, olması gerektiği gibi iz sürmesiymiş. Akşamında ekranda olan diziye göz attım. Evet, neredeyse delil dizisiydi... Hani dizilerde meseleler biraz suya yazılır ya.Yazılmadığı bilinsin istedim...

Eşek yerine kondum...

Daha önce DVD marifetiyle izlediğim Dünyalar Savaşı salı gece yarısı Fox TV’de yayınlanınca tekrar bir gözden geçirmek istedim... Ve fakat, ne mümkün? Daha filmin ilk sahnesinden başlayarak bombardıman hızıyla devam eden reklam bandı terörü resmen çileden çıkardı beni...

Kanalın hafta boyunca yayınlayacağı dizi ve filmlerin tanıtımından tutun da, özellikle onlarca kez geçen “bilmem kaça gönder gerçek eşek sesi cebine gelsin” bandına kadar yayına giren onlarca bant çıldırttı beni...

Hani adı geçen eşek gibi hissettim kendimi. Arayacaktım kanalı ve anıracaktım neredeyse. Madem gişe filmi yayınlıyorsun, bırak da biraz keyfini çıkaralım değil mi ama. Nerdeeeee?

 Av mevsimi devam ediyor...

Yetenek Sizsiniz’in (Show TV) gösterdiği reyting başarısı, başka yetenek programlarına olan ilgiyi de arttırdı doğal olarak... Ben alternatif olarak Kanal 7’deki Yetenek Avcısı’na takılmaya başladım. İlk bölümlerinde bir dolu saçma yeteneği resmeden program önceki akşam sanatçılar çarşısı gibiydi... Metreküplük buzdan harika bir kuğu yaratan buz adam lakaplı elemanı görünce hakikaten nefesim kesildi. Yetenekse yetenekti işte... Hani Acun, aradığımız yetenek sen değilsin diye yolluyor ya katılanları. Sanırım yanlış yerde arıyor olmalı. Bir kez de Yetenek Avcısı’na göz atsın. Av mevsimi tüm hızıyla sürüyor orada...