Muhatap

a
a
Pazartesi, 08 Kasım 2010 - 05:00

Anlaşılamıyor. Kürt Sorunu’nu çözmek için Türklerin ne yapması lazım geldiğini bilen varsa beri gelsin.

Herkes ağzında bir şeyler geveliyor.

Ama mantık birliği yok.

Sürekli çelişki.

Teröre bakışımız da öyle:

“Durdurun bu kanı...”

“Ama eşkiya’ya muhatap olmadan durdurun.”

İyi mi?

Elinde silah tutan adamla değil de, kiminle konuşacaksın?

Bunun cevabını kimse veremiyor.

[[HAFTAYA]]

***

Önce şu aldatmaca bitsin isterim.

Allahaşkına, sevgili okuyucular, iş ve aş bulamadıkları için silahlanıp dağa çıktıklarına inanıyor musunuz?

Bu masaldan kusmak geldi.

Hiçbir terörist fakir fukara olduğum için dağa çıktım demediği halde bu kılıfı biz uydurduk. Oysa, sahiden fakir fukara milyonlarca insan yöre halkı olarak orada silahsız yaşamaktadır.

***

‘Pişmanlık Yasası’ diyoruz.

Ne pişmanlığı?

Kandildekilerin ağzından böyle bir kelime duydunuz mu?

Kavramlar da birbirine karıştı.

Tek tük pişmanlık duyanlar varsa bile onları da itirafçı diye adlandırıp dağdakilere hedef gösterdik.

*** 

Özetlersek...

26 yıldır bu işi yüzümüze gözümüze bulaştırdık.

Çünkü...

- Terörü bastıramadık.

- Sebebini kavrayamadık.

- Sonucunu kestiremedik.

- Öfke ve şefkatin dozunu ayarlayamadık.

- Kelimeleri bile iyi seçemedik.

Ve şimdi ne yaptık?

Bu kör dövüşünü kendi sahamızda kabul ettik.

Halbuki onlara bakar mısınız? En iyi savunma, hücumdur taktiğiyle oynadılar. Tabii, saha da müsaitti.

Biz burada hâlâ “eşkiya’ya muhatap olmam” fiyakasındayız.

Oysa “kan döken” eşkiyadır.

Başka muhatap yok ki.