Muhteşemsin Endonezya

Benim sözüm değil bu. Ülkenin sloganı. Gittim, gördüm, yazdım. Endonezya'nın muhteşem olup olmadığı kararını size bırakıyorum. Ama şu kadarını söyleyeyim; “Tatilde nereye gitmek istersin?” sorusuna vereceğim yegane cevap, bundan böyle “Endonezya” olacak. Pembe sahillerini, Komodo ejderlerini, sultanını, sanat köylerini gördüm ya, artık ölsem de gözüm açık gitmem. Bir gün bu gerçek egzotik keşif yolculuğuna çıkabilmeniz temennisi ile...

Muhteşemsin Endonezya

Türkiye’den gece yarısı uçağı ile yola çıkıp ertesi gün günbatımında varıyorum Endonezya’nın batısına. Binlerce kilometreyi bulan okyanustan sonra kara görünürken suya yansıyan turuncu ışınlarla altın gibi parlayan irili ufaklı yüzlerce ada... Bu manzara bile insanı aşık etmeye yetiyor. Galiba benim de Endonezya aşkım bu manzara ile başladı. Endonezya, 17 bine yakın adadan oluşan, Ekvator boyunca uzanan bir ülke. En doğusu ile en batısı arasında iki saatlik bir zaman farkı var. Sadece zaman farklı değil, diller, dinler, etnik kimlikler, müzikler de değişik. Her ada başka bir Endonezya sunuyor size ve tüm okuduklarınızın, dinlediklerinizin ne kadar eksik kaldığını fark ediyorsunuz.

Yazı ve fotoğraflar: Esra BAYHAN

Başkent Jakarta’ya iner inmez dünyanın en büyük dört camisinden biri olan İstiklal Mescidi’ni görmeye gidiyorum. 120 bin kişilik caminin yapımı 17 yıl sürmüş. Mimarının Endonezyalı bir Hıristiyan olması, dinlerarası hoşgörü adına güzel bir örnek. Jakarta, Java Adası’nda bulunuyor. Java’da kesinlikle görülmesi gereken bir yer daha var: Jogjakarta. Kısa adı ile Jogja. Bunca farklı etnik farklılığa rağmen Endonezya barış ve huzur dolu. “Çoklukta birlik” diye açıklıyorlar birlikte yaşamın sırrını. Jogja’da hala saltanat geçerli. Yönetim, Sultan’ın elinde. 10 kuşaktır devam eden saltanat neticesinde günümüzde tahtta 10. Sultan oturuyor. Hem yönetim hem saraydaki entrikalar ile ilgileniyor. Haremde olup bitenler sürekli gündemde.

Yönetim Sultan'da

Ama en ilginç harem olayları 7. Sultan döneminde yaşanmış. Çünkü Sultan’ın 17 eşi varmış. Dizi senaryosu olarak düşünün: 1 sultan 17 eş! 170 sezon gider herhalde... Pek rağbet gören yeni dedikodu ise Sultan’ın dört kızı varken erkek evladının olmayışı. Sarayı dolaşırken tanıştığımız Sultan’ın halası, merakımızı hoşgörüyor ve Sultan’ın en büyük erkek kardeşinden olan ilk oğlunun tahta geçeceğini söylüyor. Sultan’ı ziyaret ediyoruz; gayet kibar ve modern şekilde karşılıyor bizi. Sultan 10. Hamengkubuwono, tekeşli. Jogja’nın gelişmesi ve turistik olarak tanınması için profesyonel ekibi ile durmadan çalışıyor. Unutmadan; sarayın bir kısmı ziyarete açık. Hatta konuklar için geleneksel canlı müzik dinletileri eksik edilmiyor. Yolunuz düşerse kaçırmayın.

Dünya Harikaları

Jogja’da görülmesi gereken yerler arasında, dünyanın en eski ve en büyük tapınaklarından olan Borobudur geliyor. 506 Buda heykelinin olduğu Borobodur, 10 kattan oluşuyor. 10. Kata çıkabilenler (manevi olarak) Nirvana’ya ulaşmış, yani ermiş sayılıyor. Bir diğer muhteşem tarihi yapı ise Prambanan Tapınağı. Bence UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde olmayı fazlasıyla hak ediyor. Hindu tapınağı olan Prambanan’ı gündüz gezip akşam da mükemmel ışıklandırılmış tapınağı arka fon olarak kullanan geleneksel dans şovlarını ve tiyatroları izleyebilirsiniz. Jogja’nın İstiklal Caddesi olarak bilinen Malioboro, şehir hayatını özleyenler için birebir. 7’den 70’e motosikletli insan bu işlek caddenin trafiğine renk katarken siz kaliteli ve ucuz alışverişin tadını çıkarırsınız. Sakin ve yavaş ulaşımı tercih etmek isteyenleri, at arabaları ya da özel sürücülü ve geniş koltuklu bisikletler bekliyor.

BIRAK RUHUN DOLAŞSIN BALİ SOKAKLARINDA

Java Adası’ndan sonra bambaşka bir cennet ada olan Bali’ye geçiyorum. Hindu nüfusun yoğun olduğu Bali’ye Hindular “Tanrı’nın Adası” diyorlar. Gerçekten de adada sadece sayısız Hindu tapınağı yok, bir sürü kutsal yer de var. Kutsal su, kutsal yılan, kutsal heykeller, kutsal ruhlar... Bali Hinduları her öğün ruhlara özel ikramlarda bulunuyorlar. Bunu yapmazlarsa iyi ruhların kötü olacağına ve onlara zarar vereceğine inanıyorlar. Evlerde, arabalarda, her öğün öncesi ve sonrası çiçeklerle bezeli yiyecekler camlara, avlulara konuluyor. Bir kayanın altında öylece duran yılanların kutsal sayılmasına anlam veremediğim gibi bu yapılanların da anlamını keşfetmekte yetersiz kalıyorum. Olsun, bazı şeyleri anlamak gerekmez. Ama şaşırıyorum, farklı hissediyorum... Bedenimden kopmak, ruh halimle dolaşmak istiyorum Bali sokaklarında.

SANATKAR KÖYLER

Bali’deki Pirinç Terası’nı görmek üzere yola koyuluyorum yeniden. Celuk ve Mas adlı köylerden geçeceğiz terasa gitmek için. Köy dediysem, öyle inekli-koyunlu meskun mahallerden söz etmiyorum. Her sokağında sanat galerilerinin olduğu, ressamların, heykeltıraşların, zanaatkarların yaşadığı köyler bunlar. Yekpare odunun oyularak boynuzlu atların yapıldığı köylerde herşeyden sanat eseri oluşturuyor adamlar. İnceden inceye yapılmış gümüş takılar ve süslemeler olağanüstü. Çatısı kamıştan, duvarları taştan olağanüstü estetiğe sahip sıra sıra dizilmiş evlerin arasından geçerken her gördüğünüzü açık ağzınızla seyredeceğiniz için çene kaslarınızın yorulacağı köyler bunlar. Bu galerilere uğrayarak, kanvas boyama tabloları yok pahasına alarak pirinç tarlalarına doğru devam ediyoruz. Mango, ananas, muz ağaçlarının arasından geçip kilometrelerce pirinç tarlası manzaralı terasa varıyoruz. Aman Allah’ım! Kademeli teraslar şeklinde kilometrelerce uzanan pirinç tarlaları. Tüm engebeli düşüncelerimi pirinç tarlalarına bırakıyorum... Vadinin yeşilliğinde ruhum dolaşırken kafamdaki karışıklıklar düzenleniyor adeta. Sulu tarlalarda yalın ayak çalışan, siyah, beyaz ve kırmızı pirinç çeşitlerini gösteren köylülerle konuşmak için uğraşırken pirinç tarlalarına bir de onların gözünden bakıyor, dünyanın ne kadar güzel, hayatın ne kadar yaşamaya değer olduğunu bir kez daha idrak ediyorum.

Ölmeden önce PEMBE SAHİL

Hayata tozpembe bakmayan bile, Komodo Adası’nda bulunan bu sahili pembe görür. Çünkü sahilin kumunun rengi pembe. Sadece bu sahilde bulunan pembe algler akşama doğru salgısını bırakıyor, kum pembeleşiyor. Tıpkı Kızıldeniz’e kızıl rengini veren algler gibi... ‘Ölmeden önce görülmesi gereken yerler listesi’nde yer alan Pembe Sahiller’e (Pink Beach) gemiyle gider ama ancak yüzerek çıkabilirsiniz. Biz de taktık şnorkelimizi, deniz gözlüğümüzü, sahile çıktık. Ne denli büyüleyici olduğunu söylememe gerek var mı bilmiyorum. Ölmeden önce PEMBE SAHİL Pirinç Terası kartpostal güzelliğinde.