Müjdat Gezen'in avukatından basın açıklaması

AK Partiye oy verenlere 'aptal' dediği iddiası ile yargılanan ve 15 AK Partiliye toplam 60 bin TL tazminat ödemeye mahkum edilen Müjdat Gezen'in Avukatı Turgut Kazan bir basın açıklaması yaptı

24 Ekim 2013, Perşembe 14:54
A A

Oyuncu Müjdat Gezen 1 Şubat 2011’de Star TV’de yayımlanan Arena programında "AKP yüzde 50 çıkmış. Aslında mesela Aziz Nesin kriterlerine göre yüzde 60 çıkması lazım" demişti. Ayrıca kendisine ait bir internet sitesinde Müjdat Gezen'in "AKP’nin oyları yüzde 50 diyenler iyi abartmışlar. Aziz Nesin’e göre yüzde 60 olmalıydı" ifadelerine yer verilmişti. Bu sözleri nedeni ile Müjdat Gezen'e 'AK Partiye oy verenleri aptallıkla itham ettiği' gerekçesi ile dava açılmıştı. Müjdat Gezen'in suçsuz bulunmasının ardından Yargıtay'ın kararı bozması üzerine dava yeniden görülmüştü. Bu kez Müjdat Gezen'in, aralarında Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ ile Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın da bulunduğu 15 Ak Partiliye 4'er bin TL manevi tazminat ödemesine karar verilmişti.  

Müjdat Gezen'in avukatı Turgut Kazan kararın ardından dün bir basın toplantısı düzenledi. Müjdat Gezen'in de katıldığı toplantıda şu ifadelere yer verildi:  

Müvekkilim Müjdat GEZEN’in bir TV programında söylediği “Bazı anketlerde AKP’yi %50 gösteriyorlar. Aslında Aziz Nesin kriterlerine göre %60 çıkması gerekirdi” cümlesi için, 15 AKP ileri geleni, kendilerine aptal denildiği iddiasıyla tazminat davası açmıştı. Ankara 21. Asliye Hukuk Mahkemesi, bu sözlerde anket yapanların eleştirildiği hakaret oluşturacak ifade bulunmadığı, matufiyet de olmadığı gerekçesiyle davayı reddetmişti.

Ama, davacılar kararı temyiz etti. 12 Eylül Referandumuyla yepyeni bir HSYK oluşturulmuştu. Örneğin, Prof. Ahmet GÖKÇEN aleyhine “adil yargılamayı etkileme” iddiasıyla Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açılmıştı. Kayseri Barosu Başkanı Ali AYDIN da, Kayseri’den İstanbul’a gelerek yargılanan sanıkların cezalandırılmasını istemişti. Referandumla Anayasa değişince, bilinen HSYK seçimi yapıldı, Cumhurbaşkanı da adil yargılamayı etkileme suçu sanığı Ahmet GÖKÇEN’le, Ali AYDIN’ı ve aynı çizgideki kişileri HSYK’ya seçti. Bu yapılanmadan sonra, inanılmaz bir süreç yaşandı. 6110 Sayılı yasa 14.02.2011 günü yürürlüğe girdi. HSYK 15.02.2011 günü seçim usullerini belirledi. 24.02.2011 günü de, 4988 adaydan Yargıtay’a 160, 544 adaydan Danıştay’a 51 üye seçildi. Yani 6 iş günü içinde, 5532 adayın dosyaları (sözümona) incelenmiş oldu. 48 saat 2880 dakika ettiğine ve her adaya 31 saniye düştüğüne göre, bir liyakat değerlendirmesi yapılmadığı, kendi bildiklerini Yargıtay’a ve Danıştay’a seçip gönderdikleri apaçık anlaşılıyor.

Bu yapılanmayla birlikte bütün Yargıtay ve 4. Hukuk Dairesi kamuoyu gündemine oturdu. “Heyet Değişti, Karar 180 Derece Değişti” başlıklı haberler yayınlandı. Ve Müjdat GEZEN’le ilgili ret kararı da bu değişiklikten nasibini aldı. Eskilerden başkanın muhalefeti ve yeni üyelerin oyuyla karar bozuldu. Zaten Ankara 21. Asliye Hukuk Mahkemesi yargıcı da değişmişti. Yeni yargıç bozmaya uydu. Ve 15 AKP ileri gelenine hakaret edildiği gerekçesiyle, 4.000’er TL’sı tazminata hükmedildi.

Bu karar, eleştiri hakkı ve ifade özgürlüğünü boğup öldüreceği için, öncelikle AİHM kararlarına aykırıdır. Gerçekten, 21.02.2012 günlü TUŞALP / TÜRKİYE kararı, olayımıza ilişkin çok çarpıcı bir örnektir. Gazeteci TUŞALP, iki ayrı yazısında doğrudan Başbakan ERDOĞAN’ı ağır biçimde eleştirmiştir. AİHM, önce halkı ilgilendiren konularda aşırıya kaçmanın, hatta provokasyona başvurmanın basının işlevi sayılacağını, sonra 10. Maddenin sadece olumlu karşılanan fikirleri değil, rencide eden / şoke eden / rahatsız eden fikirleri de kapsayıp koruma altına aldığını not etmiştir. Ve saldırgan ifadelerin bile bir stil (üslup) olarak kullanılabileceğini, dolayısıyla ifade biçimi olan üslubun ifade içeriğiyle birlikte korunması gerektiğini belirtmiştir.

Dava konusu eleştirinin ERDOĞAN’ın siyasi kariyerine, profesyonel veya özel yaşamına bir etkisi bulunmadığını hatırlatan mahkeme, böyle bir tazminat kararının başkalarını eleştiri yapmaktan caydırıp bilgi ve fikirlerin serbest dolaşımını kısıtlayacağının altını çizerek İHLAL kararı vermiştir.

Hemen belirtelim ki, olayımızdaki ihlal, TUŞALP’la ilgili ihlalden çok ağırdır. Çünkü, böyle bir anlayış ceza davalarından daha tehlikeli bir uygulamayı başlatacak ve benzer eleştirilere karşı binlerce dava açılmasının fitilini yakacaktır. Böylece, ödenemeyecek tazminat korkusu yaratılarak, ifade özgürlüğünü kullanabilme yolları hepten kapatılacaktır.

Sonuç olarak, 12 Eylül referandumundan sonra, Türkiye’de artık etkin bir yargı denetiminin kalmadığını gösteren bu karar, iktidarın her yaptığını DEVRİM sayıp alkışlayanlar hariç, en küçük bir muhalefet / en sıradan bir eleştiri için, bütün köşe yazarları, bütün mizah yazarları ve karikatüristler için, söyleşi yapanlar / söyleşi verenler için tam bir ölüm fermanıdır. Böylece, 1992’de söylediği sözler nedeniyle, 1993 Türkiye’sinde Aziz NESİN beraat etmişken, 2013 Türkiye’sinde Aziz NESİN’e atıf yapmayı yasaklayan trajik bir sonuca ulaşılmıştır. İşte, ileri demokrasimizde geldiğimiz nokta budur. Biz, ifade özgürlüğü açısından büyük bir tehlike oluşturan bu karara karşı, elbet hukuksal bütün imkanları kullanacağız. Ve böyle bir anlayışın kabul edilemez bir ihlal olduğunu kanıtlayarak, mevcut iktidarın AİHM kararlarına boyun eğmesini mutlaka sağlayacağız. Sizleri de, bu konuda kamu oyunu uyarmak, demokrasiyi ve ifade özgürlüğünü savunmak için göreve çağırıyoruz.

AZİZ NESİN BERAAT ETMİŞTİ 

1995'te hayatını kaybeden Yazar Aziz Nesin, "Türk toplumunun mizaha olan ilgisi sizce zekasından mı ileri geliyor?" sorusuna "Ne zekası? Bu milletin yüzde 91'i 82 anayasasına evet demiştir. Geriye kalıyor yüzde 9. Hadi biraz iyimser olalım, ama yüzde 60'ı aptal bir milletiz" diye cevap vermişti. Bu nedenle hakkında dava açılan yazar beraat etmişti.

3

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;