MÜJDEMİ İSTERİM VALLAHİ

a
a
Pazar, 11 Temmuz 2010 - 05:00

Sevgili dostlar izninizle “Mesut Kaçar”. Üç yüz küsur gündür haftada sadece bir gün ara vererek doldurduğum bu köşede 2500 kadar farklı yazıya imza atmışım. Bir o kadar da haberi yine bu köşeden okumuşsunuz. Yarısından fazlası ilk kez bu adreste dile getirildi. Eh doğal olarak da taklit edildi.
Son dört aydır etkin internet sitelerine günde en az iki adet olmak üzere manşetler çıkarıyoruz bu köşeden. Ve yine bu köşenin yazarı “çarşı karıştıran” haberleriyle dost olduğu kadar düşman da topluyor. Umurumda mı; değil. Söylemiştim bilirsiniz; doğru tektir, o da hepimizin doğrusudur. Uzatmayalım. “Mesut Kaçar” dedik bir kere. Evet, şöyle 15 gün kadar olmayacağım buralarda. Ne yapacaksın diye sormayın hiç. Ne yapmayacağımı söyleyeyim, anlayın oradan; “Televizyon izlemeyeceğim”...
İçimde yeteri ölçüde dizi zehri, haber kirlenmesi, kulis yorgunluğu var. Bunların üzerine bir de bazılarınızdan gelen küfür ve negatif enerjileri eklersek, ölmüşüm zaten ben. O yüzden izninizle yeniden doğmaya, kendimi yenilemeye ve önümüzdeki sezon çok daha ağırlarını yaşayacağımız ekran travmalarına şerbetli olmaya çalışacağım. Gidip de dönmemek, dönüp de bulmamak var. Hakkınızı helal edin lütfen. Ve televizyoncu dostlar benim yokluğumda 15 gün hayatın tadını çıkarın. İstediğiniz kadar hata ve gaf yapın. Dönünce ne vaktiniz ne de imkanınız olacak buna. Söz veriyorum. Haydi, eskilerin dediği gibi peynirli, sade, bana müsaade!

Mali'yi ölümsüz kılabilir

Mehmet Ali Erbil’in sunduğu ‘Çarkıfelek zirveye oturur’ yazımızın hemen akabinde Çarkıfelek tüm izleyici gruplarında reyting birincisi oldu önceki gün... Star ekranında daha önce görmediğimiz türden bir ışık, ses ve görüntü düzeyiyle. Televizyonculuk sadece içerik meselesi değil. Daha çok teknik bir şey bana göre. Ve içerikle tekniğin uyumu harikalar yaratabiliyor ekranda. Bir de acayip bir durum var. Mali daha önce böyle bir enerjiye sahip değildi ekranda. Artık ne olmuşsa, “dönüşü muhteşem oldu” havası var üstünde. Önceki gece programa getirdiği oğlu Ali Sadi’yle canlı yayındaki diyalogları çok neşeliydi mesela. Her şeyi reyting için yapanlardan değil Erbil. Reytingin balını daha önce binlerce kez tattı. Bu kez sanırım kendi için oynuyor oyununu. Hal böyle olunca da birincilik kaçınılmaz oluyor. Sahiciliğin hâlâ iş yapıyor olmasını görmek sevindirici. Mali artık başka projelere hoplayıp zıplamadan büyük finalini Çarkıfelek’le yapmalı derim ben. Onunla anılacak en iyi iş bu yarışma çünkü. Bir de bitirme notu; Çarkıfelek yeni sezonda Star’ın prime time saatlerinde yayınlanmaya devam edecek. Yani bir yaz işi değil, hatırlatırım...

FB TV 1- TRT 0

Dünya Kupası’nın finale geldiği şu uzun günlerin sonunda kupadan akılda kalan en iyi işlerden birini FB TV yaptı. TRT’ye daha kupa başlamadan “Alın Halit Kıvanç Ağabeyi, anılarını anlatsa yeter” demiştik. Çok takmadılar anlaşılan ki Halit Ağabey futbol anılarını kupa boyunca FB TV’de anlattı. Önceki akşam denk geldiğim programında bir Almanya-İspanya derbi tarihçesi verdi ki, benim diyen adamın ağzını bir karış açık bırakan cinstendi. Görüntüler bulunmuş, geçen yüzyılın son çeyreğindeki bütün gol pozisyonları sırayla veriliyordu ekrana. Ve Halit Ağabey sanki hepsi o an yaşanıyormuş gibi notlarını düşüyordu pozisyonlar üstüne. Ne heyecan, ne hafıza ama. Sanırım bu işler ekrana sınavla spiker alıp yetiştirmekle olmuyor. Adamda biraz da maya olacak. “Kupaların Kupası Dünya Kupası” isimli programda görebilirsiniz o mayayı. Hâlâ ekranda çünkü...

Gaffur da hortladı

Peker Açıkalın, Avrupa Yakası’nda yarattığı psikopat Gaffur tiplemesinin ekmeğini uzun bir süre yedi. Sonra diziden ayrıldı, ardından da dizi bitti filan derken unutuldu gitti bu Gaffur serüveni... Ama televizyoncu cephesinde durum farklıydı. Gaffur zamanında çok ekmek yedirmişti yapımcısına. Bakalım yine yedirecek mi? Evet, Peker Açıkalın bir çeşit ‘Gaffur Reloaded’ çalışmasıyla döndü ekrana. Yine bir sevimli psikopatı oynuyor yani. “Psikopatın sevimlisi mi olur?” diye bir şey sormaya gerek yok. Her şeyden kahkaha malzemesi çıkarmakta üstümüze yok çünkü... Neyse. Dizinin adı Yahşi Cazibe. Başrollerinde Peker Açıkalın ve Hakan Yılmaz var. İkisi de komik adamlar. Zaten dizi de komik. Bakar mısınız karakterin ismine; “Peker Pekmez”. Yabancılar Şubesi’nde polis bu arkadaş. Eh komşularından biri de kaçak işçi olunca yaygaranın gerisini siz düşünün. Bakalım her diziden bir Gaffur çıkarabilecek mi Peker? Ben sadece bunun yanıtı için izleyeceğim Yahşi Cazibe’yi....

Her şey için iyi geldi

Her şey İçin Berna Laçin uzun süredir benzerini görmediğim kuşak programlarından biri olarak girdi hayatımıza. Belki de atv ekranında görmeye alışık olmadığım için şaşırttı ilk bakışta. Bunu iyi anlamda söylüyorum. Berna çok uzun yıllardır ekranda, yakın zamanda ise uzun bir süre çekmişti yüzünü ortalıktan. Şimdi bu ilk çıkışıyla özellikle bende bir hasret duygusu oluşturduğunu anladım. Çünkü çok eğlenceli bir programa imza atıyor. Belli ki ekip de çok çalışkan. Üşenmemişler önceki gün detaylar üzerinden dizi karakterlerine Oscar filan dağıttılar. En rüküşten, en iyi ağlayana kadar birçok dalda dağıtıldı ödüller. Özellikle de kadın oyunculara gitti hepsi...
Ben izleyiciyi de içine alan bu tip oyunların programları çok izlenir hale getireceğine, seviyeyi de önemli ölçüde yükselteceğine inanıyorum.
Berna bunun mücadelesini veriyor sanırım. Benden destek, hep destek kendisine...