Mukaddes yenge bereketi

Perşembe, 27 Temmuz 2017 - 05:00

Yeni dizilere bakıyorum, manzara şu. Hikayelerin çoğunda senaristin “oturup kafa yorayım, yeni karakter yaratayım” gibi bir derdi yok...

Benim Hâlâ Umudum Var dizisinden ilham alan Rüya (Show TV) dizisi, “şuraya da bir Mukaddes yenge ekleyelim tam olsun” düşüncesiyle kendine eksen belirlemiş...



Dizinin esas kızı Elif’in üvey annesi Gülendam, Fatmagül’ün hırslı yengesinin tıpkı kopyası gibi...



Hatta Kırgın Çiçekler’in (atv) üvey annesi Zehra ve Çoban Yıldızı’nın Şerife’siyle paralel bir karakter çiziyor.



Dört kadının da giyim tarzı ve huyları birbirinden farksız. Bir dönem gazetelerin politika manşetlerinden inmeyen “korkunç yenge” bildiğin dizi karakteri olup alayına sızmış.

Asıl korkunç olan bu çaresizlik (!) değil mi?

Hâlâ bir tutam tuz

Bizdeki sosyal medyanın yarısı yemek içmek sevdasına çalışıyor. Fotoğraflı paylaşım sitelerini takip edenler, ünlüsünden ünsüzüne hemen herkesin gurme kesildiği bir ortamda paylaşılan yemek fotoğraflarına bakıp iç geçiriyor...

Dünyada da bu iş böyle gidiyor. Hatta işin TV ekranında da ciddi alıcısı var. Bizde Lifetime kanalında Türkçe seslendirilerek yayınlanan Food Porn isimli program lezzet akımının geldiği son noktayı gösteriyor...



Sosyal paylaşım sitelerinde patlayan lokanta ya da lezzetlerin peşine düşen şef Michael Chernow reçeteleri ve ortamları takipçileriyle paylaşıyor. Türk işi yemek programlarına dönecek olursak hâlâ bir tutam tuz, bir çay kaşığı şeker. Nasıl olacak bu işler?

AL SANA PLATO


Kalp Atışı (Show TV) dizisinde esas oğlan Ali Asaf ve esas kız Eylül, yağmura yakalanınca yanı başlarında bulunan bir telefon kulübesine sığındılar...

Ancak bu telefon kulübesi 80’li yıllarda bir hayli meşhur olan ve jeton ile çalışan ankesörlü bir telefon kulübesiydi. O jetonlu ankesörler günümüze sadece tatlı bir anı olarak intikal edebildi...



Ali Asaf ve Eylül, bu telefon kulübesinde yakınlaşıp romantik anlar yaşayınca anladım ki günümüzün yapay platolarından çok daha samimi duran “bir metrekarelik” alanlar var...

Mesele artık klişeleşen lunapark gezintilerinden sıyrılıp o kulübeleri bulabilmekte. Bulanlara selam olsun!

NE YANİ EĞLENMEYELİM Mİ?

Hafta sonu Ankara’ya yıldız yağacak. Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği ve Başkan Melih Gökçek’in de bire bir ilgilendiği 7. Uluslararası Büyük Ankara Festivali’ne memleketteki popüler sanatçılardan ciddi bir kalabalık, 18 ülkeden (farklı alanlardan) sanatçılar katılıyor. Birkaç TV kanalında da ekrana taşınacak bir şenlikten söz ediyorum...

Şu sıralarda polemik konusu olan Antalya Altın Portakal Film Festivali tartışmalarının yarattığı toz bulutu nedeniyle kimse bu organizasyonu göremiyor...

İyi de Türkiye’de birçok festivalin entelektüel olarak da yalnızlaştırıldığı bir iklimde bu yıl yedincisi yapılabilen bir festivali neredeyse görmezden gelmek biraz çelişkili olmuyor mu? Neyse, ben katılamasam da sana iyi eğlenceler Ankara!

GÖNÜL BENİ DELİRTME

Deli Gönül (FOX) dizisinde esas oğlan Kadir, Türkan’la; esas kız Fatmanur ise Ahmet ile formalite bir evlilik yaptı...



Sonuçta artık Adını Sen Koy, No: 309, Aşk ve Mavi, Kara Sevda gibi dizilerde görmeye alıştığımız “ayrı yatak-kanepe” muhabbetlerine yeniden şahit olduk...

Ha unutmadan Fatmanur ile Kadir’in karşılıklı suskunları oynaması, Adını Sen Koy dizisindeki Ömer ve Zehra karakterlerini hatırlattı. Bir konuşabilseler resmen dizi sona erecek...



Bu benzerlikler izleyiciyi sonu bilindik bir tünele sokuyor. Bu tatlı dizinin bildiklerimizin dışında farklı bir yol tercih etmesi gerekiyor, nokta!