Mustafa Akıncı'dan Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yanıt

KKTC'nin yeni Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, yaşanan 'kardeş ülke' polemiğine dair "Artık bu yavrunun ayakları üzerinde durmasını, sağlam yere basmasını temin etmek için kendi kurumlarındaki söz sahipliği talebine ki, bu artık benim şahsi bir talebim de değildir, bu toplumun bir talebi haline gelmiştir." dedi

Mustafa Akıncı'dan Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yanıt

KKTC'nin yeni Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, seçim kampanyasını 'Yavru vatan değil kardeş ülke' sloganıyla yürütmüştü. CNN Türk canlı yayınında soruları yanıtlarken yayına ara verildi ve Erdoğan'ın açıklamaları  canlı aktarıldı. Erdoğan'ın sözlerini dinleyen KKTC'nin yeni Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sözlerine yine canlı yayında yanıt verdi. Akıncı şunları söyledi:

"İki kardeş ilişkisinden neden rahatsız olunuyor? Bu yavrunun büyümesini istemiyor mu Türkiye? Biz hep yavru mu kalalım? Ayaklarımızın üzerinde kalmayalım mı? Ben ne söylüyorsam söylediklerimin arkasındayım. Ben söylediklerimi sadece dilimle söylemiyorum, beynimle söylüyorum. Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan'a bazı şeyler anlatılmış, o düşüncelerle konuştu herhalde. Ben Türkiye ile ilişkileri istemeyen biri değilim. Farklı yaklaşımlar olabilir. Bunları oturur değerlendiririz. Kıbrıs Türk Halkı Anavatan sevgisini yüreğinde taşımaya devam edecektir. Bu topraklarda Rumlar'la baş edebilmek için bebeklikten yavruluktan kurtulmak zorundadır. Ben bunun Türkiye'nin de yararına olduğunu ısrarla söylüyorum."

DAHA SONRA DHA'YA KONUŞTU

 KKTC’nin yeni Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı şunları söyledi: "Ben bütün seçim kampanyası boyunca 4 boyutlu bir siyaset açıkladım. Kıbrıs’ta çözüm odaklı siyaset, toplumsal konulara duyarlı bir cumhurbaşkanı, bağımsız ve tarafsız bir cumhurbaşkanı ve Türkiye ile ilişkilerde de karşılıklı saygıya dayalı bir kardeşlik ilişkisi öngördüğümü söyledim. Türkiye ile ne çatışmacı olacağım ne de teslimiyetçi bir anlayışa gerek olmadığını ifade ettim. Türkiye ile olan ilişkide ve aslında her tür ilişkide uzlaşmacı olacağımın altını çizdim. Ben yıllar önce Lefkoşa’da belediye başkanı iken, Rumlarla ilk iki toplumlu bir alt yapı projesine, kanalizasyon projesine imza koyan kişiyim. Bunun yanında yine o dönemlerde Ankara ile kardeşlik ilişkisini kuran belediye başkanıyım. Türkiye’nin önemini, bölge için ifade ettiği anlamı ama Kıbrıs Türk toplumu için ifade ettiği özel önemin bilincindeyim ancak yıllardır sürdürüle gelen hamaset türü yaklaşımların da artık son bulması ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Türkiye tarafından da kabul edilmiş bir devlet olduğuna göre artık bu devletin kurumlarında Kıbrıslı Türklerin söz sahibi olması, bu kurumları iyi yönetmesi ve Kıbrıs Türk halkını geleceğe taşımasının son derece önemli olduğunu düşünüyorum.

"TÜRKİYE İLE BİR ÇATIŞMA ARAMIYORUM AMA TÜRKİYE’DEN DE ANLAYIŞ BEKLİYORUM"

Bir federatif çözüm arıyoruz, bunu Türkiye destekliyor. 11 Şubat 2014 tarihli çerçeve anlaşması içinde kalarak bu federatif yapıyı kurmak için çaba verirken, bir yandan da biz kendi içimizde ekonomisi ve demokrasisi ile güçlü kendi ayakları üzerinde durabilen bir yapıyı kurmamız lazım ki bu çatı altında yaşayabilsin ve AB kurumları ile de yaşayabilsin. Benim amacım bu. Türkiye ile bir sıkıntı aramıyorum, Türkiye ile bir çatışma aramıyorum ama Türkiye’den de anlayış bekliyorum. Artık bu yavrunun ayakları üzerinde durmasını, sağlam yere basmasını temin etmek için kendi kurumlarındaki söz sahipliği talebine ki, bu artık benim şahsi bir talebim de değildir, bu toplumun bir talebi haline gelmiştir. Kıbrıs Türk halkı iradesini sandıkta yansıtırken, benim önlerine koyduğum projeye de onay vermişlerdir. Benim önlerine koyduğum vizyonu da desteklemişlerdir. Dolayısıyla Türkiye ile istişare içerisinde Kıbrıs’ta daha güzel, daha mutlu bir geleceğe yürüyebiliriz. Kıbrıs Türk toplumunun kendi kendine yeten bir yapıda olması, kendi ayakları üzerinde duran ve demokrasisi ile sivilleşmesini tamamlamış bir yapıyı sürdürmesi, buna kavuşması inanıyorum ki Türkiye’nin de yararınadır. Dolayısıyla benim bu tarz ortaya koyduğum düşüncelerin hiçbir şekilde başka yanlış anlamalara meydan vermesine gerek yoktur. Kıbrıs Türk halkının talebinin sözcüsü durumundayım ben. Ve bunu yaparken de aklımın sesine kulak veriyorum, mantığımın sesine kulak veriyorum ve doğru yaptığımın bilincinde hareket ediyorum."