Mustafa Balbay savunmada

2. Ergenekon davasında savunmasını yapan Mustafa Balbay, suçsuz yere 9 aydır tutuklu bulunduğunu söyledi

Mustafa Balbay savunmada

İkinci Ergenekon davasında iki kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle tutuklu olarak yargılanan Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay, hakkındaki 18 suçlamaya ilişkin kısa açıklamalarda bulundu.

Balbay, 10’uncu Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile yaptığı görüşmenin terör faaliyeti içerisinde gösterildiğini belirterek, "Bunun bir suç haline getirileceği 40 yıl düşünsem akılma gelmezdi" dedi.

'BUGÜN BİLE DARBE TARTIŞMALARI VAR'

Jandarma Genel Komutanlığı’nda yaptığı görüşmenin kendi bilgisi dışında hukuki olmayan bir şekilde kameraya çekildiğini ifade eden Mustafa Balbay, "Terör olaylarını tabii ki ilgili yerelere soracağız. Eğer görevimi sürdürüyor olsaydım, son günlerde yaşanan belge tartışmalarında da Genelkurmay’ı arayacaktım, diğer kurumları arayacaktım, 'ne oluyor? nedir?’ diye soracaktım.

Bu benim mesleğimin bir parçası. Görüşmeler yaptım. Her kesimle görüştüm. Bu görüşmelerin hepsi ilgili makamlarda yapılan görüşmelerdir. Bugün bile darbe tartışmaları var. Geçen hafta gazeteciler başbakana ’darbe kokusu alıyor musunuz?’ diye sordu. Başbakan da bu dönemde darbe kokusu almadığını söyledi" diye konuştu.

'SIRTIMIZI HOLDİNGLERE DAYAMADI'

Belgelerin gazetecileri heycanlandırdığını, gazetecilerin kendilerini heycalandıran belgeleri edinmek istediğini sözlerine ekleyen Mustafa Balbay, kendisinden ele geçirilen belgelerin terör faalyeti olarak gösterilmesini reddetti.

Dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Başbakanı Abdullah Gül, MİTeski Müsteşarı Şenkal Atasagun, dönemin Yargıtay Başkanı Eraslan Özkaya ve dönemin Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış’la yaptığı görüşmeleri Ergenekon’un ayarladığı yönündeki iddiaları da yalanlayan Mustafa Balbay, "Bu kişilerle gazete borç içinde yüzüdüğü için görüştüğüm iddia ediliyor.

Bir gazetenin borç içinde yüzmesi o gazetenin gücüdür. Nanerde boyun eğmememizdir. Biz sırtımızı holdinglere değil, okurlarımıza dayadık. Bu gazetenin gücüdür" dedi.

'GÖRÜŞMENİN İÇERİĞİNİ YAZDIM'

Genç Subaylar Tedirgin başlıklı habere ilişkin iddiaları da yanıtlayan Mustafa Balbay, "20 Mayıs 2003’de Başbakan ile Genelkurmay Başkanı Başbakanlık binasında 1,5 saat başbakanlıkta görüştü. Bu görüşmenin içeriğini alıp haber yaptım. ’Genelkurmay Başkanı, Başbakan’a dedi ki’ diye. Haberde birçok konu vardı.

Gazetelerde yazı işleri bu konulardan birini alıp başlığa çıkartır. Başlıklar yazı işlerinin ortak ürünüdür. Genelkurmay Başkanı’nın dediğini yazdım. Bu bir terör örgütü faaliyeti değildir. O zaman o görüşmeyi yapan makamlarda örgütün içinde olmalıdır" diye konuştu.

'PAŞALARDAN BELGE ALMADIM'

İkinci Ergenekon Davası'nın tutuklu sanıklarından Metal-İş Sendikası eski Başkanı Mustafa Özbek ile 2004’de tanıştığını belirten Mustafa Balbay daha sonra da ART’de Pazar günleri program yaptığını, yaptığı program nedeniyle ayla 500 TL aldığını söyledi. Medyayı kontrol etmekle görevli olduğu yönündeki iddialara da yanıt veren Mustafa Balbay şunları söyledi: "Medya’da arkadaşlarım var. Fikret Bila arkadaşımdır.

Cumhuriyet Gazetesi’nde çalışan herkes arkadaşımdır. Cüneyt Arcayürek ile hergün bir saat görüşürüm. Benim hangi faaliyetim medyayı kontrol ediyor? Üstelikte borç batağında bir gazete. Emin Çölaşan her Pazar program yaptığım kişi. Hurşit Tolon, Şener Eruygur, Hasan Atilla Uğur’dan bir tek belge
almadım.

Sadece Şener Eruygur’dan Kuzey Irak’la ilgili bilgi aldım. Belgeler öyle makama gidilip alınmaz. Başka türlü alınır. Bu da o gazetecinin meslek sırrıdır. Gazeteci kaynağını açıklamaz."

'TEYİT EDEMEDİĞİM, GÜNLÜKLERİ HABER YAPMADIM'

Özden Örnek’in günlüklerinin Nokta Dergisi’nde yayınlanmadan çok önce bize geldi. Ancak doğrulatamadığımız için haber yapmadık. Örgütteki üst düzey kişilerin koordinasyonunu sağladığım iddia ediliyor. Görüştüğüm kişileri biraz önce saydım.

Koordinasyonunu sağladığım kişiler, Ahmet Necdet Sezer, İlker Başbuğ, Şenkal Atasagun. Eğer Türkiye Cumhuriyeti devletinin üst düzey yöneticilerinin koordinasyonunu bir gazeteci yapıyorsa o devlete yazık veya ne mutlu o gazeteciye. İddianameye yazdıklarım da suç unsuru olarak konmuş. Yazmadıklarım da."

Ayşegül USTA/DHA

5
Yandex.Metrica