'Mustafa evlilikte fedakârlığı bilir'

Uzun yıllar önceydi. Sevgili dost Canan Yaka'nın atölyesinde tanıdım Gülben Ergen'i. Işıl ışıl parlayan, cin gibi bakan gözleriyle müthiş bir enerji yayıyordu çevresine...

Pazar, 09 Mayıs 2010 - 05:00

'Mustafa evlilikte fedakârlığı bilir'


Tatlı bir telaş içindeydi. Yeni albümü çıkmıştı, klibi çekilecekti. Heyecanı beni de etkilemişti. O gün müşterek dostumuz Ayşe Ersayın’a “Çok güzel ve azimli bir kız. Geleceğin yıldızlarından olacak” dediğimi hatırlıyorum. Yıllar içinde yakınlaştık onunla...
Zor günlerimizde birbirimizin yanında olduk, sevinçlerimizi paylaştık. Öyle ki; üçüncü kızım oldu benim. Düğün günü “Ben seni nasıl unuturum? Sensiz olmaz mutlaka gelmelisin” dediğinde nasıl iki ayağım bir pabuçta hazırlanıp nikaha yetiştiğimi unutamıyorum...
İlk röportajım onunla olsun istedim. Ah bir de yerinde durabilseydi çılgın kızım, şöyle rahat rahat iki lafın belini bükebilseydik! Nerdeee... Önce konserde sonra ofiste buluştuk. Fotoğraflarımızı da Ayşemiz çekti...

Sevgili Gülben, önce tüm anneler ve çocukları adına; böylesine kutsal bir proje başlattığın için, kutlamak ve teşekkür etmek istiyorum... ‘Çocuklar Gülsün Diye’ adlı projeye destek veriyorsun. Bağışlarla 0-6 yaş arası çocuklar için 6 ilde anaokulu yapılacak. Anne olduktan sonra bir farkındalık mı başladı?

Bu kampanya için ne teşekkürü ne de alkışı hak ettiğimi düşünmeden çalışıyorum. Olması gerekeni yapıyorum diye hissediyorum. Etkilenmemek ve duyarsız kalmak suçtur bence.
Ben bu zamana kadar birçok sosyal sorumluluk projesi için çalıştım... KAGİDER, Kadına Şiddete Hayır Kampanyası, TAP Vakfı ile Sağlıklı Hamilelik, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ile Baba Beni Okula Gönder, WWF Doğal Hayatı Koruma Vakfı ile Conta Hareketi, TEMA Vakfı ile Hastaneye Çiçek Yerine Ormana Fidan Kampanyası, UMUT Vakfı ile Silaha Hayır Kampanyası ilk aklıma gelenler.
Hepsinde bizzat bedelsiz aylarca çalıştım ve çok güzel neticeler aldık. Ama bu seferki başka. Çünkü kurucusu, sözcüsü benim ve evet artık üç çocuk annesiyim ve 0-6 yaş çocukları benim en hassas noktam. Bu sebeptendir hiç gocunmadan bağış toplamaya çalışıyorum. Kampanyamızı yaymak, büyütmek güvenilirliğini şeffaflığını anlatmak için, üniversiteleri geziyorum, çantamda makbuzumla dolaşıyorum!

Birçok işi bir arada yapıyorsun. Acaba durmaktan korkuyor olabilir misin? Böyle bir duygu seni kötü hissettirebilir mi?

Aynen öyle, durmaktan çok korkarım. Durursam ben solarım, neşem, enerjim, gücüm, rengim kalmaz. Ben ışığımı başararak, koşarak parlatabiliyorum. Geç yatmayı, yorgun uyumayı, erken kalkmayı, bir değil bin amacımın olmasını seviyorum. Sağlık, hep ve tek duam. Gerisi hallolur, hallederim ben!

Kendini nasıl tanımlarsın? Zeki... planlı... çalışkan... yetenekli?

Çalışkan ve inançlı derim.

‘Akıl en büyük zenginliktir’ derler, sence de öyle midir?

Doğrusun ama bence en büyük zenginlik sağlık ve huzur. İkisi olmadan gerisi hallolamıyor.

25 yaşındaki senle, bugünkü sen arasında en belirgin fark nedir diye sorsam, ilk olarak ne söylersin?

Aynı telaşlı ben, aynı aceleci ben. Aslında oralarda farklı bir şey yok. Devamında ise en büyük fark, çocuklarım doğduktan sonra oldu diyebilirim. Çocuklarımın sorumlulukları, onları iyi yetiştirebilmek, iyi eğitim verebilmek, sevgi ve güven duygusunu her zerrelerine kadar hissetmelerini sağlamak.
25 yaştan sonraki en büyük fark buymuş, ben de sen sorunca fark ettim!

Keşkelerin var mıdır?

Çok yoktur aslında, ama ille de cevap istersen konservatuara gitseymişim derim. İnsanın yaptığı işi lisanıyla bilmesinin verdiği haklı gurur ve bilginin hazzı bambaşka oluyor.
Nota bilgim olsaydı, makamları bilseydim, bir enstrüman çalsaydım daha donanımlı olurdum. Yıllarca bu eksikliklerimi tamamlamak için özel dersler aldım ve gerçekten çok çalıştım.

Ne gelirse alacağım, yağarken dolduracağım, mantığında değilsin. Kazandıklarınla, işine ve kendine yatırım yaptın. Projelerinle ilgili kararları alırken danışır mısın?

Ben yatırımı işime yaptım. Şarkılarıma, sahneme, albümlerime... Gerçekten dediğin gibi harcadım, hiç ucuza kaçmadım. Hiç pişman değilim, insanlar defalarca tekzip etmeme rağmen hala taksi plakalarım falan var zannediyorlar.
Halbuki durum öyle değil. İşin kalitesine önem vermek, bir sahnenin özel olarak hazırlanması dünyanın parası ve sanatçı dinleyenine saygıdan yapar bunu.
Ben hep yaptım hep de yaparım, bu dinleyene borcumdur. Şimdi yatırımım aileme, en büyük zenginliğim ailem. Taksi plakalarım da, yurtdışında evlerim de, arsalarım da yok ama aslanlar gibi üç oğlum var!

Son karar senin midir, her zaman?

Aklına, duruşuna, istikrarına inandığım sayılı dostlarımın fikrini sorar ve uzun uzun dinlerim onları. Ama kalbim karar verir sonunda. İç sesi denen duygu çok önemli, en doğrusunu söylüyor. Dinler dinler bildiğimi yaparım olarak da algılanmasın ama böyle gelişiyor gerçekten...

Serinkanlı bir duruşun vardır... Seni hayatla ilgili en çok ne panikletir, tabii çocuklarının haricinde.

Sağlık en hassas olduğum konu. Hiçbir şeyden korkmam ben, annem deliler bir şeyden korkmaz der bana. Ha panik ayrı konu, emin olmayan insan panik olur, ben yaptığım her ne ise ondan eminsem panik olmam.
A şıkkı olmazsa b şıkkı vardır, kapanan kapının yerine yenisi açılır. Güneş her sabah doğar...

Şanslı bir kadın mısın? Yoksa insanın şansını kendisinin yarattığına mı inanırsın?

Bu sorunun cevabında çok gel gitler yaşarım, hala çözebilmiş değilim. Şansı kendimiz yaratırız diyen kısmım daha ağır basıyor galiba. Bilinçaltı davet ediyor karşımıza çıkan insanları sanki.
Ya da ikiye ayıralım şansı. Şansı hep ben kendim yarattım. Mesela ‘Dadı’ dizisi bana teklif edildi, şimdi bu şanssa eğer, Haldun Dormen ve Kenan Işık gibi iki dev tiyatrocunun ortasında oynadım bu dizide biliyorsun.
Çok çalışıp ezberlerimi iyi yapıp, beden dilimi ve oyunculuğumu iyi kullanmasaydım, başarılı olamazdım. İşte o zaman, bu şansı iyi değerlendirememiş olurdum.

Sence evliliğin huzurlu bir şekilde devam etmesinde, en büyük pay kadının mıdır? Öyleyse neden?

Kadının büyük payı var ama oranlarda bir dengesizlik olursa tüm dengeler aksar. Eşit fedakarlıklar olmalı evliliğin huzuru için. Ülkemizde kadın fedakarlık örneği.
Yazık, yok olup giden nice hayatlar var bu yüzden. Kadın mutluluğu da hak eder, takdir edilmeyi de. Hep fedakarlık, hep emek beklemek orantısızlık. Mustafa bilir bunları...

Senin evliliğini heyecanlı tutma formülün var mı? Bizimle paylaşmanı istesem...

Genele uyan kurallar olmaz tabii ama bizim formül; sanırım ikimizin de birbirimizin başarılarına, kararlarına, kişisel özgürlük zamanlarımıza karşılıklı saygımız olsa gerek. Kompleksten arınmış yapılarımız var.
Birbirimizi alkışlamaktan da, dibe vuran acımasız eleştiriler yapmaktan da kaçınmıyoruz. Bunlar çok önemli. Bir de bizde sorun varsa, gırgıra alarak hallederiz, alay eder dalga geçeriz birbirimizle. Küslük ya da sorunumuz neyse ille hallolur, çünkü kimse kişisel olarak algılamaz olayı.

Ali Poyrazoğlu çiftler arasında bir süre sonra; ten eskimesi, ten küflenmesi olduğunu söylüyor. Sence de doğru bir tespit mi bu?

Ten men Atlas, Ares, Güney haline geliyor. Bu söz bizim için geçerli değil, bir şey de bitmiyor!

Hülya Avşar’ın evlilikte üç maymun formülüne katılıyor musun?

Ayaklarının üzerine basan, özgürlüğü evliliğine rağmen ellerinde olan, kendine güvenen hiçbir kadın 3 maymuna falan inanmaz, buna gerek kalmaz. Ha maddi imkansızlıklar, kişisel haklardan yoksunluk elbette bunu mecbur kılar o ayrı. Anne olunca değişir fikrin derlerdi anneyim, hiç değişmedi fikrim.

Günümüzde çalışan, kariyer sahibi kadınlar genellikle beraberliklerini devam ettiremiyorlar. Sen hepsini bir arada gayet güzel götürüyorsun, diğerlerinin zorlandıkları, beceremedikleri nedir sence?

Kimsenin yerine, hayatı ve yaşadıkları hakkında fikrimi beyan edemem. Herkes kendi yaşadığını bilir, dışarıdan ne görüyorsak o olmuyor her yaşanan.

Sen de ne badireler atlattın, yıllarca şöhretli bir adam eşindi, aslanlar gibi güzel kızlarını yetiştirdin kolay mı dışardan sorgulamak?

Asla büyük konuşmam benim de ne yaşayacağımı kimse bilemez. Hepsini bir arada götürebilmek, hem anne, hem sanatçı, hem evlat, hem eş, hem gelin, hem arkadaş, hem dost, hem ünlü hem de sıradan ve sade biri olabilmek kolay değil.
Gerçekten kocaman bir yürek istiyor ve hepsi birbirine o kadar yakın ve o kadar bağlı ki aslında. Ya sen ne güzel sorular sorup ne güzel şeyler söyletiyorsun, teşekkür ederim!

Nasıl bir kadınsın, önceliklerin, beklentilerin nelerdir?

Önceliğim orantısız ve katı bir biçimde çocuklarım üzerine kurulu. İşimden, sosyal hayatımdan, kendime ayırabileceğim her türlü vakitten sınırsızca çalmalarına sınırsız hoşgörüm var.
Olması gerektiğinden çok daha fazla! Nasıl bir kadınım, işine gelmeyene zor bir kadınım, çünkü fazla detaycı, titiz ve azıcık da zekiyim! Beklentilerim sahip olduğum her şeyi koruyabilmek.
Artık bu önemli hayatımda. Kazanabilmek için 20 yıldır çalıştım, yine severim kazanmayı ama artık seçerek ve daha detaylıca düşünerek alıyorum kararlarımı.

Sorunlarını içine atıp, hiçbir şey olmamış gibi mi davranırsın?

Yerini ve zamanını kollayarak söylemek ve çözmek mi istersin? Asla ve asla içime atmam, asla hiçbir şey olmamış gibi yapamam... Yerini ve zamanını kollamak da bir marifet, bunu da seyrek yapabilirim ama ille de çözmek isterim.
En ince ayrıntısına kadar konuşmak isterim. Hayatta kimseyle konuşamayacağım bir konu yoktur. Çözülmeden üstünkörü halledilmiş gibi kapatılan sorunların yollardaki gazete kağıdıyla örtülmüş derin çukurlar olduğunu düşünürüm her seferinde ayağın takılır düşersin ve hep canın yanar.
O çukurları efendice doldurmak yani hayata uyarlarsak sorunları geçiştirmeden halletmek sorun ne ise yüzleşmek gerekir, yola öyle sağlıklı devam edilir...

Gerçekten çok güzel bir kadınsın... Güzelliğini koruyabilmek için neler yapıyorsun?

Çok teşekkür ederim, asıl güzel sensin. Gerçekten bu böyle. Çocuklar senin kızlarının yaşına geldiğinde ben hala böyle kalabiliyorsam asıl marifet bu olur. En önemlisi gülümsemek.
Ruh beslenmesi çok önemli, çocuklarla gerçekten çok ama çok besleniyorum. Her sabah onlarla uyanmak yeniliyor beni, onlara baka baka daha da içimin ışıldadığını görüyorum.
Tabii beden beslenmesi de çok önemli. Gerçekten sağlıklı beslenmeye dikkat ediyorum. Toprağın bize sunduğu besinleri tüketmek bana çok doğru enerji veriyor.
Çay tutkusu olanlar vardır ya benim de meyve tutkum vardır, her türlü meyveyi fazlaca tüketirim hatta diyet bozan en önemli besinim meyvedir fazla şekerli olduğu için. Kremler falan işin süsü, aksesuarı bence. Ruh ve beden beslenmesi ve tabiii ki kadına yakışan en önemli özellik temizlik!

RÖPORTAJ: OYA GERMEN
oyagermen@hotmail.com

5