Mutfak'ta biri mi var?

Salı, 06 Nisan 2010 - 05:00

BKM Mutfak Çok Güzel Hareketler Bunlar (Kanal D) belki de tüm zamanların en iyi bölümünü yayına çıkardı önceki akşam...
Ata Demirer’in “Ramiz Dayı” tiplemesi kelimenin tam anlamıyla muhteşemdi. Ata, her türden tipi karikatürize etmede bu ülkenin bir numarası.
Mutfak ekibi bu kozu iyi kullanarak hedefi onikiden vurdu...
Bu arada bir de gerçek çıktı ortaya. Kimi zaman kadroya kısa süreli de olsa misafir oyuncu eklenirse, sıklıkla yaptığımız “sıradanlaştı” yorumuna gerek kalmayacak...
Unutmadan, asker mevsimi başladı. Mutfak’ın en güçlü oyuncularından Bülent’i alkışlarla askere uğurladı sahne arkadaşları... Onun yerini dolduracak biri elbette gelir ama Bülent’in tezkere sonrası yeri tamamdır. Tüm duyguların iç içe geçtiği ve Yılmaz Erdoğan’ın pek de neşeli olduğu bölüm, birkaç sezon öncesinin coşkusunu taşıyordu. Hep böyle kalır dilerim!

Yanıtın da edeplisi varmış...
Okan Bayülgen, medya arkasındaki görüntülerin sıradanlaşmasına dair eleştirimizi hakikaten çok edepli bir şekilde yanıtladı...
Daha önce yazılarına ekrandan genelde ağız köpürür halde yanıt alan bendeniz de Okan’ın bahsettiğim yanıtını kaydedip, çemkiren arkadaşlara ders diye yollayacağım. Neyse...
Medya Kralı’nda (Kanal D) yayınladığı Yalçın Çakır, İzdivaç, Yemekteyiz ve Mahmut Tuncer görüntülerinden hemen sonra Okan şunları söyledi; “Biliyorum, eleştirmen arkadaşların söylediği gibi aynı programlar üstüne abanıyor olabiliriz. Ama aradan birkaç yıl geçmesine rağmen bunların hepsi ilk günkü gibi alkış alıyor. Tekrarı bile yapılıyor. Ekranlarda bu kepazelikler sürdükçe biz de gülmeye devam ediyoruz, fena mı?”...
Kalp kırmadıkça değil elbette. Ve evet güldüğümüz çok doğru. Ben tekrar ediyorum. Bunlar da yayınlansın ama göz önünde olan başka kepazelikleri de atlama Okan... Orada da ciddi bir kahkaha hattı var çünkü...

Orası ahır değil emmi!
Mahmut Tuncer, Kanal 7’deki programında garibanları evlendiriyor çoğunlukla. Kendisini çok sevimli buluyorum. Garibanların hemen hepsi de birbirine kaçmak zorunda kalmış tipler. İşin sevabı da var ama...
Mahmut ağabeyin kimi zaman kabalaşan tavrı etik arayışlar içinde kurul üstüne kurul kurdurulan ekranda hoş durmuyor...
Mesela birbirine kaçan iki garibanı tanımak isteyen konuğuna; “Soruları tek tek sorup onları inek sağar gibi sağacaksın” demesi ne ola ki?..
İnek çiftleştirmiyorsun Mahmut emmi, orası da ahır değil zaten. Yani sanırım!

Pascal’ı yeniden gördük!
Unuttuğumuz bir tattı Pascal Nouma. Gerçi Beşiktaş tribünleri ve gönülleri hiçbir zaman unutmadı bize bizden daha yakın bu siyahi futbolcuyu...
Oyunundan çok saha içindeki ve hatta dışındaki şovları konuşuldu yıllarca Pascal’ın. Ve bir gün, gol sonrasında af buyurun tombala çektiği ellerini de yanına alarak gitti ülkemizden...
Önceki akşam SKY Türk’deki Matrax’ta Pascal’ı görünce acayip heyecanlandım. Kırık Türkçesiyle programda yapılan hiçbir espriyi kaçırmadı. Hatta birin üstüne iki koydu...
Zaman zaman Zeki Kayahan Coşkun’u zor durumda bile bıraktı. Fenerbahçe kalecisi Volkan’ın kaleye gelen topu poposuyla durdurması üstüne aldığı cezayla ilgili yaptığı yorum enfesti; tombalaaaaaa!

Telefon içeri giremez ki!
Kavak Yelleri’nde (Kanal D) akıllar da rüzgarla savruluyor. İki bölümdür tutuklu olan Güven, parmaklıklar ardında resmen ağa gibi yaşıyor...
Neden derseniz; adamımızın cep telefonu zırıl zırıl maşallah. Zil en yüksek seviyede çalıp duruyor. Güven telefonla bağırarak filan konuşabiliyor. Sanki evinde vallahi... Bildiğim kadarıyla telefonla birini aramak bile özel izne tabi. Bırakın oraya telefon sokmayı. Uçmasın akıllar Allah aşkına, biraz da ılık essin Kavak Yelleri!

Deprem için yollarda...
Bugünlerde, Vahe Kılıçarslan’ın telaşını görmenizi isterim. Birkaç hafta önce yaşanan Elazığ depremi hakkında verdiği sözü tutmak için kolları sıvamış durumda...
Şaka değil, Vahe, Karakoçan ilçesinde depremden zarar görmüş ne kadar aile varsa hepsinin evlerini bir şekilde yeniden dekore edebilmek için İstanbul ile bölge arasında mekik dokuyor. Dekodizayn iş başında yani...
Herkes bir şekilde elini taşın altına koymalı böyle zor dönemlerde. Bakın Atatürk’lü o reklamdaki depremi yaşamış benim atalarım.
O yüzden, kaybetmek yok diyebilmek için dokunmalıyız birbirimizin omzuna. Vahe bunu yapıyor; kul görmezse Allah görür eminim!