Mehmet Coşkundeniz

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170739.mehmet_coşkundeniz_27.png

Mutsuz çiftler ülkesi Türkiye

Pazar, 15 Şubat 2015 - 05:00

AŞK DOKTORU
[email protected]
twitter.com/askdoktoru

Gezici araştırma şirketi Türkiye’nin en kapsamlı evlilik ve ilişki araştırmasına imza attı. 38 ilde evlilere, boşanmışlara, bekarlara çok önemli sorular soruldu. Nasıl evlendiğimizden tutun da aşkın var olup olmadığına kadar... Araştırmanın verilerini ve benim yorumlarımı aşağıda okuyacaksınız. Ama açıkçası sonuçlar pek de iç açıcı değil...

GÖRÜCÜ USULÜ YAYGIN


Ankete katılan bekarların yüzde 80.6’sı severek evleneceğini söylüyor. Ama evlilerin yüzde 51.1’i severek evlenebilmiş. Ortaya şöyle bir durum çıkıyor: Herkes severek evlenmek istiyor ama sonuçta gerçek öyle değil. Görücü usulüyle ya da bir akrabanın/arkadaşın tanıştırmasıyla evlilik hala çok yaygın. Bu arada üniversite mezunları arasında severek evlenenlerin oranı yüzde 80’in üstünde. Bunu her ne kadar eğitim düzeyinin yüksekliğiyle açıklasalar da aslolan sosyalleşme. Üniversite ortamında kişinin kendisine sevebileceği birini bulması daha kolay.

BAŞKALARI KARAR VERİYOR


Bekarların yüzde 84.2’si “Evleneceğim kişiye kendim karar veririm” diyor. Oysa evlilerin yüzde 53.4’ü eşinin kim olacağına kendisi karar vermiş. Yani yine iş pratiğe döndüğünde devreye başkaları girmiş. Bir aile büyüğü, anne ya da baba kararı veren kişiler olarak öne çıkıyor. Bu arada kuşak farkını unutmamak gerek. 27 yaşın altındakilerde evlilik kararını kendisinin aldığını söyleyenlerin oranı yüzde 87’ye çıkıyor. 44 yaş üstünde ise evlilerin yarısı bu kararı alabilmiş. Demek ki nesiller değiştikçe seçimleri kendimiz yapacak hale geliyoruz.

AİLEYE BAĞIMLILIK


Evlilerin ya da boşanmışların yüzde 88.2’sinin evliliğini aileleri onaylamış. Peki ya onaylamasaydı ne yaparlardı? “Yine de evlenirdim” diyenlerin oranı yüzde 50’nin altında. Kadınlar bu konuda erkeklere göre daha fazla ailesine düşkün. Çünkü kadınların yüzde 48’i “Vazgeçerdim” derken, erkeklerde bu oran yüzde 25. Bu arada 27 yaş altında “Yine de evlenirdim” diyenlerin oranı yüksek. Eğitim seviyesi ve maddi durum düştükçe “Her şeye rağmen evlenirim” diyenlerin de oranı azalıyor. İşte burada “Aileye bağımlılık” ortaya çıkıyor.

EVLİLİK ZORAKİ YÜRÜYOR


Peki halk evliliğinden memnun mu? Maalesef değil... “Dünyaya yeniden gelsem yine aynı kişiyle evlenirdim” diyenlerin oranı yüzde 47.2. Ankete katılan her 3 kişiden biri de “Kesinlikle evlenmezdim” demiş. Anlayacağınız, evliliklerin büyük bölümü mutsuz devam ediyor. Zaten “Evlilik aşkı bitirir mi?” sorusuna boşanmışların yüzde 81’i “Evet” yanıtını veriyor. Bu durumda şu çıkarıma varabiliriz. Aşk bitmiş, ama evliliği başka koşullar nedeniyle sürdürüyoruz. Boşandığımız zaman da rahatlıkla aşkın bittiğini söyleyebiliyoruz.

EŞ İKİNCİ DERECE ÖNEMLİ

Ankete katılanlara “Eşinizi, çocuğunuzu, anne-babanızı önemine göre sıralar mısınız?” diye sorulmuş. Ve tabii ki eşler birinci sırada değil. Cevap verenlerin yarısından fazlası çocuğunun birinci derecede önemli olduğunu söylemiş. “Eşim önemli” diyenlerin oranı sadece yüzde 24.5. Ortaya çıkan soru şu: Neden evleniyoruz? Çocuk sahibi olmak için mi? Eğer öyleyse anket doğru sonuçlara ulaşıyor. Bir hayatı birlikte, sevgi içinde yaşamak için mi? O zaman eşiniz birinci derecede önemli değilse sizin bu sevgiyi sürekli kılmanız mümkün değil.

İLK GÖRÜŞTE AŞK VAR


Neyse ki anketin umut verici sonuçları da var. Mesela hala yüzde 70.9 oranla ilk görüşte aşka inanıyoruz. Yüzde 73.3 oranla da aşka inanıyoruz. Bu harika bir şey. Ama aşkı da yanlış tanıyoruz maalesef. Yüzde 67.6 oranla ekonomik sıkıntının aşkı bitirebileceğini sanıyoruz. O ilişkiyi ya da evliliği bitirir, aşkı değil. Mutlu bir aşk için sırasıyla saygı, ilgi/sevgi, ekonomik nedenler, güven/sadakat olması gerektiğini söylüyoruz. Yine maddiyat kıstas oluyor ne yazık ki. Hatta bakar mısınız, güven ve sadakatten bile önemli.

ALDATMAYA AF YOK

Mutlu bir aşkı bitiren ön önemli unsur, yüzde 23.6 oranla aldatma. Ardından ilgisizlik, saygısızlık, güvensizlik/kıskançlık geliyor. Ankette, “Eşin aldatması için hangi haklı neden olabilir?” diye de sorulmuş. Yüzde 29.2 ile ilgisizlik/sevgisizlik ilk sırada. Bunu makul görebiliriz. Ama cevaplar arasında yüzde 13.1 oranla “Karşı cinsin baştan çıkarması” da var. Yine doğru bilinen bir yanlış... Kimse kimseyi, eğer o istemezse baştan çıkaramaz. Kişinin kendi iradesi vardır, unutmayınız. “Baştan çıkardılar” diyerek kendinizi rahatlatmayınız.

CESARETSİZLİK HAD SAFHADA


Gelelim cesaretsizliğimize... “Sevgilinize aşkınızı nasıl ilan ettiniz?” sorsuna verilen cevaplar arasında yüzde 28.7 ile “Arkadaş aracılığıyla” var. Düşünebiliyor musunuz? Birini seviyorsunuz ama bunu kendiniz söylemek yerine yanına arkadaşınızı gönderiyorsunuz. 1970’lerin usulü. “Yüzüne karşı konuşarak ilan ettim” diyenlerin oranı sadece yüzde 21.4. Bir başka deyişle, her 5 kişiden dördü aşkını açık açık söyleyemeyecek kadar cesaretsiz. Oysa ne diyoruz? “Seviyorsan git konuş.”

MAZERETİM VAR ASABİYİM

Ya sevgililerin sevilen ve sevilmeyen özellikleri nedir? Kadınlar, erkeklerin saygılı, akıllı ve kıskançlık/sahiplenme özelliklerini beğeniyor. Erkekler de kadınların, saygılı, dürüst ve güleryüzlü olmasını tercih ediyor. Kadınların erkeklerde beğenmediği özellikler, asabiyet, inatçılık, kıskançlık, ilgisizlik, çok konuşmak ve cimrilik olarak sıralanıyor. Erkekler de kadınlardan asabiyet, inatçılık, çok konuşmak, ilgisizlik ve ev hanımlığı konularında şikayetçi. Aslında aralarında fark yok. Tek problem bu sorunları konuşamamaları.

EVLİLİĞİN RUHUNA FATİHA

Sonuç olarak, bu araştırma gösteriyor ki; Tükiye mutsuz çiftler ülkesi olmuş. Evet aşka inanç sürüyor ama aşk için çaba gösterme konusunda sınıfta kalıyoruz. Hele hele evliliklerin ruhuna Fatiha. Çıkaracağımız ders şudur: Lütfen ama lütfen evlenmiş olmak için evlenmeyin. Eşinizi kendiniz seçin. Mutlaka sevdiğinizle evlenin. Ve elbette o evliliği sürdürmek için uğraşın.