Müzeyi okula taşıdık

a
a
Salı, 12 Ocak 2010 - 05:00

İstanbul Modern’i Türkiye’ye kazandırarak önemli bir sorumluluğu yerine getiren Oya Eczacıbaşı’nın dediği gibi, müzecilik uygulamalarının gelişmişliği, koleksiyonun zenginliği, müzenin toplumdaki etkinliği çok önemli ve tüm bu konularda dünyanın büyük müzeleri ile karşılaştırdığımızda gideceğimiz çok uzun bir yol var. Erken yaşta çocukların sanatla tanışmasının ülkemizin geleceğini de olumlu etkileyeceğine inanıyorum. Bu nedenle herkes üzerine düşen görevi yapmalı. Bilfen Okulları olarak yeni neslin geçmişi daha yakından tanıması için 5 yıl önce önemli bir adım attık. Hayata geçirdiğimiz Okul Müzesi projesi ile İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne kayıtlı, sayıları 1000’i aşkın arkeolojik objeyi öğrencilerimizin ve velilerimizin ziyaretine sunduk.

Çamlıca, Ataşehir ve Bahçeşehir İlköğretim Okullarımızın lobilerinde yaptırdığımız teşhir vitrinlerinde sergilenen eserler sayesinde öğrencilerimiz, geçmiş yaşantılara ve farklı kültürlere tanıklık ediyor. Aslında ‘okul müzesi’ fikri, okul kurucumuz olan Osman Öztürk ve benim koleksiyonculuğa olan ilgimiz sonucu gelişti. Arkeolojik eserlerin zamanla çoğalması, Türkiye’nin ilk ve tek Öğrenme Stilleri Merkezi unvanlı okulu olan Bilfen’de bu eserlerin sistematik bir şekilde sergilenmesi fikrini gündeme getirdi. Bu eserler aracılığı ile öğrencilerin geçmiş yaşantılarla bağlantı kurarak eski dönemleri algılamalarını kolaylaştırmak ve böylece de tarih dersine ilişkin vizyonlarını geliştirmek, ilgi ve meraklarını arttırmak amaçladık. Eserleri, öğrenciler için hem zevkli hale getirecek hem de kolaylaştıracak şekilde sunuyoruz. Tarihi eserlerin, öğrencilerin her an ulaşabilecekleri bir eğitim aracı olarak kullanılması, öğrencilerimizin yaratıcılıklarını kısa sürede artırdı. Tarihi eserlere meraklı veli ve konuklarımızın da sık sık ziyaret ettiği Bilfen Okul Müzesi diğer okullar tarafından da ziyaret edilebilir.

Bilfen Ailesi olarak sadece toprak altı değil çağdaş ve klasik Türk ressamların tabloları, İznik, Yıldız ve tombak koleksiyonu ile kitap koleksiyonuna ciddi yatırımlar yapıyoruz. Amacımız, en kısa sürede Türkiye’ye Bilfen Müzesi’ni kazandırmak. Türkiye’de çok sayıda koleksiyoncu var. Önemli koleksiyoncular sahip oldukları eserleri kapalı kapılar ardında tutmak yerine Oya Eczacıbaşı gibi müzeler aracılığıyla sanatseverlerle paylaşmalıdır. Bu hem insanımıza hem sanata karşı sorumluluğumuzdur.