Nasıl bir Türkiye

a
a
Çarşamba, 29 Aralık 2010 - 05:00

NTV’den aramışlar; uçaktaydım... “Nasıl Bir Türkiye” sorusunun karşılığını arayan bir tartışma programına katılmam isteniyordu. Güzel bir soru. Bu sorunun karşılığı verilmeli. Nasıl bir Türkiye istiyorum?.. Öncelikle, insanların eğitimli, sağlıklı, uyumlu ve mutlu olduğu bir Türkiye... Köklerinden ve kök değerlerinden kopmadan çağı yakalamış, insanlık ile bağdaşık bir Türkiye...

Zenginliğe ulaşmış; gelir ve servetler arasında adaletli dağılımın gerçekleştiği bir Türkiye...

[[HAFTAYA]]

İnsanların inançlarını inandıkları gibi yaşamalarının önüne engeller konulmayan bir Türkiye... Düşüncelerin özgürce açıklandığı, düşüncelerin açıklanmasından ötürü insanların tutuklanıp yargılanmadığı bir Türkiye... Gençlere fırsat eşitliğinin verildiği; girişim özgürlüğünün engelsizce gerçekleştiği bir Türkiye...

Şehirleşmesini tamamlamış ve şehirlerin şehircilik yasalarına göre düzenlendiği bir Türkiye... Demokratik hayatın temelinde demokratik kültürün olduğu bir Türkiye... Yurttaşın iradesinin olabildiğince yönetime yansıdığı bir Türkiye.. Yönetimde istikrar perdesi altında temsilde adaletin yok edilmediği bir Türkiye...

Genel başkanlık sistemi despotluğunun olmadığı, siyasi partilerin gerçek örgülere dönüştüğü bir Türkiye...

Ekonomik hayatının dış ile ilişkili ama dışa bağımlı olmadığı bir Türkiye... Savunma sanayinde yerli üretimi yüzde yüzlere yaklaştırmış bir Türkiye...

Yoksulluğun, işsizliğin, çevre kirlenmesinin en aza indirildiği bir Türkiye... Rüşvetin, kaçakçılığın, talancılığın, kazıkçılığın, kayırmacılığın yok edildiği bir Türkiye...

Emanetin ehline verildiği, yani kamu görevlerinin bilgili, becerikli ve deneyimlilere verildiği bir Türkiye...

İşçinin, memurun, esnafın ve emeklilerin insanca yaşamak için yeterli aylığa kavuştuğu bir Türkiye... Dış siyasette öncülük yapan, yaptığı işler kendisi, çevresi ve insanlığın yararına olan bir Türkiye... Türk dünyasıyla ve komşularıyla ortak hayat alanı oluşturmuş bir Türkiye...

Adaletin mülkün, memleketin temeli olduğu bilincinin egemen olduğu bir Türkiye... Milli kültürünü, Ahmet Yesevi, Hacı Bektaş Veli, Yunus Emre, Mevlana anlayışını çağdaş dünyaya yaymak için yapılması gereken ne varsa hepsini yapmak hedefine kilitlenmiş bir Türkiye...

OLAMAZ MI?

Neden olmasın? Bütün bunları gerçekleştirebilmek hem mümkündür, hem de gerekli.

“Gereken nedir” diye sorar mıyız? O zaman demeli ki: EĞER SEN İSTERSEN BÜTÜN BUNLAR HAYAL DEĞİLDİR.

İsteğinin emek, emeğinin iş ve hareket haline gelmesiyle...