Nazlı Ilıcak'tan inanılmaz hata!

Pazartesi, 01 Mart 2010 - 16:28

Nazlı Ilıcak'tan inanılmaz hata!

Sabah yazarı Nazlı Ilıcak bugünkü köşe yazısında inanılmaz bir hataya düştü. Okurundan gelen yazıyı "Mevlana'dan" alıntı diyerek yayınlayan Ilıcak, internetin kurbanı oldu...

Nazlı Ilıcak'ın Mevlana'nın sözü diyerek alıntı yaptığı yazı Milliyet yazarı Can Dündar'ın çıktı.

Dündar'ın 16 Haziran 2008'de kaleme aldığı köşe yazısı 2 yıl internette dolaşmış.

Nazlı Ilıcak'a mail atan okuru bu yazıyı göndermiş... Ilıcak'ın da pek hoşuna gitmiş ve...Mevlana'dan sandığı Can Dündar yazısını yayınlamış... Altında okuruna teşekkür mesajı eklemiş.

Bugün CNN Türk'teki "Medya Mahallesi programına katılan Can Dündar, Nazlı Ilıcak'ı bugün yazısını görünce görünce telefonla arayıp, "teşekkür ettiğini söyledi"

"İnternetten gelen her bilgiyi test etmek gerekiyor. Ben bu dersi aldım, Nazlı hanıma da tavsiye ediyorum" diyen Dündar ayrıca kaleminin Mevlan'ya benzetilmesinden de memnun oldu...
 

İşte Can Dündar'ın o yazısı...

Hayattan ne öğrendim?

Ağır bir ÖSS sorusu gibiydi Esquire dergisininki... “Hayattan ne öğrendiniz?”
Verilen süre içinde aklıma gelenleri aşağıda yazdım.
Yanlışların doğruları götürmeyeceğini umuyorum:
* * *
Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum. Işığı gördüm, korktum. Ağladım.
Zamanla ışıkta yaşamayı öğrendim. Karanlığı gördüm, korktum.
Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi...
Ağladım.
* * *
Yaşamayı öğrendim.
Doğumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu; aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar olduğunu öğrendim.
* * *
Zamanı öğrendim.
Yarıştım onunla...
Zamanla yarışılmayacağını, zamanla barışılacağını, zamanla öğrendim...
* * *
İnsanı öğrendim.
Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler olduğunu...
Sonra da her insanın içinde iyilik ve kötülük bulunduğunu öğrendim.
* * *
Sevmeyi öğrendim.
Sonra güvenmeyi...
Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı olduğunu, sevginin güvenin sağlam zemini üzerine kurulduğunu öğrendim.
* * *
İnsan tenini öğrendim.
Sonra tenin altında bir ruh bulunduğunu...
Sonra da ruhun aslında tenin üstünde olduğunu öğrendim.
* * *
Evreni öğrendim.
Sonra evreni aydınlatmanın yollarını öğrendim.
Sonunda evreni aydınlatabilmek için önce çevreni aydınlatabilmek gerektiğini öğrendim.
* * *
Ekmeği öğrendim.
Sonra barış için ekmeğin bolca üretilmesi gerektiğini...
Sonra da ekmeği hakça üleşmenin, bolca üretmek kadar önemli olduğunu öğrendim.
* * *
Okumayı öğrendim.
Kendime yazıyı öğrettim sonra...
Ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti bana...
* * *
Gitmeyi öğrendim.
Sonra dayanamayıp dönmeyi...
Daha da sonra kendime rağmen gitmeyi...
* * *
Dünyaya tek başına meydan okumayı öğrendim genç yaşta...
Sonra kalabalıklarla birlikte yürümek gerektiği fikrine vardım.
Sonra da asıl yürüyüşün kalabalıklara karşı olması gerektiğine aydım.
* * *
Düşünmeyi öğrendim.
Sonra kalıplar içinde düşünmeyi öğrendim.
Sonra sağlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak düşünmek olduğunu öğrendim.
* * *
Namusun önemini öğrendim evde...
Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk olduğunu; gerçek namusun, günah elinin altındayken, günaha el sürmemek olduğunu öğrendim.
* * *
Gerçeği öğrendim bir gün...
Ve gerçeğin acı olduğunu...
Sonra dozunda acının, yemeğe olduğu kadar hayata da lezzet kattığını öğrendim.
* * *
Her canlının ölümü tadacağını, ama sadece bazılarının hayatı tadacağını öğrendim.

 

Milliyet