Ne anladınız?

Çarşamba, 14 Ekim 2009 - 05:00

Görüşecekler. Ve kayda alınacak. Yâni Dolmabahçe gibi olmayacak. Tamam da kayda almak denen bu televizyon çekimi, Baykal’ın şartı mı, yoksa tercihi mi, belli değil.

Eğer şartı ise Başbakan bu şartı kabul ediyor mu etmiyor mu, o da belli değil.

              ***

Sevgili okurlar. Bu kadar isteksiz, bu kadar gönülsüz, bu kadar kerhen yapılacak bir görüşmeden ne hayır gelir?

- Zabıt tutulsun.

Hayır, yetmez.

- Filme alınsın.

Yok canım, tabanca zoruyla sanki oturacaklar masa başına. Neye benziyor? Zurih’teki imza törenine. Nalbantyan’ın ve bizimkinin yüzünü hatırlıyor musunuz? Ne şirindiler.

              ***

Baykal’la görüşmek için Başbakan’ın niye bu kadar ısrar ettiğini anlayamıyorum. Niye sahi? Başarıya ortak aranamayacağına göre, ne arıyor acaba? Tabii Baykal’ın niye bu kadar kaytardığını da anlayamıyorum. Niye sahi?

Masaya zoraki oturacağını zaten bildiğimize göre artık şartlı şurtlu şâhitli ne yapmak istiyor?

              ***

Başbakan, madem ki risk aldı, madem ki kararlı, madem ki bu yoldan geri dönmeyecek, öyleyse ne işi var artık Baykal’la? Konuşup da ne yapacak? Tabii, Baykal’a da bir sorum var: Madem ki Kürt Açılımı gereksiz ve üstelik tehlikelidir, öyleyse 20 yıl önce hazırlattığınız rapor nedir?

“Safa Önal Kitabı”

Ne kadar gamlı bu akşam vakti... diyor Safa’cığım. Okumaya bir başlarsanız sabahı bulursunuz.

Safa Önal’ı tanımak lâzım. İstanbul, tarih, anıt, müze, şiir, musiki, aşk, balık, rakı, serserilik, delikanlılık, beyefendilik, ne ararsanız var. Nemli gözleriyle sizi sevgi yağmurunda bir güzel ıslatır, sonra da muhabbet denizinin tam ortasına indirir.

Kitaptan bir pasaj seçip buraya aktarmakta zorlanıyorum. Onca güzel anı arasında böyle bir tercih yapamadım. Alın okuyun, sonra konuşalım. (Türkiye İş Bankası- Kültür Yayınları)