Ne biçim lâf?

Çarşamba, 17 Şubat 2010 - 05:00

Hakim ayarlamak.

Savcı ayarlamak.

Ne biçim lâf bunlar?

Hatip Dicle’ye sitem edemiyorum. Zira bir Türk Komutanı’nın eşi bile “falan mahkeme bizdendir” diyebildiğine göre, Hatip Dicle mazurdur. Esas derdi dağdan inişleri engellemek olsa bile mazurdur.

***

Birçok nesil, öğretmen’e, hakim’e, savcı’ya, polis’e, asker’e saygıyla büyüdü... Kaymakam’ı, Vali’yi gördüğü yerde hep ayağa kalktı.

O nesiller ne oldu ki şimdi yandaş yargı gibi kavramlar üretiliyor? Avukat tutacağına Hakim tut lafını hangi terbiyesizler çıkartıyor?

Eh, siz böyle yaparsanız, Hatip Dicle de çıkar - Beşir Bey’e atfen de olsa - hâkimlerin ve savcıların ayarlandığını söyler... İş orada da kalmaz. Meclis’e gensoru verilir. Ve naklen yayın sayesinde bütün Türkiye bu rezilliği seyreder.

Gerçi gensoru reddedilir ama Türk Hakimleri ve Savcıları, çok çirkin bir pencereden teşhir edilmiş olur.

***

Görüyor musunuz?

Bir densizlik, bir patavatsızlık, başımıza ne işler açıyor. Herkes ağzına geleni konuştuğu için, en kutsal kurumlar teker teker ufalanıyor.

Yargı, Ordu, Medya, Üniversite, Meclis, Hükümet, Muhalefet... Hiçbirini kimse takmıyor, güven ve saygı sıfır.

Eh, esas konuya dönersek imam ve cemaat meselesi azizim.... O öyle yaparsa öbürü de böyle yapar işte.

Kumandan eşinin falan mahkeme bizdendir demesiyle, hakim ve savcıların ayarlanmış olduğunu söylemek arasında hangi kalite farkı var?