Ne ekersen onu biçersin!

Cumartesi, 26 Aralık 2009 - 05:00

Dehşet içinde izledim. 14 yaşındaki Yeliz, kaçırılıp boğazı kesilerek katledilmişti. Ailesi, Müge Anlı’dan (atv) evlatlarının katilini bulmasını istiyordu... Stüdyodaki acılı ailenin yanında bir de gazeteci vardı. Oradaki yerel televizyonlardan birinin sahibiymiş. İlginç olan ayrıntı ise bu adam, katil zanlısı olarak tutuklanıp bir yıl yattıktan sonra serbest bırakılan Kurtuluş isimli gencin kasetini getirmişti yanında... Yayınlandı kaset. 17 yaşındaki genç, kendine verilen komutlarla bir genç kızın nasıl katledilebileceğini canlandırıyordu. Zaten bu görüntüler kayda çekildikten sonra da tutuklanmıştı... Kanım dondu. Henüz ergen olmamış bir genç adam, kendini kayda çeken birinin komutlarıyla katil zanlısını canlandırıyor ve bu canlandırma esnasında gülüşmeler geliyordu fondan... Türkiye ulusaldan yerele kadar hemen tüm kanallarıyla cinai bir eşikten atlamak üzere. Şiddeti makulleştiren bir televizyoncu tipi oluştu. Biri bunu canlandırmayla yapıyor, diğeri de yayınlıyor. Artık kimsenin bize neler oluyor diye sorma hakkı kalmadı... Ne ekersek onu biçer olduk. Kesiyoruz, biçiyoruz, oynuyoruz, infaz ediyoruz. Yuvarlanıyoruz ahali. Sesimi duyan var mı?..

İşine güvenmiyorsan yapma!

Korktuğum oldu. Ezik Domates Ödülleri’nin sahipleri tarafından taşlandım. Türkiye’de eleştiri kültürünün yerleşmediği aşikar. Gelen telefonların çoğu, “Yayından kaldırılırsak vebali ne olacak?” diyen meslektaş sitemleriydi... Bir yazıyla yayından kalkacak iş yapıyorsanız, önce kendinizi sonra da Türkiye’yi aldatıyorsunuz demektir. Eleştiri, üstelik mizahı kuvvetli bir eleştiriye tahammülünüz bile yoksa yaptığınız iş zaten değersiz demektir... Ama daha önemlisi sizin değeriniz de tartışılır bir süre sonra. İnsan güler geçer ya da işin balını alıp, “Bu adam neden böyle bir not düşmüş?” diye düşünür en azından. Ama nerede? Az bile yazmışım diyorum durumu görünce... Neyse, bu arada Ezik Domates sahiplerinden bazıları arayıp teşekkür etti. İstediğimiz tam da buydu zaten. Eğlenebilmek. Komplekssiz davranışları için domatesin yanına bir de teşekkür belgesi koyup gönderdik hepsine...

Petek Dinçöz dönüyor...

Mehmet Ali Erbil’in yarışmasının 31 Aralık’ta son bulacağını yazmıştık. Peki yerine ne gelecek? Henüz resmi olarak açıklanmadı ama ilk benden duymuş olun. Petek Dinçöz geliyor... Geçen yıl Arım Balım Peteğim isimli kuşak programıyla iyi bir ivme yakalayan ünlü şarkıcı, bu yıl Serdar Ortaç’ın bir dönem yaptığı Hadi Söyle Bakalım yarışmasını sunacak... Petek’in kitlelerle teması çok başarılıdır hep. Özellikle genç ve çocuk kitleyi yakalamak konusunda zorluk çekmez... Mali’nin yerini doldurabilir mi; neden olmasın? En azından hareketlilik anlamında sınıfta kalmayacağı kesin programın. Hayırlısı olsun..

Geçmiş olsun Burhan Ayeri

Sevgili ağabeyim, meslek duayeni Burhan Ayeri bir operasyon geçirmiş. Sağlık durumu iyiymiş. Yakında kalemini tüm gücüyle vuracak TV ekranlarına... Geçmiş olsun diyorum; televizyon eleştirisi mesleğinin büyük ağabeyi Ayeri’ye. Ayarlarını bekliyoruz tez zamanda!

Polat'ın kürtaj meselesi

Kurtlar Vadisi’nde Ömer Baba’nın dini telkinleri Nihat Hatipoğlu’nu aratmıyor. Sonuçta dinimizin güzellikleri anlatılan... Şimdi aynı Ömer Baba’nın, Polat’ın eşinin kürtaj olması polemiğine nasıl yaklaşacağını merak ediyorum. Dinimizde kürtaj caiz değil. Ama konu Polat olunca durum yoruma açılır mı; göreceğiz!

Tadında bıraktığı için teşekkürler

Bir Bulut Olsam mutlu sonla bitemedi. Final bölümünde sezonun en duru aşkının iki tarafı Serdar ve Narin evlendi. Fakat oğullarını bir mayın kazasında yitirdiler... Diziye dönelim. Final bölümünün reytingini şöyle özetleyebiliriz; yayınlandığı saatte memleketteki her dört televizyondan birinin sahibi onu izliyormuş. Yani rekor bir izlenme almış... Peki niye bitti? Tadında bırakmak için elbette. Aldığı reyting sıradan bir kanal için rüya gibi ama Kanal D bu rüyadan vazgeçebiliyor işte... Yayıncılık bu. Başarılı işletme de bu. Ne izleyicini sıkacaksın, ne de yapımcını bunaltacaksın. İyi iş sahibi asla işsiz kalmaz. Hele izleyicisiz hiç! Tadında bıraktığında dizi kültürü kendini geliştirir. Erkenden yayından kaldırdığında değil, ağdalaştırıp zorla izlettirdiğinde hiç değil. Darısı, zirvede sırası gelenlere... Bu arada Es-Es de (atv) bitiyor. O gönlümüzdeki zirveye yeni çıkmıştı. Planlama kurbanı olarak da çıkıp gidiyor hayatımızdan. Bu da yayıncılıkta ne yapılmaması gerektiğinin örneği olsun. Yazık!

Ezel turizm elçisi olacak!

Ezel’in senaristleri en az iki sezonluk hikayenin yedeklendiğini söylemişler. Doğrudur. Yani belli ki Ezel de uzayacak sakız gibi... Zaten yaza doğru hikaye yine Kıbrıs’a dönecek. O görkemli otel ve kumarhane sahneleri yine diziyi şenlendirecek... Ezel sayesinde yavru vatana ilgi on misline çıktı. Anladığım kadarıyla bu rakam katlanarak büyüyecek. Sanırım KKTC yönetiminin bu diziye Kültür ve Turizm Elçisi payesini vermesi yerinde olur. Lobilerin yapamadığını Ezel yapıyor çünkü. Garip ama gerçek!