Ne hakla?

Pazar, 15 Ağustos 2010 - 05:00

En büyük yalan şudur:
- Fikrine katılmıyorum ama saygı duyuyorum.
Ne var ki hiç de saygı duyar gibi konuşmuyorsun. Sen bu yalanı külahıma anlat.
Referandumda nasıl oy versinler istiyorsun, onu söyle. Emrin olur.
Ama verecekleri oyu beğenmezsen, biliyorum ki saygı duymayacaksın. Öyleyse kimi kandırıyorsun?

*

Referandumlar niye yapılır?
İki şıktan biri kabul edilsin diye yapılır.
Evet yahut hayır.
Tercih, insanların doğal hakkıdır. Atacağın oy kutsaldır. Kimse karışamaz.
Önceden ihsas-ı rey de yapsan, sandıkta gizlice de atsan, kimse karışamaz, karışamaz.
Çıkıp hayır diyeceğini açık açık ilan eden sanatçılar var... Buna mukabil, çıkıp evet diyeceğini açık açık ilan eden sporcular var... Var.
Medeni cesaretleri için bravo.
Ama siz onları hırpalıyorsunuz. Alay ediyorsunuz. Hatta hakaret ediyorsunuz.
Ne hakkınız var?

*

Eline kalemi alan, mikrofonu kapan parti sözcüsü kesiliyor. Kimi hayır şıkkı’nın militanı, kimi evet’in mücahidi.
Okuyucularını veya izleyicilerini etkileme hakkını pekâla kendinde görüyorsun da saf bir manken kız’a bu hakkı niçin tanımıyorsun? Yahu sen, ne Fikret Hakan’a müdahale edebilirsin, ne de Ahmet Özhan’a... Sen kimsin? 1 oy’un var. Git dilediğin gibi kullan, o kadar.

*

Bu kafa nedir?
İşte o kafa.
- Ben varsam demokrasi vardır, ben yoksam demokrasi yoktur. - Darbe bana karşı yapılmışsa kötüdür, rakibime karşı yapılmışsa iyidir.
Bu nalıncı keseri, tam 50 yıldır yontuyor, bizi yoğuruyor.
Ne de olsa aynı okullarda okuduk, aynı sınıflarda oturduk.
Güya tâlim-terbiye aldık.
Yok canım.
Belki bol bol tâlim yaptık ama terbiye alamadık. Yugoslavya’ya mı benzesek, yoksa Malezya’ya mı diye geçirdiğimiz tereddüt, bizi bizden alıp toz gibi savurmuştur.
Duydunuz mu?
Ne diyor bu allemeler:
- Fikrinize katılmıyorlarmış ama saygı duyuyorlarmış.
Yalana bak.