Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Ne Hezimet, ne Zafer!

Salı, 24 Şubat 2015 - 05:00

Pazar sabahına ZAFER ŞARKILARI ile uyandık. Aslında benim gibi cumartesi gecesi TBMM’de olup biteni anlamak için sabahlayanlar biliyordu ya, neyse. En klişe fotoğraf, Türk askerinin gecenin karanlığında bayrak dikiş sahnesi. Gözünüz ısırıyor tabii, çünkü bu fotoğraf, yıllarca Amerikan askerinin de propaganda için kullandığı fotoğrafın aynısının tıpkısı! Bizim türbe meraklısı iktidar, iki sanduka koruyacağım diye 40 askerimizi IŞİD tehlikesi altında 6 aydır inim inim inletti. Sonunda baktılar ki bunun sonu Ürdünlü pilotun başına gelendir. YPG’lilere yaptıkları gibi 40’ını da kafese koyup sokaklarda dolaştırdıklarını, ardından canlı canlı yaktıklarını düşünebiliyor musunuz?

Ya Suriye’ye girip IŞİD’le savaşmak gerekirdi ya da bütün AKP’liler bavulları toplayıp kaçmak zorunda kalırdı. Akıl ve mantık kullanılmış, YPG ve hatta el altından IŞİD’le anlaşılmış. Denize düşen yılana sarılır elbet, açılan koridordan askerlerimiz sağ salim tahliye edilmiş. Benim için önemli olan budur. Kimse kusura kalmasın, içi boş sandukalar getirilmiş de, başka yere yerleştirilmiş de, bayrak dikilmiş de, bütün dünya parmak ısırmış da... Önce can, gerisi hikaye! İktidarın kopardığı fırtınaya bakarsan sanki Musul’u aldık. Muhalefetin kopardığı yaygaraya bakarsan sanki Hatay’ı verdik! Politika bu, herkes kendine yontuyor. TSK da yıkılmamış ayaktaymış meğer, iş becerdi.

[[HAFTAYA]]

IŞİD’le savaş için ne bekliyoruz?


Şimdi yapılması gereken, artık yumuşak karın da kalmadığına göre, IŞİD’e karşı daha gerçekçi ve sert bir tavır almak! Bugüne kadar önce Musul Konsolosluğu personelinin rehin alınmasını, sonra da Türbe’deki askeri personelin can güvenliğini gerekçe göstererek IŞİD’e ağzını bile açmayan hükümet, şimdi IŞİD’le mücadele etmemek için yeni bir bahane mi uyduracak, yoksa askeri müdahale dahil olmak üzere fiilen işin içine girecek mi? Son haber Libya’dan geldi, Tobruk hükümeti, Türk hükümetinin politikasına tavır olarak, Türk şirketlerinin işlerine son verileceğini açıkladı. Libya, şimdiye kadar Türk inşaat ve yatırım şirketleri için çok büyük pazardı. Bugüne kadar ödenmemiş alacaklar ve oradaki makine parkının ne olacağı ise meçhul

İç güvenlik paketini unutmayalım

Operasyonu ilk duyduğumda “Zamanlama manidar!” dedim. TBMM’de iktidar iç güvenlik paketi adı altında polis devleti uygulamalarını, üstelik de iç tüzüğü hiçe sayarak geçiriyor, gündem müsait olsa bu konuşulacak ama şimdi serhat türküleri söyleniyor! Gündem saptırma konusunda AKP’nin eline kimse su dökemez. Ne ki geçen maddelere baktığım zaman bazılarına itiraza gerek yok. Protesto yürüyüşüne molotof kokteyli, bilye, sapan, taşla geliyorsan niyetin bunu atmaktır, yüzünü kapıyorsan saklanmak. Üniforma tipi kıyafet, PKK ve benzeri goşist grupların eylemlerini hatırlatıyor. Lalelerin üzerinde tepinmek gibi “barışçıl” eylemleri bile ürkütü değil miydi? İktidar bu yasa tasarısını 16-17 Ekim olaylarının ardından hazırladığını söylüyor. İnsanların öldürülmesi, linç edilmesi, evlerinin ateşe verilmesini önleyecek yasa yok muydu da bir şey yapılamadı? Birbirimizi kandırmayalım. Elbette TCK en ağır maddeler, cezalarla dolu. Ama yasa tasarısında savcı ve mahkeme kararı olmaksızın polise yetki verilmesi, eve gelip ifade almak gibi açıklayamadıkları vahim maddeler var. Dövüşmek yerine konuşup doğruyu bulsalar olmuyor mu? Demokrasi çoğunluk olmayanların da fikrinin sorulduğu ve haklarının gözetildiği bir sistem değil mi?