Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Ne listesi yaa!

Cumartesi, 23 Ocak 2010 - 05:00

Sabah Ankara’dan Şükrü Küçükşahin aradı, ilk o haber verdi, listedeymişim. Ankara gazetecileri erken uyanır, erken başlar çalışmaya. Önce bir sinirleneyim dedim. Sonra yüz küsur kişiyle aynı listede olduğumuzu duyunca güldüm. Listeyi Basın Yayın’dan mı almışlar? Türkiye Gençlik Derneği bir mektup yollamış, “bizden de bahsediyorlar, biz o tarihte kurulmamıştık bile, yalanları açığa çıktı” diyor. Belli ki listeyi Taraf’ta çalışan bir stajyere yaptırmışlar! Kendi kafalarından olmayanları da kovuyorlar. Mecburiyetten Taraf’ta çalışan Cumhuriyet ve Radikal’in eski çalışanlarından deneyimli gazeteci İbrahim Günel’i işten çıkarmışlar, kafalarına uymadı diye herhalde. Ne birikmiş maaşlarını ödüyorlar, ne tazminatını, ne yasal haklarını! Demokrasi, hak hukuk, kendi içlerinde pek işlemiyor. Yazılanlara gelince. O kadar çok yalan uçuşuyor ki ortada, inanmak istiyorsan, birine inanmazsan birine inanırsın. Şu liste ve etiket hikayesine yeniden dönersek, zamanında komünist deyip kızdılar. Zamanında feminist. Şimdi cuntacı olmuşuz. Dışarıdan bakıldığında hızlı bir değişim! Oysa ben hep aynı yerde duruyorum! 12 Mart döneminde görev yaptığım üniversiteden atıldığımda da ne ordu düşmanıydım, ne cuntacı. Kurumlara değil, varsa yanlış yapan kişilere kızarım. Bizim hıyarlar heykel tekmeler. Binaya kızar. Askerlik kaldırılsın diye yazı yazmış, başlarındaki. Bence asıl istediği ordu kaldırılsın. Lağvedilsin! Yakında ordu mensuplarının tümünü silahlı örgüt kurmaktan tutuklayıp beylik tabancalarını da suç delili olarak alırlarsa şaşmayacağım. Ordu ise teyakkuzda, savunma halinde. Oysa ordular saldırıda başarılı olur. Yakalayamadıkları düşman tarafından içerden hançerlenip durdukları, savunmada kaldıkları için de pek başarılı değiller, insanın ruhu kararıyor, üzülüyor. Ne hallere düştük!

Zamanlaması, planlaması harika!

Hanımlar fal baktırmaya pek meraklıdır, onlar iyi bilir. Falcıya niye inanırsınız bilir misiniz? Önce sizden doğru olduğuna emin olduğu bazı sinyalleri alır ve size yansıtır. Aa nasıl da bildi dersiniz ve artık ondan sonra söylediği her şeye inanırsınız. Mesela orta yaşlarda, canı sıkkın evli bir kadın mısınız? “Hımmm, eşiniz sizi aldatıyor” diye başlar anlatmaya, siz zaten yeterince kurmuşsunuz, oltaya takıldınız, ne söylese yutarsınız! Şimdi bunların taktikleri de böyle: Köstebekleri var. Bu amaçla yayınlanan bir gazetedeki bir kişiye veriyorlar, hep aynı isim, o da yayınlıyor. Bir kısmı sızdırılmış doğru bilgi. O kısmına inanınca, arkasına eklenen bütün o dehşetengiz uydurmalara da inanıyorsunuz! Ve bu tam da ne zaman yapılıyor? Anayasa Mahkemesi’nin askerin sivil mahkemelerde yargılanmasının iptali için açılan davaya karar vereceği günden bir gün önce ve o gün... Anayasa Mahkemesi üyeleri ne düşünecek? “Vay canına! Bunlar camileri de bombalayacakmış, ne korkunç. Aman bunları sivil mahkemelerde yargılayalım da birbirlerini kollamasınlar, iptal kararı vermeyelim.” Anayasa Mahkemesi üyeleri fal baktıran ev hanımı gibi davranmadı. Bu oyundan etkilenmedi ve kararı iptal etti. AKP cephesinde kıyamet kopuyor: “karar anayasaya aykırıdır” diyen de var, “artık anayasanın sivil anayasa olmasının zamanı gelmiştir” diyen de; “Anayasa Mahkemesi TBMM’nin nasıl üstüne çıkar” diyen de! Aynı Anayasa Mahkemesi, kararı iptal etmeseydi, aynı ağızlar aynı Anayasa Mahkemesi’ni sivil anayasanın sivil yargısı diye göklere çıkaracaktı! Haa bu arada iyi oldu, TEKEL işçileri, ataması yapılmayan sözleşmeli öğretmenler ve doktorlar konuları da bir süreliğine uyutuldu!