Ne özgürlüğü! Bağımlılıklarımızın kölesiyiz

a
a
Pazar, 04 Nisan 2010 - 05:00

Fareleri üç gruba ayırıyorlar. İlk grubu sağlıklı gıdalarla besliyor; ikinci gruba sınırlı miktarda abur cubur yiyecek; üçüncü gruba da sınırsız miktarda kek, börek, jambon, çikolata gibi abur cubur veriyorlar.
İlk iki grupta olumsuz bir tepki meydana gelmezken, üçüncü grubun hızla kilo aldığı ve beyin devrelerinin zayıfladığı gözlemleniyor. Tıpkı sigara ve uyuşturucu bağımlılarında olduğu gibi. O kadar bağımlı hale geliyorlar ki, abur cubur kesilince iki hafta süresince normal gıda yemeyi reddediyorlar.
Bağımlılığı ölçmek için, abur cubur verilen farelerin ayakları arasında ışık yakarak acı hissetmelerini sağlayan bilim adamları, normal farelerin ışık yanar yanmaz kaçtıklarını, obez farelerin ise acıya rağmen abur cuburu yediklerini gözlemliyorlar.
Ve bilim adamları, bu tür çok kalorili gıdalar tüketme alışkanlığından kurtulmanın, tıpkı uyuşturucu bağımlılığından kurtulmak kadar zor olduğu sonucuna varıyorlar.
Modernleştikçe özgürleştiğimizi sanıyoruz ya biz, aslında modernleştikçe bağımlılıklarımızın kölesi haline geliyoruz. İstediğimiz her bilgiye istediğimiz an kavuşmayı, istediğimiz her yere gitmeyi, istediğimiz kadar mobil olmayı özgürleşmek sayıyoruz.
Oysa cep telefonumuzu evde unuttuğumuzda elimiz ayağımız birbirine dolanıyor, internet erişimimiz olmadığında ne yapacağımızı bilemeyip paniğe kapılıyoruz. Kimimiz telefona, kimimiz internete, kimimiz abur cubura, kimimiz alışverişe... Bir şekilde bağımlıyız hepimiz.
Ve modernleştikçe artan, aslında özgürlüğümüz değil, bağımlıklarımız...

Sonunda... Kösem Sultan
Sadece Osmanlı tarihinin değil, belki de dünya tarihinin en etkili kadınlarından biri, Kösem Sultan. Önce kocası, sonra kayınbiraderi, sonra üvey oğlu ve öz oğulları üzerinden devlet işlerini idare edecek kadar hırslı. Tüm saraya nüfuz edecek kadar etkili. Tam ‘bitti’ sanıldığı zamanlarda küllerinden doğacak kadar da güçlü bir kadın.
Sonu boğularak öldürülmeyle biten, entrikalarla dolu hayatı filmlere konu olacak kadar renkli. Aslında Mahpeyker Kösem Sultan’ın hayatından uzun bir dizi bile çıkarılırmış ama epey zorlanılacağı düşünülmüş olmalı ki; ‘Mahpeyker’ adıyla filmi çekiliyormuş şimdi. ‘Nihayet!’ mi demeli?
Gençlik yıllarını Damla Sönmez’in canlandırdığı ‘Mahpeyker’in iktidara en çok hakim olduğu ileri yaşlarını Selda Alkor oynuyormuş. Bu rol için yılların ‘Hanımağası’ Selda Alkor’dan başkası da düşünülemezdi aslında. Ne diyelim, cuk oturmuş.
Yapımcılığını Avni ve Ayfer Özgürel’in üstlendiği film için tam 500 kostüm dikilmiş. Dönem filmi olmasından ötürü maliyeti yüksek olan film için sponsor bulmakta zorlanılıyormuş ki; İstanbul 2010 Kültür Başkenti Ajansı imdada yetişip, filme önemli bir katkı sağlamış.
İşin güzeli, bu kez tarihe ve karakterlere -hep alışık olduğumuz şekilde- erkek gözüyle değil, bir kadın bakış açısıyla yaklaşılacakmış. Osmanlı’daki kadın iktidarı ve Harem’in etkisi ortaya çıkarılacakmış.
Hadi bakalım. Filmi iştahla bekliyoruz...

Etkileşim çok iletişim yok
Geçtiğimiz hafta, üniversitede okuyan kuzenlerimle dışarı çıktığımızda ellerinden telefonlarını düşürmediklerini görünce, dayanamayıp sordum ‘Ne diye çat çat çat mesajlaşıp duruyorsunuz?’ Sonra da en ‘anne’ ses tonumla ‘Çağırın arkadaşlarınızı buraya, burada konuşun, eğlenin’ deyiverdim.
Biri, şehir dışında olan arkadaşlarıyla mesajlaştığını söyledi, diğeri de o esnada Beyoğlu’nda bir cafede olan Esra ve Efe’yle. ‘Ne yani, Esra ve Efe şu anda başbaşa bir cafedeler ve ikisi de kendi telefonlarından seninle mi mesajlaşıyorlar!’ diye sordum.
Cevap: ‘Esra diyor ki mesajında ‘Çocuğu baydım galiba. Ona bir mesaj atıp sıkılıp sıkılmadığını sorsana’.
‘Eee?’
Cevap: ‘Efe de diyor ki ‘Ayşe sıkıldı galiba. Ona bir mesaj atıp bizi de sizin oraya çağırsana’.
Tabii ben ‘E bunları niye birbirlerine söylemiyorlar ki?’ diye düşünüyorum ama gülerek ‘E sana niye mesaj atıyorlar? Birbirlerine atsalar ya!’ diyorum.
Mesajlaşmalar bütün gece sürüyor. Anlıyorum ki onlar sadece o gece değil, her gün, her saat öyle yaşıyor. Sadece onlar değil tabii, o yaşlardaki tüm gençler öyle yaşıyor. Hepsi‘on line’, hepsi sürekli birbirinden haberdar. Sözde iletişim çağında yaşıyor ama karşı karşıya geldikleri zaman konuşamıyor, üçüncü bir kişi üzerinden ve ancak teknoloji yardımıyla iletişim kurabiliyorlar. Velhasıl kelam, gençler oldukça yoğun bir etkileşim içindeler ama bunu iletişime çeviremiyorlar.

HAFTANIN NOTU
Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nde ‘Girişimcilik’ konusunda konferans veren TOBB Genç Girişimciler Kurulu Başkanı ve Pegasus Hava Yolları Yönetim Kurulu Başkanı Ali Sabancı, sermaye karşıtı sloganlar atan bir grup sol görüşlü öğrencinin yumurtalı saldırısına uğramış. (Birtakım şeylere kızabilir, karşı durabilirsiniz. Ama bir şeyleri protesto etmenin yüzlerce yöntemi varken, hiç de yaratıcı olmayan, son derece ilkel bir yöntemi kullanırsanız, protestonuzun ve kendinizin seviyesini düşürürsünüz. Öte yandan, gençlere seslerini duyurabilecekleri, medeni, eleştirel, düşünceye açık alanlar yaratamadığımız için bizler de suçlu sayılırız).