'Ne yapsam bende kötü durmaz'

Ayla Çelik'in şarkılarını Sibel Can'dan, Nükhet Duru'dan, Petek Dinçöz'den dinledik bugüne kadar. “Artık şarkı söyleme sırası bende” dedi ve 'Lavanta' adlı bir albüm çıkardı. Ayla Çelik'le Bebek'teki Lulu's'ta buluştuk. Müzik serüvenini ve bu serüvenle paralel giden hayatını konuştuk

a
a
Pazar, 26 Aralık 2010 - 05:00


'Ne yapsam bende kötü durmaz'

Seral Cumalı

scumali@posta.com.tr

Müzik serüveniniz yeni başlamıyor; kendi albümünüzü çıkarmak için neden bu kadar beklediniz?

Acelem yoktu; ortam da kötüydü. Sonuçları da gördük, bir sürü insan bir gecede parladı bir gecede söndü. Çok ucuz şarkılar çıktı; çok ucuz görüntülerle bunları seyrettik. Uzun zamandır hit şarkı çıkmadı. Nereye giderseniz 70’ler, 80’ler, 90’lar gecesi var. Eğlence hayatı bitti, dışarı çıkmak istemiyor kimse. Bıktık bunlardan. Gayet güzel silkeleniyorlar. Onlar artık itibar görmüyor, şimdi müzisyenlerin şansı daha iyi. Ben açıkçası ışık görüyorum. Hiç mütevazı olamayacağım, benim albümüm insanların son derece ihtiyaç duyduğu bir albüm.

Bu albümü diğerlerinden ayıran özellik nedir?

9 tane çok kıymetli şarkı var. Biz bu şarkıları 20-30 sene sonra da dinleyebiliriz.

Yani kalıcı olacağınıza mı inanıyorsunuz?

Hiç şüphem yok. Kesinlikle eminim. İnsanlar niye şaşırıyor anlamıyorum; ben işimi yapıyorum. Eğitimimi de bu yönde aldım. Konservatuvarda okurken Melih Kibar Hocam’la yıllarca birlikte çalıştım. Zaten herkes işini yapsa demin bahsettiğimiz olumsuz ortam olmazdı.

Alaylı olmayı kabul etmiyor musunuz?

Alaylı olmak başka bir şey elbette, ona da saygım var sakın yanlış anlaşılmasın. Ama böyle bir yola çıkacaksa bence bunun eğitimini alıp çıkmalı. Sen terzi ol, şu ol, bu ol, şarkıcı ol, yok böyle bir şey.

Sizi tanımadan önce birçok ünlüden sizin şarkılarınızı dinliyorduk. Sizin ününüzün önüne geçen şarkılardan hangisi en sevileniydi?

Çok seslendirildi; ama bizim tabirimizle en çok patlayan Sibel Can’ın söylediği ‘Benim Adım Aşk’ oldu. Yaprak Dökümü dizisindeki şarkılarım çok patladı. Geçtiğimiz hafta Yaprak Dökümü’nde son albümümden de ‘Ağlama Babacığım’ adlı parça yayınlandı.

Bu şarkının ortaya çıkışına vesile olan bir anı var mı?

Babamla ilgili bir anısı yok. Ama daha önce bir film projesi için; bu şarkı üzerinde çalışıyordum. Sonra o film projesini gayrıciddi buldum, şarkıyı vermekten vazgeçtim. Şarkı üzerinde çalışmaya devam ettim ve kendiliğinden ortaya çıktı. Yaprak Dökümü’ne de cuk oturdu. 

Şarkı söylemek mi şarkı yapmak mı?

Şarkı söylemenin de keyfi var ama şarkı yapmanın keyfi bambaşka.

Eskiden şarkılarınızı başkaları söylüyordu, siz de rahat rahat yaşıyordunuz. Şimdi sevgilinizle istediğiniz gibi rahat dolaşamayacaksınız paparazziler peşinizde olacak. Bunlara hazır mısınız?

Zaten çok fazla dolaşan biri değilim sorun olmaz! Çok izole bir hayatım var; beni bozacağını düşünmüyorum açıkçası. Şimdi bana iyi geliyor her şey, niye rahatsız olayım ki diyorum. Zaten yaptığın sevilirse böyle tepkiler alıyorsun, bunun bedeli de buysa sorun yok gibi geliyor açıkçası. Çok rahatsız olmayacağımı düşünüyorum. Ben ne yapsam bende kötü durmaz! 

Öyle mi?

Taşımakla alakalı biraz. Rahat olmakla da alakalı. Ben birisiyle de görünebilirim ne olur ki? Beni her şekilde yakalayabilirler, bende mutlaka iyi durur! 

Ne kadar kendinize güveniniz var; ne iddialısınız!

Biliyorum, tanıyorum kendimi. Hep böyleyim ama arkasında duruyorum. Bana megoloman diyebilirsiniz, ama İTÜ Devlet Konservatuvarı mezunuyum, şarkılarımı Sibel Can, Nükhet Duru (bu arada albümde teşekkürü unutmuşum, ondan çok şey öğrendim), Petek Dinçöz okumuş, tiyatro müzikleri yapıyorum, Melih Kibar’ın asistanı olarak 5 yıl çalışmışım, Aysel Gürel gibi bir kadın girmiş hayatıma. Hepsine ben ulaştım. Tabii bunlar beni kuvvetlendiren, dimdik ayakta tutan şeyler. Ve devam da edecek. 

Aysel Gürel’in şarkısıyla çıkış yapacağınız o zaman konuşulmuş muydu?

Konuştuk. Çünkü ben albüme başlamıştım. O çok istiyordu, onunla hayalini kurmuştuk. ‘Mavi Ortancalar’ onun şarkısı... O kadar çok şarkısı kaldı ki, kumaşta, kağıtta, çiçeğin yaprağının üzerinde, gazete kenarında, sigara paketinin arkasında yazılı. Böyle bir evdi Aysel Abla’nın evi. Oturacak yer bulamazdınız. Hani Aysel’in evine ‘çöp ev’ dediler ya, çöp dedikleri bu şarkılardı. Ölümünden sonra Tarkan söyledi, ben söylüyorum...

Aysel Gürel’le dostluğunuz nasıldı?

Aysel Abla’nın hayatına pazarda girdim. Beyoğlu’nda pazar gibi ucuzcu yerler vardır, ortak tanıdığımızın dükkanında karşılaştım, üstüne atladım. Samimi ama biraz da sınırlıydı; “Ben konservatuvardan” deyince yelkenleri suya indirdi. 6 saat konuştuk. Sonra hep çok dost kaldık. O çok kıymetli, çok farklı bir kadındı. ‘Lüferin yanağı’ gibi lezzetli bir kadındı.

Albümün adı Lavanta, çıkış şarkısı Mavi Ortancalar. Aşk sözleri yerine lavanta, ortanca... Çok mu doğacısınız?

Doğal olmayı çok seviyorum, genelde de çok natürelimdir. Lavanta en sevdiğim kokudur. Bana büyükanne sıcaklığı, anne evi kokusu, küçük kız çocuğunu hatırlatıyor.

Bir şefkat arayışınız mı var?

Hayır, sevgi dolu bir ailede büyüdüm, hala da öyle.

Peki hayatta karşı cinste de o sevgiyi mi arıyorsunuz?

Ben ararım, bulurum zaten çok öyle bir sıkıntım yok sevgide.

Aşk şarkılarında kendi aşklarınızdan mı besleniyorsunuz?

İlla kendi aşkımdan değil; herkesin aşkından beslenirim. Mesela “Ne kadar beklemem gerekirse beklerim” diyen bir kadın var bir şarkımda; o aşk işte... 

Bekler misiniz?

Beklemem gerekiyorsa beklerim. Ben aşkta gerekeni yaparım. Ne gerekiyorsa onu yaparım. Aşkta kendimi ifade etmekten hiç utanmam. Ama mutlaka bir üslubu olmalı.

Siz teklif eder misiniz?

Hiç etmedim. Gerek olmadı. Ben çok kolay beğenen biri değilim. Tanımadan biriyle bugüne kadar hiç çıkmadım. İlk görüşte aşka inanmıyorum, benim için aşk değil o. Ben daha derin olanı seviyorum. Kendime çok kıymet veriyorum. Bu kıymeti ben vermezsem kimse vermez. Kendimi iyi sakladığımı düşünüyorum, koruyorum, bakıyorum. Seviyorum doğal olarak kendimi, bu yüzden bir kahve bile içmem. Aşk olarak adım geçmemeli.

Şu sıralar bir aşk var mı? Yoksa yalnız mısınız?

Hiç yalnız kalmadım. Yalnız değilim. Yalnızlık Allah’a mahsustur... 

Aşkta aradığınız nedir?

Doğallık ararım. Mükemmel olan hiçbir şeyi sevmiyorum. Ben gerçekçiyim. Pürüzleri severim, küçük bir yara izini severim. İnsanları tipleriyle değerlendirmeyi çok ayıp bulurum...

(19 Aralık 2010 tarihli Pazar Postası'ndan alınmıştır)

2