'Ne yaptımsa selülitim geçmedi'

Oyuncu Burcu Kara yakında yeni bir dönem dizisiyle karşımızda olacak. Bu yüzden heyecanlı olan Burcu Kara, Form Sante Dergisi'ne röportaj verdi ve sağlıktan, güzellikten, bakımdan söz etti

24 Kasım 2012, Cumartesi 05:00
A A

- Şu sıralar neler yapıyorsunuz?

Yaz aylarında ‘Romantik Komedi 2’yi çektik. 3 yıldır sürdürdüğüm bir tasarım programım var. Onun çekimlerine başladım. Bahçeşehir Üniversitesi İleri Oyunculuk Bölümü’nde yüksek lisans yapıyorum. Tiyatro oyunum başlıyor. Yeni bir dizide rol almaya başladım.

- Dönem dizisi mi?

Evet. 1967 yılında Süleyman Demirel döneminde geçiyor. Aslında bir kül kedisi hikayesine benziyor. Kimsenin kötülüğüne inanmayan, kendini kandırarak yaşayan bir kızın karmaşık ilişkileri anlatılıyor.

- Beslenmenizde nelere dikkat ediyorsunuz?

Çok şanslı bir çocukluk dönemi geçirdim, çünkü Bursalıyım ve anne-baba tarafım çiftçi. Çocukluğumda sofraya oturduğumuzda domates, zeytin bizim bahçeden, yumurta tavuklarımızdan, kaymak anneannemden geliyor, ekmek de yine bizim ürettiğimiz buğdaydan yapılıyordu. Her şey doğaldı. Her türlü bitkiyi, ağacı, çiçeği, böceği tanıdım. Soframızın vazgeçilmezi zeytinyağıdır, bütün yemekleri zeytinyağıyla yapıyoruz.

Zeytinyağlı bir yemek yoksa o sofra benim için eksiktir. Genelde sebze ve meyve ağırlıklı besleniyorum. Sebze yemediysem, özellikle de dışardaysam ızgara yiyorum. Hamur işi, kebap ya da pide gibi şeyler yediğimde kendimi mutsuz hissediyorum.

- Ya tatlılar?..

Çok severim. Arabamda ya da çantamda hafif bisküviler bulunur. Mutlaka elma, armut, meyve püresi tüketiyorum. Midemi boş tutmadan yaşamaya çalışıyorum.

'Çok güvenirim kazığı da yerim'

- Dış görünüşünüzden, soğuk biri gibi algılanıyorsunuz.

Aslında bu benim gibi avantaj. Çünkü insanlara çok çabuk güveniyorum. Şüphem yoktur, kimi görsem “Çok iyi biri” derim. Herkes benimle dalga geçiyor bu yüzden. Evimi açarım, cebimdeki parayı paylaşırım. Bu nedenle de çok kazık yiyorum. Çok erken yaşta okula başladım ben. Annemle babam çalıştığı için yalnız bir çocuktum.

Başımın çaresine bakmak zorundaydım. Üniversiteye de 16 yaşında başladım. Sınıf arkadaşlarım 20-22 yaşındalardı. Nasıl göründüğümü bilmiyorum ama yüzüme böyle yansıyor olabilir.

‘Cahil cesaretiyle başladım’

- Sizi sunuculukla tanıdık. Sunuculuk size neler öğretti?

18 yaşımdan beri sunuculuk yapıyorum. Eskişehir’de üniversitedeyken yerel bir kanalın kapısını çalıp “Sunuculuk yapmak istiyorum” dedim. Deneme çekimi yaptılar ve tamamen cahil cesaretiyle bu mesleğe adım attım. Sonrasında her çeşit programı sundum. Çok özgür ve kendim olduğum bir alan. Oyunculuk ise daha farklı. Oyunculuk yaparken başka biri oluyorsunuz, başkalarının hayatını oynuyorsunuz. Sizin bedeninizde başka biri can buluyor. Aslında oyunculuk şizofrenik bir durum.

- Oyuncu olmasaydınız ne olurdunuz?

Organizatör olabilirdim. Organizasyon yapmaya çok yatkınım. Arkadaşlarım bu huyuma sinir oluyor. Bir yere gidilecekse ben plan yaparım ve 5 dakika sonra evden çıkarım. Herkesin ne yapacağını da planlarım. Güzellik ve estetik üzerine de bir şeyler yapabilirdim. Ya da dekorasyon üzerine bir iş olabilirdi.

‘Aşkta ahkam kesmek çok tehlikeli olabilir’

- Aşk konusunda ne düşünüyorsunuz?

Aşk hakkında bildiğim tek şey, hiçbir şey bilmediğim. Sadece bunu söyleyebilirim. Aşk iradeden bağımsız gelişiyor. Bu konuda ahkam kesip maval okumak çok tehlikeli. Aşıkken cümlelerin ya da zihniyetin farklılaşabiliyor. Aşk iki kişilik bir şey ve aşk hakkında konuştuğunuzda sadece kendi kendinize konuşuyorsunuz. Bu nedenle üzerine ahkam kesilemeyecek tek şey.

‘Güzel zeytinyağlı yaparım’

- Güzel yemek yapar mısınız?

Annemden geçen birşey mi bilmiyorum ama yemeklerimi herkes severek yiyor. Aynı anda üç çeşit yemek yapabilirim, çünkü çok pratiğim. Zeytinyağlı yemekleri çok güzel yapıyorum. Ama yalnız yiyemem, mutlaka yanımda biri olacak.

- Kilo sorunu yaşadınız mı hiç?

Ergenlik döneminde yaşadım, 67 kiloya kadar çıkmıştım. Tombuldum yani. Üniversitede ise ailemden ayrılıp düzenim bozulunca 15 kilo birden verdim. 10 yıldır aynı kilodayım.

- Enerjik gibi görünüyorsunuz.

Çok hareketli ve tezcanlıyım. Herşeye koştururum. Bence bu, metabolizmama da yansıyor. Birine birşey yaptırmak yerine işimi kendim yapmayı tercih ediyorum. Makyajımı, saçımı, hatta manikürümü bile kendim yaparım. Çünkü kuaföre gidip orada oturmaya tahammülüm yok. En çok saçımla vakit kaybediyorum. Saçını 5-10 dakikada yıkayıp çıkanlara bayılırım.

- Saçınıza bakım yapıyor musunuz?

Banyoda maske yapsam da beklemeye tahammülüm olmuyor. Bir an önce yıkayıp kremlemeye çalışıyorum.

- Selülit sorununuz var mı?

Selülitsiz kadına kadın demem (gülüyor). Türk kadını olup da selülitsiz olanını görmedim. Benim de var. Bunun için bir süre çay ve kahve içmedim, değişiklik olmadı. Kremler de denedim, başarılı olamadım. Sonra da selülitlerimle barışmaya ve onlarla yaşamaya karar verdim. Çözümü var mı bilmiyorum. Genetik bir sorun herhalde.

“Herkes kendini beğenir”

-Sağlığınıza dikkat eder misiniz?

Hayır, bu konuda ihmalkarım. Üniversitede ani kilo verdiğim için kansızlık başgösterdi. Bu nedenle çok üşüyen bir insanım, kışın acı çeker gibi üşüyorum.

- Estetik yaptırmayı düşünür müsünüz?

Karakteristik özellikleri bozmadan, şu halimi muhafaza edecek takviyelere yakınım. Mezoterapi, vitamin iğneleri, dolgu gibi uygulamalara açığım. Bazen çizgilerime bakıyorum, “Acaba yamuk mu gülüyorum?” diyorum. Bazen iki dişimin arası çok ayrık geliyor. Herkes her yerine takılabilir. Kendini beğenmeyen insan yoktur ama her şeyini beğenen insan var mıdır, bilmiyorum.

- Spor yapıyor musunuz?

Tezcanlı olduğum için disipline giremiyorum. İşte çok disiplinliyimdir ama spor konusunda programa uyamıyorum. Bir kere uyguluyorum, ikincide bırakıyorum. Her yıl spor salonuna yazılıp üzülmek yerine artık beni mutlu eden şeyleri yapıyorum. Bunlar arasında squash ve partner bulabilirsem tenis yer alıyor. İki yıldır at biniyorum. At binmek kilo verdiren bir spor, özellikle kadınlar için uygun.

(17.11.2012 tarihli Cumartesi Postası'ndan alınmıştır.)

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;